Ateşini Yolla Bana

Hakan Peker'den değil ama…

Archive for Kasım, 2009

Heryerde Kar Var… NOOTTT

Posted by Yiit K. on Kas-26-2009

Borat izleyenler espirimi anlar.

İsviçre’ye gelirken emin olduğum şeyler vardı. Pahalı olduğu, temiz olduğu, devamlı karlı ve soğuk olduğu. Biri hariç diğerleri patladı. Ve patlamasını yürekten istediğim tek şey patlamadı, ister istemez içimde patladı hatta. Burası pahalı lan. Frank doları geçti, evime kadar girdi artık. Sokaklar pis, devamlı sabunla yıkanıyor, yanlış anlaşılmasın, ama gel gör ki halk yere çöp atmaktan, tükürmekten, bira içip yere kusmaktan beis duymuyor. Eğlence yok, balgam çok tadında yaşıyorlar. Heralde yeni neslin itliği bu, zira halk alışkın değil gibi pis yerlere. Köpek sıçsa afedersin 27 kişi basıyor üzerine, zira aman köpek boku vardır, dikkatli yürüyelim gibi bir anlayış yok burada.

Ayrıca kar da yok. Geçen sene, ben üniversitemle ilk görüşmeleri yaparken resmen ekim başında kar yağıyordu. Şu anda aralık ayının başlarındayız ve hiçbiyerde kar yok anasını satayım. Ben diyordum ki kardan adam yaparım burnuna havuç takarım, nerdee. 20 kazak getirdim, bi kere birini giymedim daha, hala tişört gömlek arası geziyorum. Beni kandırdılar bence.

Ayrıca yarın bayram. İnsan düşünüyor bayramlarda, garip bi yerdeyim ben yahu diye. Yarın kısmetse namaza gideceğim yine, St. Gallen Eyüp Sultan Camii’ne (şaka değil). Fırsat bu fırsat, hepinizin de bayramını kutlarım. Tadını çıkarın, kavurma falan yiyin. Akşam ailecek sıcak evlerinizde kavurma pilav götürürken Show TV ana haber bültenini açın, acemi açpiç kasapların ellerinden kaçırdığı danaları, sokakta kurban kesip mahalleyi Troy filmine çeviren adamları izleyin. Bu güzel geleneği canlı tutun, gelince aynen devralmak istiyorum zira.

İyi bayramlar Cemaat-i Ateşiniyollabana.

Gitar Hiro Oynamak

Posted by Yiit K. on Kas-24-2009

Bir Hintli, bir Avusturyalı, bir Alman bir de Türk diye başlayan bir hikaye bu. Blok bitişini kutlamak açısından yapılan türlü maymunluklara gitar hiro partileri de eklendi. Ne zamandır partisini yapıcam yapıcam dediğim şeyi sonunda yaptım.

Cuma öğlen 12de, son 3 günde 10 saat uyumamış bir gariban olarak projemi teslim ettim. Daha önce vakitsizlikten uyuyamayan benken, şimdi de vücuttaki muazzam kafein birikiminden uyuyamaz oldum, bütün gün rakun gibi gezdim. Akşam 7 civarında ise arkadaşlar damladı.

Alman Jürgen, ki Alman kankadır, muazzam kafa adam, kendine devasa sarışın bir zenci karakter yaratıp adını justify koydu. Hintli Nimesh kendine AIDS hastası cüce bir davulcu yarattı. Avusturyalı Stefan dişi bir vokalist yaratıp adını Pornadova koydu ve bütün gece “heyy booyysssss, look at my tittieeess” diye bağırdı. Ha bu adam 33 yaşında, eli ekmek tutan, aile babası MBA öğrencisi olunca, artan alkol miktarıyla olay iyice testise bağlandı.

4 tane adam akşam 7de bir Simpsons bölümüyle başladık. Sonra yaklaşık 7 saat kadar Guitar Hero World Tour ve Rock Band 2 oynadık, arada da bir bölüm yemek molası verdik. Yemek olarak da, karşımdaki Ahmet Abi’nin muazzam pizzaları yendi. Özellikle dönerli karışık pizzası enfes, adamlar resmen “oha çok iyi” nidalarıyla tükettiler, afiyet olsun. Bol Bol Schützengarten ve kırmızı şarap içildi. Yemek molasında da yeni gözden Cleveland Show izlendi ki hasta oldular, özellikle Hintli Nimesh direk “chocolate people” oldu. Lan yazıyorum ve gülüyorum, dışarıdan nası gözüküyo acaba. Neyseaah.

Gecenin 2sinde, eller ayaklar ağrıyarak ev terkedildi. Bir daha yapmak üzere sözleşildi. Bir dahaki sefere biraz daha iyileşirlerse video bile koyarız.

