Bilen bilir, insanların “domuz gibi” tabir ettiği sağlamlıkta bir insanım ben. Yaz kış tişörtle gezerim, çok soğuksa bi gömlek geçirirm bağrımı aça aça gezerim, zerre de etkilenmem, hasta da olmam. Hele yazın, yok boğazım şişsin, aman rüzgar çarpsın, kat-a başıma gelmez. Yazın grip olan kesime ise sadece gülerim. Gülerdim. Grip oldum galiba lan… Nezle de [...]
Oldum olası toplu taşımadan haz almadım. Zannımca toplu taşıma da benden haz almadı, zira ne vaktinde otobüsüm geldi, ne bindiğim otobüs 5000 kişinin altında insanla kalktı. Vapurla gideyim dedim o bile rötar yaptı. Metroyu bile istisnasız 12 dakika bekleyen bir adamım ben yahu. Tiskiniyor insan bazı bazı. O sebepten ya arabayla giderim, ya da yürürüm [...]
28 Temmuz 2009
Bloga Eklentiler Yapmak İsteyen Ama Gerek Vakit Gerek Beceri Eksikliğinden Muvaffak Olamayan Genç
Böyle Pearl Jam’in elderly woman behind the counter in a small town tadını yakalamak istedim başlıkta. Bloga baktım, güzel, hala beğeniyorum yazdığımı da, iyice Hıncala vermişim aga kendimi. Yani ben olmasam Türkiye turizm sektörünü yönlendirecek başka bir rol model bulmak zor, ama yeter, artık size serbest yazı yazmak, ruhunuza dokunmak, buzdolabınızı açıp soğuk suyunuzdan içmek [...]
Haftasonu, Çeşme’ye gitme planları da varken, kendimi bir anda Özdere’de buldum. Yıllardır gitmediğim bir beldeye, bir arkadaşımın yazlığına çağırması sonucu tekrardan gitmiş oldum. Sorumlu bir blogcu olarak size anılarımı taşıyorum. Arkadaşlar, öncelikle Özdere’liler kızmasın, ama Özdere rezil biryer. Yani mekan yok, yer yok, dalgasız deniz yok, yok babam yok. Ne var? Rüzgar var, sıcak var, [...]
Sabah sabah, ki aslında medeni dünya için öğlen öğlen, insan acıkmış şekilde kalkıyor. Benim gibi acıkan diğer okuyucuların iyice midesini ağrıtmak için size sevdiğim bir yerden bahsedeceğim. İzmir’de büyüyenler bilirler, burada ululardan ulu bir kahvaltıcı vardır. Bol zeytinyağlı, üstüne kırmızı biber-kekik serpilmiş domates biber söğüşüyle, 3 çeşit peyniriyle, inanılmaz masif boyutta, adamı düz duvara tırmandıran [...]
Sonunda ev işimi de hallettim. Hayat bana güzel ya. Şu anda İsviçre’ye gitmeden halletmem gereken bişe kalmadı gibi birşey. Sadece ehliyetimi uluslararasına çevirmem ve de sağlık sigortamın detaylarını halletmem lazım. Evimi GoogleEarth lemek isteyen olursa Linsebühlstrasse 33 diyiverin, beni gösterir. Hayatımda ilk defa kendi evime çıkıyorum. Hem heyecanlıyım, hem tedirgin. Ev eşyası nası alınacak, nasıl [...]
Selamlar ey ahali. Son 2 gündür neden yazmadığım konusunda spekülasyonlar var. “Kalemini kırdı artık o.. Marmaris’e izdivaya çekildi” diyenler mi istersiniz, “Öldü o, artık Michael Jackson’ın yanında” diyenler mi… “Erenlere karıştı artık o, gören olmadı daha” diyen kesim de var tabi. Açıklama getirmek istiyorum: Marmaris’e gitmeyeli han oluyor, Rabbime şükür Michael’a daha çok var, Erenler [...]
Bana spor branşlarını sevdiren, sesim kısılana kadar bağırmama yol açan, dertsiz ömrümde dert sahibi eden, kupa göstermeyen ama her zaman şampiyonluğun baş favorisi olan, Avrupa Kupası alamayan, almasını da çok istemediğim, zira alırsa bazı heyecanların biteceğini düşündüğüm klübüm Fenerbahçe’nin kuruluş yıldönümü kutlu ve mutlu olsun. Şu rezalet ligde, iğrenç futbola rağmen, senede en az 2 [...]
Maymun Adası serisinin tam anlamıyla bir fanatiği olan beni inanılmaz sevindiren, PES hariç oyun oynamayan bünyemi geçmişten gelen çocuksu bir coşkuyla dolduran bir oyun piyasaya sürüldü. Lucas Arts, ulvi ekibi ve dahiyane beyin takımını birleştirip, aslında muhteşem bir oyun olduğu halde gerek yeni sistemlerle uyumsuzluğu, gerekse de artık iğrençten beter hale gelen grafikleri hesaba katıp, [...]
Herkesin hatırlayınca gülümsediği oyunlar vardır. Herkesin hatırlayınca “breh breh ne oyundu bee” dediği oyunlar vardır. Bir de herkesin hatırlayınca toplaşıp kahkaha ata ata hakkında 2 saat konuştuğu oyunlar vardır. Monkey Island serisi bu son gruba giriyor. Öncelikle belirtmek lazım ki, Lucas Arts’tan evliye olmasa bile avluya sokun. Adamların yaptığı her oyun, çevirdiği her film kayda [...]