26 Mayıs 2011

Alaçatı Karina Balık Restaurant

Alaçatı, İzmir’liler için biraz efkarlı bir yerdir genelde. Çok değil 10 sene önce bildiğiniz ahır, köy evi falan olan yerler, şu anda milyon avrolar eden birer rustik malikane oldular. Bahçe malzemesi, veya domates biber gibi şeyler almaya pazarına, ya da naylon barakalardan yola çıktığınız rüzgar sörfü yapılan koyuna gidilen enteresan, bakir bir yerdi burası. Artık, [...]

Filled Under: İzmir, Mekan, Yemek

23 Mayıs 2011

İzmire Gidiş, İzmirden Dönüş

İnsan şehrini de ailesini de çok özlüyor sanırım. Çok güzel bir 5, sürprizli de bir 6. gün geçirdikten sonra döndüm İstanbul’a. Çeşme, Alaçatı, hele ki evim, hele ki ailem, hele ki köpeklerim. Son anda beklenmedik sebeplerden bir gün de gecikince neredeyse bir haftaya bağlıyordum kalışı. E bu bir hafta zarfında gerek internetin göçmesi, gerek de [...]

Filled Under: İzmir

16 Mayıs 2011

Emek Cafe, Vol: II

Şimdi sizlere, bu aralar Melkem ile favori kahvaltı yerimizden bahsetmek istiyorum, deminki yazı hiç olmamış, yaşanmamış gibi. Şimdi Sarıyer’e yakın bir yerde yaşıyorum. Denize 200 metre falan, sağı solu orman (ve bir kısım da çingene mahallesi) bir sitedeyim. Takipçilerim ve arkadaşlarım da bilirler ki, yemek yemeyi ve yürümeyi çok seven bir bünyeyim. Melkemi de çok [...]

Filled Under: İstanbul, Mekan, Yemek

16 Mayıs 2011

Emek Cafe

Ki bence Kafe, hatta Emek Kahvesi’dir buranın adı. Zira, tarihiyle, eski usüllüğüyle bu kadar övünen bi yerin Cafe olmasını beklemem ben. Ancak başlangıcın aksine, ben buranın hastasıyım. Birkaç cümle ve enter daha yapsam Yılmaz Özdil sanacak beni insanlar… … Sanarlar…. …. Lan yazamıyorum! Ciddiyeti kaçtı yazının! Sokarım böyle işte ya. Sil baştan alıyoruz tornistan.. Tan…. [...]

11 Mayıs 2011

Dükkana İsim Bulamamak

Türkiye’desin. Dükkan açacak paran var. E ama hiç mi bi düşünebiliten yok? Hiç mi bi can arkadaşın panpan yok uyarmıyolar mı seni, Türkiye genco buralar, bu nası okunur biliyo musun sen demediler mi sana? Yani mesela vitamin barı açacaksın, diyosun portakal suyu falan satarım, C vitaminine boğarım insanları, e dükkanın adı “C-Kick” olsun mesela diye [...]

Filled Under: İstanbul, Mekan

07 Mayıs 2011

Donut G.tü

Çok arada kaldım bu yazıyı yazarken çook.. Yani aklıma birbirinden kötü espiriler, laf cambazlıkları, şakalar komiklikler geldi başlıkla alakalı, ancak içimdeki gazeteci, şok edici başlıktan yana karar kıldı. Alternatif olarak “Masayı Doughnut’tık” kullanacaktım, yazdım da ama son anda kaybettik güzelim başlığı. Hayvan Kuzen ile beraber (güzel isim, zira o da benden bahsederken Hayvan  Kuzen diyebilir, [...]

Filled Under: Yemek

04 Mayıs 2011

Might & Magic Gökyüzü

Orta bir miydi, yoksa orta iki mi… Tam hatırlamıyorum açıkçası ne zaman ilk PC alındı evimize. PC diyorum, çünkü benim için bilgisayar Amiga’ydı o zamanlar. Ben doğdum doğalı evimizde olan, abim arkadaşlarını falan getirdikçe Sensible World of Soccer oynadığımız, kuzenime ve bana ilk nicklerimizde esin kaynağı olan Super Frog gibi oyunlarla joystick kırmalara doyamadığımız, olmayan [...]

Filled Under: Oyun

30 Nisan 2011

Miss Crazzzy Sushhhi

Hazır mekan ve Sapphire demişken. Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle mekan, İstanbul’un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire’in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. [...]

Filled Under: İstanbul, Mekan, Yemek

30 Nisan 2011

Sapphire Tower

Ne zamandır mekan anlatmıyordum, canım çekti. Duymuş, hatta görmüşsünüzdür. Avrupa’nın en yüksek gökdeleni artık İstanbul Levent’te bizlere el sallıyor. 56 (yer altıyla beraber 66) katlı ve 261 metre yükseklikteki 250 milyon dolar maliyetli bu bina, klasik dikdörtgen gökdelen görüntüsünden uzakta olduğundan mıdır bilmiyorum, aslında o kadar da büyük gelmiyor insana, ta ki yanına gidene kadar. Terasında [...]

Filled Under: İstanbul, Mekan

27 Nisan 2011

Sabah Erken Kalkmak Zor Zenaat…

Özellikle soğuk kış ve bahar günlerinde, hele bir de o güneş, sarı yüzünü bulutlar ardına gizlediyse, hayatın insana yüklediği belki de en zor görev sabah erken kalkmak olsa gerek. Vücudunun her hücresi, henüz soğumamış yatağa meylederken, tüm iradeni kullanıp o battaniyeyi kaldırmak… Naim Süleymanoğlu 100 küsür kiloları kaldırırken bu kadar zorlanmıyordur. Kaderin cilvesi işte, vücut [...]

Filled Under: İş Güç