Güzel oluyo bu tarz kurtarıcı yazılar bence:
- Çalışma hayatı enteresan birşey. Sevgilimle hemfikiriz, hatta bütün dünya insanlarıyla (Japonlar ve Almanlar hariç) hemfikiriz ki hayat böyle geçmez. 8 9 ayda pes ettin it diyenlerin kafasına budaklı odun ilen vururun!
- İşimden de memnunum ha. Özellikle bu aralar, hep yapmak istediğim projelerde ve çalışmak istediğim müdürlerleyim, aslında hayat bana güzel (yalaka mode on).
- Yine de sabah sıcak yataktan çıkmak, yağmurda çamurda dışarı çıkmak zorunda olmak boktan bişey. Benim kadar motive adam bile eeh eytere beah diyo.
- İzmir’e gidildi geçen hafta. Taa ilkokul arkadaşım Ouz ile taaa ortaokul lise arkadaşım Makgün nişanlandılar. Kimseye sürpriz olmadı, zaten sittin senedir beraberlerdi, ama o kadar güzel ve zevkli bi gece planlamışlar ki, insan kendi nişanını planlamaya başlıyo resmen. Sayelerinde ne zamandır görmediğim arkadaşlarımı da gördüm, hatta bi kısmıyla İstanbul’da buluştuk bile. Makgünüme de Ouzuma da yıllardır süren mutluluklarını bir ömre yaymalarını diliyorum.
- Nişan sırasında bir arkadaşımla uzun uzun konuşma şansım oldu. Ben finans sektöründeyim, arkadaşım büyük fabrikalar sahibi, eşi de enerji işinde. Apayrı yerlerdeyiz yani, ama hepimizin ortak noktası, işin nası da insanın hayatını çaldığı yönünde. Mevzu para pul veya işten alınan keyif değil, Allah’a şükür hepimiz iyiyiz bu noktalarda, ama hayat insanı es geçiyor, iyi bir işte çalışıyosun diye gün 30 saat sürmüyor. Orda farkedip paylaştığım bir laf oldu: insan bu durumu, arkadaşı olup aramamayı, arkadaşları tarafından aranmamayı, sosyal program yapmamayı kanıksıyo. İşte en kötüsü de bu, senin normalin ev iş iş ev oluyo yani. Bunu kırmak lazım.
- Havalar buz kesti anasını satıyım. Sonra güneş açtı anasını satıyım. Lan kendini ton balığı gibi hissediyorum. Bi hafta önce yüzüyodum, sonra şokladılar, şimdi yine çözdüler falan. Kesin en son biri beni ızgara falan yapıp yanıma da bi ufak açıcak, tırsıyorum.
- Vedat Milör’e bağladım iyice, ama ukalalığını almadım pek. Adam Hatay’da bıyıklı mülayim balıkçı dayının dükkanında karides yiyo, “Ah bizim Fransa’nın cici bi köyü vardır Les Gebheshés diye, oranın kerevitini andırdı bu bana” tarzı yorumlar yapıyo. Dayı da kafa bile sallamıyo, “ben bu herifi niye beleşe besliyorum acaba…” diye düşünüyo kafasında, bıyıkları oynuyo muhakemeden. Yakında buradaki mekan tanıtımlarıma bir kıstaslar sürüsü getireceğim, iyice Eat & Travel’a bağlayacağım yakındır.
- Lan para veriyoruz bu blog açık dursun diye, ayda bi yazıyla kurtarmıyo. Kenara köşeye porno site reklamı alıcam yakındır.
Öptüm gıdınızdan gençler ve genç kalanlar,
Ye Ka