02 Haziran 2014

Geri Dönmek İnan İşten Değil…

Vay be…

Son tarih 2011 diyor. Ne kadar geçmişte kalmış, ne kadar prehistorik bir Yiit K. Ve aslında ne kadar mutlu bir Yiit K…

Son blog yazımdan 2 ay sonra babamı kaybettim… Bu satırı buraya yazmayı çok sefer düşündüm, nasıl yazacağımı, nasıl yazmam gerektiğini, neler yaz… neyse. Düşünüp ağlıyordum bu satırları, yazmak, öldü demek bile sürreal geliyordu bana – hala geliyor gerçi… Belki de bu yüzden uzun zaman yazmadım. Bunu yazmadan ah şurda yedim içtim demek saygısızlık, hatta günah geliyordu. Erteledim, erteledim, ve oldu 2014…

Son 2 ay içerisinde de annanemi ve dedemi kaybettik. Biri 93 biri 98 yaşındaydı. Annanemi kaybettikten sonra 40 gün dayandı dedem. 70 seneye yakın bir evlilik, aşk, yoldaşlık sonrası eşinin 40′ını çıkardı ve 41. gün o da gitti. Garip bir üzüntü tabi, ama babamla nasırlaşan yüreğim nispeten rahat atlattı bu sefer. Zaten güzelliklerle dolu iyi yaşanmış upuzun bir ömrün arkasından ancak gülümsüyor insan, gittikleri yerde de beraber ve mutlu olurlar inşallah diye.

Bana da, esasen kara komedi olan bu hayat çerçevesinde mantıklı geldi bir vefatla uzaklaştığım bloguma iki vefatla dönmek.

Hoşbulduk.

11 Aralık 2011

Çocuk Askere Gidiyor Resmen!

O ki bir Sosyal Medya fenomeni.

O ki bir 4SQ superuser’ı.

O ki bir MeGu!

Adam resmen askere gidiyor arkadaşlar. Hani birçok kişi gidiyor da, MeGu gittiği için askeriyeye ayırdığım bütün ilgi kotamı dolduruyor. Kendisine su gibi gidip su gibi dönmesi, son 6 ayda stokladığı 3 5 kiloyu askerde atıp Mayıs’ta Sole Mare civarlarına bomba gibi düşmesi, bi de bi hafta hızlı trene binip ankara dönmesi dileklerimi yolluyorum. Sağlıkla git gel karşim!

Allah bu arada askere her gidene sağlık sıhhat ve sabır versin, bu 3S ile gidin gelin ve anlatacak bin tane güzel anınız olsun inşallah.

Öper!

 

17 Kasım 2011

An Overdue Üzüntü

Ben ki saat 22:22 olduğunda bile keyiflenen bi herifim. Severim simetriyi, zaten hangi erkek sevmez ki.

Hakikaten ay gün saat falan değil, yıllardır keyifle beklediğim, kesin nerd gibi bilgisayara çöker ekran görüntüsü alırım falan dediğim 11 Kasım 2011 saat 11:11′i kaçırdım aga. Zira İzmir-İstanbul direksiyon sallıyordum, kaçırdım resmen. Tam o anlara denk gelen bi radar cezası yedim galiba, o enteresan bi hatıra olabilir bak, ama ne ss alabildim, ne o anı el çırparak bir embesil gibi karşılayabildim.

Gavurların palindrom dediği, benim ise sadece keyifle baktığım bu oluşumun tadını çıkaranlara selam eder, benim gibi kaçıranlaraysa en afilli palindrom için 211 senelik uzun, mutlu ve sağlıklı bi ömür dilerim.

 

Filled Under: Serbest Dalış

Bayram tatili sonrası işe dönmek çok zor lan!

Yani motiveyim, enerji doluyum şu an, kendimi de çok şükür ki süper hissediyorum, ama yarın yine aynı kıyafetlerle, aynı ofiste, aynı insanlarla benzer işi yapacak olmak insanı düşündürüyor. Ki ofisim şahane, çalışan insanlar da gerçekten acaip kafa insanlar, yaptığım iş de aslında değişik bi iş, her proje biraz farklı, biraz öğretici falan. Ama ev çok güzel, ailem de burada, istediğim gezmek, yemek, içmek falan. Ne enteresan di mi =)

Bayram başlamadan önceki salı günü idari izne ayrıldım. Son 2 günü de birleştirdim. Yani, nazar değmesin ve kıskanmayın canlar ama son 15 gündür falan tatildeyim. Çok zor laaannn!

Benimle benzer durumlar yaşayan bayram mağduru tüm emekçilere gelsin! Rileks, teyk it iizi beybiiz!

 

Filled Under: İş Güç

21 Ekim 2011

Kısa Kısa Vörjın 14

Güzel oluyo bu tarz kurtarıcı yazılar bence:

- Çalışma hayatı enteresan birşey. Sevgilimle hemfikiriz, hatta bütün dünya insanlarıyla (Japonlar ve Almanlar hariç) hemfikiriz ki hayat böyle geçmez. 8 9 ayda pes ettin it diyenlerin kafasına budaklı odun ilen vururun!