Peace out!

Dilay Dilay Laaayy

Posted by Yiit K. on Kas-19-2009

Yoğunum ve bu enteresan birşey olmaktan çıktı. Herkes yoğun şu hayatta. Birkaç kişi yoğun değil, onlar da kendilerini biliyorlar, isim vermiyeceğim o yüzden. Ama hakkaten, yaptığın iş okumak ve yazmak olunca, blog yazmak falan iyice ama iyice kasıyor. Evet, buraya yazmaktan çok keyif alıyorum, eşşek gibi de malzemem birikti, bakın hayvanı 2 ş ile yazdım, o derece malzeme var yani, ama resmen oturup 10 dakika aktarasım gelmiyor. İçimden gelen tek şey serbest yazı yazmak, onu da kaldıracak kadar ilginç bir hayatım yok son 15 gündür. Prahalad denen ibişin tekinin yazılarını okuyorum saatlerdir, adam saçmalamış, okuyan görür saçmaladığını. Çok da güzel bir çemkirme makalesi okudum, resmen Prahalad’ı “ekmek bulamıyorsan televizyon al” demekle suçluyor. Aynı makaleleri okusak çok gülerdiniz emin olun, bana güvenin, gülün, valla boşa gitmez.

Şimdi, gece 1 buçuk. Okumam gereken 30 sayfa var. Yazmam gereken 2000 kelimelik strateji analizi kağıdı var. Ayrıca yarına yapılacak işler var. Buluşulacak insanlar var. Var oğlu var. Yazmaya başlayacağım ama. Bu hafta işlerin hafiflemesi lazımdı, hafiflemeyi 5 gün kadar erteledik çok şükür. Aslında diğer pazartesiye kadar sarkar da, detayları sonra konuşuruz.

Son sözüm google search’ün güzelliklerine. “Dana nasıl 7 kişiye paylaşacak kura” şeklinde arama yapıp buraya geliniyorsa, internet üzerinden ödev-araştırma yapmaya alışkın bizler gidip kendimizi ağaç dallarıyla becerelim daha faydalı ve üretici olur. Eminim bir Allah’ın kulu gidip, misal 20 sene önce internetsiz yazılan tezlerin başarı-doğruluk grafiğini güncel örneklerle karşılaştırsa eşşek gibi (bakınız hayvana yine fazladan harfler yükledim, tamamen vurgu amaçlı ama, yoksa hayvana bir kastım yok) farklılıklar olacağına eminim. Ha biriniz yazarsanız adımı iliştirin, kul hakkı var, öte tarafta ümüğünüze çökerün!

Boktan Zamanlar

Posted by Yiit K. on Kas-12-2009

Buraya kimse benim yazmama bahanelerimi okumaya girmiyo. Benim de blog açma amacım, 5 günde bi “abi işte şöle bi işim vardı da, ocakta yemeğim kaldı da yazamadım, ama bundan sora günde 3 posta ehihi” şekli yapmak değil. Ancak son günler biraz saçmaladı.

Dün merdivenden uçayazdım. Uçayazdım zira son 3 basamakta olduğum için, ve karşımda duvar olduğu için uçmadım, düşmedim de, düşer gibi oldm ve çöktüm daha ziyade. Elde ayfon merdivenlerden inerken boşa basınca bileğimi bırakıyodum geride. Resmen Allah korudu, bana da elimdeki ayfona da bişe olmadı. Bana biraz oldu aslında, bileğim acıdı ağrıdı falan. Ama öldürmeyen Allah öldürmüyo bakış açısında olduğumdan burulmuş bilekle eve kadar hızlı adımlarla yürüdüm. Neyse ki birşeyim kalmadı.

Tatsızlığın ufak kısmıymış bu. Az görüştüğüm, ama gerçekten sevdiğim, yalnızca 19 yaşında bir arkadaşımın trafik kazasında abisiyle öldüğünü öğrendim. Çok saçma. O kızın ölmemesi gerekiyordu bence. Niye ölsün ki. Yani acaip neşeli, kimseye kötülüğü dokunmamış, tatlı bir kız. Abisi. Direğe çarpıyorlar. Ölüyorlar. Niye ki. Çok saçma ya. Bütün bir gece facebook sayfasına baktım arkadaşımın. Son yazdığı şeylere baktım. Beni baya güldüren saçma salak komik status yazılarına baktım. Boğulma hissi yaşıyor insan. Yetmedi, google dan kazayı arattım. Sanki doğrular gibi 10 15 siteden okudum. Evet, Yağmur öldü. 2 yaz önce Çeşme’de bir sitede sabaha karşı hep beraber Cem Adrian’dan Yağmur şarkısını dinlememize vesile olan kız öldü. Ben de asla facebookumdan silemeyeceğim ölü bir arkadaş, asla ağlamadan dinleyemeyeceğim bir şarkı daha kazandım. Bok vardı…

