Hazır mekan ve Sapphire demişken. Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle mekan, İstanbul’un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire’in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. [...]
Ne zamandır mekan anlatmıyordum, canım çekti. Duymuş, hatta görmüşsünüzdür. Avrupa’nın en yüksek gökdeleni artık İstanbul Levent’te bizlere el sallıyor. 56 (yer altıyla beraber 66) katlı ve 261 metre yükseklikteki 250 milyon dolar maliyetli bu bina, klasik dikdörtgen gökdelen görüntüsünden uzakta olduğundan mıdır bilmiyorum, aslında o kadar da büyük gelmiyor insana, ta ki yanına gidene kadar. Terasında [...]
Özellikle soğuk kış ve bahar günlerinde, hele bir de o güneş, sarı yüzünü bulutlar ardına gizlediyse, hayatın insana yüklediği belki de en zor görev sabah erken kalkmak olsa gerek. Vücudunun her hücresi, henüz soğumamış yatağa meylederken, tüm iradeni kullanıp o battaniyeyi kaldırmak… Naim Süleymanoğlu 100 küsür kiloları kaldırırken bu kadar zorlanmıyordur. Kaderin cilvesi işte, vücut [...]
İnsan dünyaya gelmeyegörsün, sittin sene yaşıyor. Durmuyoruz yaşıyoruz arkadaş, hani hayat kısa bik bik diyenlere sittir çekecek kadar yaşıyoruz. Ama hayatı yukardan izlemeyi tercih ediyoruz, “ohoo yaş 25 oldu aqüüü, 2 kere daha böyle yaşasak bitti gitti” diyor hayıflanıyor birçok kişi. “Baba yeaa düşün, senede 3 tane ortalamadan 150 tane daha Fener Gassaray maçı izlerük [...]
Hayat çok acaip. Sosyoekonomik çevremiz dahilinde, birer absürd ahtapot gibi yaşıyoruz, gittiğimiz yerin dokusunu yansıtmaya, oranın en iyi şekilde parçası olmaya çalışıyoruz. Ben kendimi biraz sıkıntılı bir ahtapot olarak görüyorum tabi, hani gittiğim yere uymak şart ama, biraz da orası bana uysun diye sağdan soldan taş, kabuk falan toplamaya çalışıyorum sanırım çevreme. Mevzubahis bu çevre değiştikçe, [...]
Mutlu aile tablosunun falan, arkadan sarılan adam, yalan… Bu kadarlık kısmı, yayınlanmamış taslaklar bölümüne bakarken buldum. Tarih 20 Ocak 2010′u gösteriyor. İsviçre’deyim o zaman, yanımda sevgilim, dağın başında karlar içinde 50 metrekare evdeyim. Ve bulaşık makinem yok. Şu anda 24 Nisan 2011′i yaşıyoruz. Erken saatlerini hem de, zira bünyem fazla uyumayı reddediyo. Bok var bünye, [...]
Perşembe akşamı, ACI’dan eski bir arkadaşım, gel çıkışta iki tek atalım diye aradı. Kendisi güzel insanlardan, hani senelerce görüşmesen bile, oturunca geyiğin belini kırdığın türden. Dedi bir yer var, Sarıyer’de deniz kenarı salaş biyer, adı da Denizkızı. Fiyat performansı da şahane dedi, manzarası da güzel. Hadi dedim o vakit gidelim. Zira kısa zaman İstanbullusu olduğum [...]
Sevdiğim, ama hakkaten can gibi, kardeş gibi sevdiğim insanlar blog açınca bir nevi seviniyorum ben. Kimi, gerçek hayatta bildiğin sesiyle konuşur sana, kullanılan laflar, tavırlar çok tanıdıktır ve o site senin için arkadaş sohbetidir aslında, içinden sayfaya el sallamak gelir. Kimi ise o sitede sesini kaybeder, ya isteyerek, ya istemeden. Daha cool takılan, hayatı yaşamak [...]
Mendebur blogcunuz geri döndü! Benim tip insanlar aslında çok var, hani bi anda gaza gelip, lan ben bu işi pis yaparım ha diye ortaya atılıp, sonra genellikle o işin ne pis de bi angarya olduğunu farkettikçe elini eteğini çeken insan tipi. Resmen öyleyim. Alışmamış kaba ette don durmadığı gerçeği de yadsınamaz. Gerçekten son bir ayda [...]