- İşimden de memnunum ha. Özellikle bu aralar, hep yapmak istediğim projelerde ve çalışmak istediğim müdürlerleyim, aslında hayat bana güzel (yalaka mode on).

- Yine de sabah sıcak yataktan çıkmak, yağmurda çamurda dışarı çıkmak zorunda olmak boktan bişey. Benim kadar motive adam bile eeh eytere beah diyo.

- İzmir’e gidildi geçen hafta. Taa ilkokul arkadaşım Ouz ile taaa ortaokul lise arkadaşım Makgün nişanlandılar. Kimseye sürpriz olmadı, zaten sittin senedir beraberlerdi, ama o kadar güzel ve zevkli bi gece planlamışlar ki, insan kendi nişanını planlamaya başlıyo resmen. Sayelerinde ne zamandır görmediğim arkadaşlarımı da gördüm, hatta bi kısmıyla İstanbul’da buluştuk bile. Makgünüme de Ouzuma da yıllardır süren mutluluklarını bir ömre yaymalarını diliyorum.

- Nişan sırasında bir arkadaşımla uzun uzun konuşma şansım oldu. Ben finans sektöründeyim, arkadaşım büyük fabrikalar sahibi, eşi de enerji işinde. Apayrı yerlerdeyiz yani, ama hepimizin ortak noktası, işin nası da insanın hayatını çaldığı yönünde. Mevzu para pul veya işten alınan keyif değil, Allah’a şükür hepimiz iyiyiz bu noktalarda, ama hayat insanı es geçiyor, iyi bir işte çalışıyosun diye gün 30 saat sürmüyor. Orda farkedip paylaştığım bir laf oldu: insan bu durumu, arkadaşı olup aramamayı, arkadaşları tarafından aranmamayı, sosyal program yapmamayı kanıksıyo. İşte en kötüsü de bu, senin normalin ev iş iş ev oluyo yani. Bunu kırmak lazım.

- Havalar buz kesti anasını satıyım. Sonra güneş açtı anasını satıyım. Lan kendini ton balığı gibi hissediyorum. Bi hafta önce yüzüyodum, sonra şokladılar, şimdi yine çözdüler falan. Kesin en son biri beni ızgara falan yapıp yanıma da bi ufak açıcak, tırsıyorum.

- Vedat Milör’e bağladım iyice, ama ukalalığını almadım pek. Adam Hatay’da bıyıklı mülayim balıkçı dayının dükkanında karides yiyo, “Ah bizim Fransa’nın cici bi köyü vardır Les Gebheshés diye, oranın kerevitini andırdı bu bana” tarzı yorumlar yapıyo. Dayı da kafa bile sallamıyo, “ben bu herifi niye beleşe besliyorum acaba…” diye düşünüyo kafasında, bıyıkları oynuyo muhakemeden. Yakında buradaki mekan tanıtımlarıma bir kıstaslar sürüsü getireceğim, iyice Eat & Travel’a bağlayacağım yakındır.

- Lan para veriyoruz bu blog açık dursun diye, ayda bi yazıyla kurtarmıyo. Kenara köşeye porno site reklamı alıcam yakındır.

Öptüm gıdınızdan gençler ve genç kalanlar,

Ye Ka

 

Filled Under: Serbest Dalış

Hakkaten zor…

O derece zor ki, yazısını yazmam için motive olmam bile bi hafta sürdü. Özellikle bayram arasını birleştirmiş, sonra da en kıçına da ekstradan bi pazartesi ekleyip, baştaki cumayı da yarım güne indiren biriysen (evet patronlarım anlayışlı, ben de işimi önceden bitirdim yilili) yaklaşık 11 gün boyunca şort tişört ve hatta mayo ile yarı çıplak gezip, sonra semi-penguen modunda takıma dönmek zor. Geç kalkan bi adam değilim, tatil günleri de 8 9′da kalkarım ama, sabah 8′de kalkmanın mecbur olması zor.

Gördüğüm istisnasız herkeste de bu olay var. Herkese deli zorlanıyor, “güzel” hayattan “gerçek” hayata dönmenin tatsızlığını yaşıyor herkes.

Ben bunu yazarken de sabah haberlerinde düğünden gelen paralarla traktör alan bi damat gösteriyorlar. Tamam adam camış olabilir, zaten erkeğin camışı bol olur diyebilirsin. Ama gelin nası razı olmuş böyle bi camışovskiliğe? Bugün düğün için traktör alıp onu süsleyip gelinini gezdiren damat, ileride evladını üniversiteye yollayacağı parayla köyde öküz alır. Kızım, korkarım ki senin hayatının daimi bayram sonrası pazartesisi keyfinde olacak. Bol şans dilerim sana.

 

21 Ağustos 2011

Happy Bday To Me!

Evet, bugün doğumgünüm =) Görüp de içinizden geçirdiğiniz kutlamalara çok teşekkür ederim, çok da şeyimdeydi diyenler de ata versin.

