Çevremde yeni tanıştığım, veya çok samimi olmadığım insanlarla konuşurken, “ortak paydamız ne kadar” sorunsalına cevap bulabilmek için yeni bi yöntem kullanıyorum bu aralar. Meşhur bi filmimizde, Münir Özkul tarafından canlandırılan, Yeşilçam tarihine damga vurmuş karakter Yaşar Usta’nın fabrika sahibine çektiği ağır bir racon vardır. Efsanedir. İzlemeyenler izlesindir o derece. Ben de, mesela günlük bir konuşmada, [...]
İnsan alışmış ayak kullanmaya. Yani yürüsün, biyerlere bassın, hiçbişe olmazsa oturduğu yerde dizini zıplatsın birşeyler yapsın. Ancak bilek burkması tarzı, “bak kanka, ayağı bileği kullanma, vallah yer eder haa” biçiminde günlük rutini çökerten hadiseler, insanda garip hislere de yol açıyor. Mesela, normal bi günde, evden çıkmasan dahi yüzlerce kez üzerine bastığın ayak denen mekanizma, aslında [...]
Anasını satıyım! Güzel bir akşamda, bir zamandır görmediğim arkadaşlarımla Alsancak’ta oturduktan sonra, Karşıyaka tarafına gidip de arabayı park edip de kaldırımdan inerken tam anlamıyla yan basıp da acıdan gözleri yaşaran bir blog yazarıyım ben. İnsan hep düşünür di mi, o an biraz daha dikkatli olamaz mıydım, bastığım yere bakamaz mıydım, o yağmur oluğunu görüp ona [...]
Bazen, gerçekten de kontrol veya tahmin edemeyeceğiniz ufak (veya büyük) talihsizlikler yaşıyor musunuz siz de? Daha önce bir yazımda bahsettiğim gibi (Bkz: Şans Ve Şanssızlık), hava benimle kafa bulmayı çok seviyor. Günlerdir, yer yer bulutlu hava, “biladeeer İstanbul’u fırtına götürüyomuş duydun mu” tarzı havadislerle birleşerek bana tozlu çamurlu araba kullandırttı. Arkadaşımın beleş yıkamacısında bile “Abi [...]