Hayatın adil olmamasından falan bahsetmeye gerek yok, yerçekimi gibi bişey bu, kabul ediyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Ama bazen adaletsizlikler, gerçekten yerçekimi gibi bizi aşağıya çekiyor. Gece uyuyamamak da cabası. Ben uyuyamadım o sonsuz uykuya yatarken. Garip. Çok saçma. Gece boyu, gün boyu off çekiyorum istemsiz, sonradan aklıma geliyor, niye of çektim ki diye düşünürken. Neyse… Ölenle ölünmediği malum, keşke onlar yaşayanla yaşayabiliyor olsalar.

Allah rahmet eğlesin Yaamurum… Dualarım seninle. Şarj et ipodu, öbür tarafta dinleriz artık Cem Adrianı…

Gurbetten Anneye Yemek Listesi

Posted by Yiit K. on Kas-7-2009

Yemek yemeyi severim. Yemek yemeye bayılırım. Yaşasın yemek yemek hatta. Bu sebepten mütevellit, özellikle de kendine ait mutfağı kapta peynir eritmeye sınırlı ebleh bir memlekette olduğum için resmen hamile kadınlar gibi aşeriyorum. İlk 3 cümlemle birleştirince, bir de beni tanıyanların hafızalarındaki Yiit K. birleşince bu aşermenin ne kadar psikopat boyutlarda olduğu anlaşılabilir hale geliyor.

Mesela, şu anda kestirmeli tandır için delirebilirim. Kestirmeli tandırın nolduğunu bilmeyenler, bu blogda işin ne arkadaş! Git önce, hani orjinal yapan bir mekan bilmiyorsan da İsmet Usta’ya otur, belki hala yapıyordur. Benim gibiysen dal Basmane’ye gece 1 gibi, ilk gördüğün kelleciye çök, kestirmeli istiyorum abi de, sonra delir.

Annemin yapacakları arasında kadınbudu köfte var mesela. Etraftaki birçok kadının budundan iyi bir köfte çeşidi bu ayrıca. Kafayı yercesine paça istiyorum ayrıca. Bir tencere kuzu paçası yapsın, ufak ufak yiyim, bir tencere de dana yapsın, koca koca kemikler suyunu bıraksın böyle bol sarımsaklı sirkeli yiyeyim. Off.. Çok basit olacak ama, domates çorbası da istiyorum. Zira şuna inanıyorum, domates çorbası, pilav tarzı basit yemekler annelerin ellerinden ayrı çıkıyor. “Annemin domates çorbası” faktörü var kültürümüzde, ve ben o faktöre kaşık sallamak istiyorum.

Yetmezmiş gibi Aco’dan bir kelle söğüş yaptırmak istiyorum. “Dilin arkası, göz beyin olsun, beyni acısı bol olsun abi” demek istiyorum. O dili ufak ufak dilerken başında kedi gibi yalana yalana beklemek istiyorum. İkinci dürümü isterken “Fazla gelmesin?” desin istiyorum. Bir dürüm de anama yaptırayım, eve gidince süpriz yapayım, sanki demin 2 tane kol kadar dürüme kayan ben değilmiş gibi arsızca onun dürümünden de ısırayım istiyorum.

Acıktım lan!

Sprüngli Efsanesi

Posted by Yiit K. on Kas-5-2009

İsviçre’ye gelip şokolaaa şokoloooo diye delirip Sprüngli’yi kaçıran insanlardansanız tatsız bir durum mevzubahis demektir. Belçika’nın Godiva’sına İsviçre’nin cevabı olan Sprüngli çok fena truffle lar, çikolatalar, hatta birsürü daha şekerli tuzlu ürün yapan bir pastane. Evet bir pastane, ama biraz fazla lezzetli, biraz da ücretli bir pastane. Yani bizim Karataş’ta profiterol aldığımız yer de pastane, ama burası daha kaliteli diyebilirim.

Şimdi dükkana girince zaten Homer Simpson efekti veriliyor “Ghağağağağa” şeklinde. Ürünleri yerken zaten delirmek işten değil. Özellikle satışı yapan kişi sizin gerçekten şokolaaa manyağı olduğunuzu görürse, biraz da hoş sohbetseniz dükkandaki her ürünü tatma şansınız var. Bir kısmını tattım, ama çok kısıtlı, yani 1 2 sanırım, zaten diğer herşeyden ikişer parça aldığım için çok da dükkan tadımına mahal bırakmadım.

