Borat izleyenler espirimi anlar.
İsviçre’ye gelirken emin olduğum şeyler vardı. Pahalı olduğu, temiz olduğu, devamlı karlı ve soğuk olduğu. Biri hariç diğerleri patladı. Ve patlamasını yürekten istediğim tek şey patlamadı, ister istemez içimde patladı hatta. Burası pahalı lan. Frank doları geçti, evime kadar girdi artık. Sokaklar pis, devamlı sabunla yıkanıyor, yanlış anlaşılmasın, ama gel gör ki halk yere çöp atmaktan, tükürmekten, bira içip yere kusmaktan beis duymuyor. Eğlence yok, balgam çok tadında yaşıyorlar. Heralde yeni neslin itliği bu, zira halk alışkın değil gibi pis yerlere. Köpek sıçsa afedersin 27 kişi basıyor üzerine, zira aman köpek boku vardır, dikkatli yürüyelim gibi bir anlayış yok burada.
Ayrıca kar da yok. Geçen sene, ben üniversitemle ilk görüşmeleri yaparken resmen ekim başında kar yağıyordu. Şu anda aralık ayının başlarındayız ve hiçbiyerde kar yok anasını satayım. Ben diyordum ki kardan adam yaparım burnuna havuç takarım, nerdee. 20 kazak getirdim, bi kere birini giymedim daha, hala tişört gömlek arası geziyorum. Beni kandırdılar bence.
Ayrıca yarın bayram. İnsan düşünüyor bayramlarda, garip bi yerdeyim ben yahu diye. Yarın kısmetse namaza gideceğim yine, St. Gallen Eyüp Sultan Camii’ne (şaka değil). Fırsat bu fırsat, hepinizin de bayramını kutlarım. Tadını çıkarın, kavurma falan yiyin. Akşam ailecek sıcak evlerinizde kavurma pilav götürürken Show TV ana haber bültenini açın, acemi açpiç kasapların ellerinden kaçırdığı danaları, sokakta kurban kesip mahalleyi Troy filmine çeviren adamları izleyin. Bu güzel geleneği canlı tutun, gelince aynen devralmak istiyorum zira.
İyi bayramlar Cemaat-i Ateşiniyollabana.




























