Accaip yorgun bir Yiit K. size Londra’dan selam yolluyor arkadaşlar. Aslında kesinlikle yazacak halim yok. Son 5 günde gerek okula gerek gezmeye koşuşturmaktan 2 ayağıma da kan oturdu resmen, topuğum falan morumsu. Ancak son gecemde, eğer şimdi osuruktan teyyare de olsa 2 satır birşey yazmazsam, belki de bir daha İngiltere’den yazma şansım olmayacağını hesaba kataraktan başladım teyyarelere.
Kısaca hikayeyi vereyim bari. Londra’daki İsviçre Başkonsolosluğu’nda bir resepsiyon verildi, böyle headhunter tabir edilen insanlar bize iş verecek gibi yapsınlar deyü. Bir nevi MBA’ler için mayo defilesi diyebiliriz. Bize, CV’lerimize, dişimize falan baktılar, sağlıklılarımızı kişnettiler falan. Bunlar işin kimseyi alakadar etmeyen kısmı. Onun dışında eşşekler gibi bütün Londra’yı gezdim. Evet iddialı, ama resmen klişelerin büyük bir kısmını yaptım (abooo Big Ben’i tutuyom baahh, yililili kafamda Tower Bridge var tarzı). Güzel yedim, güzel içtim, sarhoş dahi oldum hatta.
Anlatmak istiyorum bunları. Çok aşırı ilginç olduklarından değil belki. Ama bu sitenin, benim çevremde veya beni tanımayan bazı kemik takipçileri var. Onlar dışında girenler ise genelde mekan, yemek vs. tanıtımı için giriyor. O yüzden bu tarz şeyleri olabildiğince düzgün yazıyorum, 3 5 kişiye yardımım dokunda gerçekten hoşuma gider. Ha bi de “okul etekli japon ufah gız” tarzı aramalarla girenler var, onlar ata versin zaten. Pis herifler.
Sağ salim St. Gall’e dönersem yazmaya başlayacağım inşallah. O vakte kadar sağlıcakla kalın canlar.