Bu dükkana özellikle sevdicekle girmek keyifli. Buradan alınan kanepeleri Zürih’te göl kenarında yemek apayrı keyifli. Bir parça tarta kaç karides sığdırabiliriz isimli çalışmaları özellikle keyifli. Resmen anlatmakta güçlük çekiyorum, anlatılmaz yaşanır pozisyonunda bir mekan.

Geliniz, yiyiniz, bana hak veriniz diyor, kısa kesiyorum.

Çaçaavvv!

Veri Şort Entri No: 1

Posted by Yiit K. on Kas-5-2009

Cuma öğlene kadar bitmesi gereken bir projenin göbeğine düştüm. Sanırsam bacıma göz dikti proje. Ki bacım yok, abim var, ama artık seçici olmasın proje de. Ne buluyorsa idare etsin. Şu anda 3 4 saatlik bir uykudan uyandım, sanırsam güneş doğana kadar da uyanık pozisyonumu koruyacağım. Allah’tan dostum Redbull yardımıma koştu. Burada Red Bull Light 355 ml lik kutularda geldiği için, kafaya bir dikiş sonrası beyniniz “dup tıss dubdup tısss” efektlerine başlıyo. Aha geldi bak “dup dup dup dup”…

Bu dönemin sonrasında güzel bir cuma günü yazısı yazabilirim gibi hissediyorum. Ha yazmasam kime nolur di mi, dünya durmaz heralde. Ama etekte taşlar birikti, ki etek bana yakışmıyo lan! Ancak bu güzide yazıya son vermeden önce google search ile siteme giren bazı insanlara iki çift sözüm olacak. Bakıyorum, bugün siteme yönlendirilen 5 search ün 3ü şunlar:

karıya fena sallıyo, mememe elini surdu, anal bleach

Lan… Ne pis insansınız… Tamam, ateşini yolla bana falan, belki hafif pornomtrak geliyor olabilir kulağa ama, karıya fena sallıyo diyip siteme giriliyorsa google a da bana da yazıklar olsun!

Eniveyz, bek tu vörk!

Müdürden Nameler

Posted by Yiit K. on Kas-3-2009

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşım olan İlker’den, ki birçoğunuz onu Müdür, Müder ya da Pezzevenk olarak da biliyor, bir teklif aldım. Dedi ki, konu sıkıntısı çekiyormuşsun genç, al sana konu dedi. Ben ayıcasına bir smiley beklerken, ki kendisinde surata defi hacet etmeli olsun, meme kavramalı olsun renk renk smiley mevcut, bana resim yollamaya başladı. Daha da korktum tabi, zira iğrenç bi insan kendisi. Neyse, sonra bu resimlerin komik resimler olduğunu, hatta kendilerini gmailden bilmemnereden bi zamandır topladığını falan söyledi. E beleş konu gelmiş kucağıma düşmüş, kaçırır mıyım.

Bu resimler, sadece Türk’ün gülebileceği resimler. Yurt dışında pek anlam ifade etmiyorlar. Buradaki gavurlarla paylaşmak istedim, yapamadım resmen, elim gitmedi. Bayılıyorum Türkiye’ye de abidik gubidikliklerimize de. Enjoy!

Götoş bi yazar oldum arkadaş.

Yani hayat burda insanı meşgul tutuyor, gerçekten 24 saat yetersiz kifayetsiz kalıyor, gerçekten işim başımdan aşkın vs vs. Ama behey gudik Yiit K., günde 20 dakikan da mı yok ki buraya iki satır dökmüyorsun? Hakikaten başımı kaşıyacak vaktim olmasa eyvallah diyeceğim kendime, ama beni bilen biliyor, kendimi severim, meşgul bakkal dahi olsam testisleri tartacak sürem her zaman olur. O sebepten, bu kısayı buraya düşmek de boynuma borç olsun.

Misafirim vardı son bir hafta. Muhteşem zaman geçirdim. Ama zaman geçti, çok da hızlı geçti. Hayatın yavaş gitmesi gereken zamanlarda vitesi büyütmesi can sıkıcı olabilir. Yine gelecek ama. O zaman ufak vites deneyeceğim, bakalım işe yarar mı… Ama çok gezdim, normal halime kıyasla yani. Sizinle paylaşacak çok şeyim var. Travel & Living blogu oldu ztn canına yandığımın sitesi, ama burada ceryan verebileceğim insanlar sizin ilgi bilgi alanınızda değil, Türkiyenin konçüktürüne de uzak kaldım, mazeretim var, Alamancıyım ben.

Yazdığım yazacaklarımın teminatı olsun. Yazdırın bu sayfayı, mühürletin, yazmazsam kapıma dayanın, “Sir, I demand satisfaction!” diyin, gerekirse deri eldivenle tokatlayın beni.