İnsanın sevdiği, sevmediği, alışkanlık haline getirip önem verdiği birçok şey küçükken oturuyor bünyeye. Ben de ufakkene (şimdi hayvan gibiyim, vaktiyle nispeten ufaktım), doğumgünüm takdir edersiniz yine aynıydı, 21 Ağustos’a denk gelirdi. Düşünün şimdi, okul zamanı değil, yani git sınıfta pasta kes çıldır çıldır Allaah tarzı doğumgünüm hiç olmadı. Yaz arkadaşları desen, 21 Ağustos yaza denk gelse de aslında yazın kıçında, yani son günlerinde olduğundan genelde onlar da dağılmış olurlardı. Ben, o sebepten hiç öyle şaşalı doğumgünleri falan kutlamadım. Öyle küçükken de üzüldüğümü hatırlamıyorum bu olaya, sonuçta alışık olduğun birşey değil, o yüzden eksikliğini hissetmiyor insan heralde.

Bu yaşa gelince tabi, artık yazmış kışmış bir önemi yok, sağolsun insanlar kutluyor. Ve gerçekten kutlanmak güzel. İnsanların facebook duvarına 2 kalem yazması da, telefonunda bir süredir konuşmadığın bir arkadaşının adının çıkması da güzel. Kutlamak, çoğu zaman bir angarya geliyor, sanki mesajı yazarken çok da içten olmayacak gibi geliyor, ama (kişiden kişiye değişmekle beraber), birkaç saniyeliğine de olsa birinin seni umursaması ve pozitif enerjisini paylaşması bence çok güzel birşey.

Kutlayın doğumgünümü yani. Üzülürüm bak =(

Şaka bi yana iyi ki doğdum =) Öpüyorum hepinizi gençler ve genç kalanlar.

 

Filled Under: Serbest Dalış

14 Ağustos 2011

Ramazan ve Üstüme Çöken Tırtlık

Bilen bilir, Mentalmasturbasyon.com’un İcra Kurulu Başkanı ve Özel Kalemi MeGu kardeşimle Ramazan’larda kendimizi ibadete veririz. Gerek babadan böyle gördük, gerekse din hanesinde yazan İslam sebebiyle kahvaltıya hasret, yer yer susuz, yer yer halsiz bir ay geçiririz. İşte o ayın ortasından sesleniyorum size.

Olayın güzel tarafları da var, hakikaten nefsini terbiye ediyorsun, bir bardak suyun bile kıymetini anlar hale geliyorsun. Bu tarz bi durum hariç, kolay kolay suya ulaşamadığım falan olmadı zira hayatımda, ve yine böyle bir tecrübe olmasa kıymetini bu derece bilemezdim sanırım. Ancak hayatı biraz sekteye uğratan tarafları da yok değil. Mesela, sosyal hayata bir darbe. Düşün, biriyle buluşacaksın ama yemek yemek, birşey içmek falan komple yasak. Ne yapacaksın ki? İftardan sonra zaten buluşmak, en azından benim için manasız, zira iftarı piton bakış açısıyla yapıyorum, ceylanımı yutup kenara çekiliyorum ince ince sindirmeye.

Yani bayrama kadar gündüz akşamı bekleyen, akşam olunca da uykuya dalan bi adama ulaşmak istiyorsanız o benim işte.

Şimdilik kaçar. Peace!

 

06 Ağustos 2011

Geldiğinde Karpuz Kesilmişse O Ev Evdir

 

İşte seni bu yüzden dev seviyorum ördy =))

Filled Under: Serbest Dalış

01 Ağustos 2011

1 Ağustos’ları Seviyorum

Son 2 senedir bu böyle. Zaten yazları severim, Ağustos da candır, bilimum  aslana ve benim doğumgünüme ev sahipliği yapar, severiz. Ancak 1 Ağustos, candan da candır, canandır. Çünkü çok özel bi hediye, tarihteki güzel bi 1 Ağustos günü düştü bu dünyaya.

Son 2 senedir hayatımda çok enteresan biri var. O kadar enteresan ki, her hareketini 1000 kere görmüş olsam da çözemedim, her hareketini 1000 kere görmüş olsam da şaşkınlığımı gizleyemedim. Hala onu hayran hayran izliyorum, gözlerindeki parlaklığı, sesindeki heyecanı, bana sokulurkenki sıcaklığını her seferinde bir ilk gibi tecrübe ediyorum.

Son 2 senenin sonunda öyle bir duruma geldim ki, Allah onu nazardan sakladığı sürece başka korkum yok. “Juno” filminde dediği gibi, hayatta seni olduğun gibi sevecek, senin olduğun gibi sevebileceğin insan, uğrunda çaba göstermeye değer insandır. Ya da, çok sevdiğim bir arkadaşımın dediği gibi, “hayat, ancak sana çok benzeyen bir ruhla çekilir hale gelen bir yolculuk.”

Yolculuğumu çekilir hale getirdiğin için teşekkür ederim. İyi ki varsın Ruhum, iyi ki tanıdım seni…

 

Filled Under: Serbest Dalış