Ateşini Yolla Bana

Hakan Peker'den değil ama…

Archive for the ‘Dizi - Film’ Category

Bleach

Posted by Yiit K. on Haz-19-2009

bleach1bbleach2bleach3

Uzun bir aradan sonra yine Japon çizgi filmleri olan Anime olayına dönüş yaptım. Ki bu sevda, daha önce dizi üstüne dizi izlemem, sonunda da Japonca’ya ufaktan giriş yapmamla sonuçlanmıştı. Şu anda da bu eski aşk alevlenince, salak salak Japonca cümleler kurarak gezerken buldum kendimi.

Anime dediğimiz olayın başlangıcı, bizdeki Dede Korkut hikayeleri benzeri Japon destanlarının ve masallarının, boş vakti ve yeteneği olan abiler tarafından çizgiye dökülmesi aslında. Ruhlar alemi, özel güçleri olan feodal lordlar, büyü-kılıç kardeşliği gibi konular hemen her animenin temel taşını oluşturuyor.

Daha önceden de söylediğim gibi, Japonlar cidden manyak insanlar. Bizde çizgi film denince akla çocuklara yönelik, Tom’lu Jerry’li şeyler geliyor. Bu arkadaşların aklınaysa, dünyada başı boş kalmış ruhları yiyen canavarlar ve bu canavarlarla savaşan ölüm tanrıları falan geliyor. Hatta ufaktan diziyi açıklamış da oldum. Bleach denen bu güzide dizi, bizim Cennet tabir ettiğimiz yerde yaşayan Shinigami’lerin yani Ölüm Tanrı’larının, yeryüzünden ayrılamamış ruhlara yol göstermesi, bu ruhlara saldıran Hollow isimli canavarlarla kapışmalarını falan anlatıyor. Bu savaşın ortasına düşen turuncu saçlı Kurosaki Ichigo kardeşimiz  kendisi bir lise öğrencisiyken kendini birden Substitute Shinigami, yani yedek Ölüm Tanrısı, olarak buluyor, ve olaylar gelişiyor.  Ben şu anda 212. bölümünü izledim, ve dizi alenen psikopata bağladı. Yaptıklarımı da sizinle paylaşma zorunluluğu duyduğumdan, aynen burada buldum kendimi.

Çok da uzun uzun yazmak istemiyorum, ama şu yaz vaktinde boş vakti olanlardansanız, ya da enteresan birşey izlemek istiyorsanız, ya da “yea anime olayını duydum da bin tane var, hangisini izlesem” diyorsanız, Bleach ile başlayın. Adamlar hem ciddi, hem komik, hem heyecanlandırıcı bir olaya imza atıyorlar. Tabii ki, 5 dakikada bir Japon sapkınlığını görüyorsunuz. Devasa göğüsleri olan itinayla güzellikle çizilmiş kadınlar dolaşıyor, salak saçma hareketleri olan ebleh yaratıklar fırlıyor falan. Güzel şeyler yani.

Neyse, blog bahanesiyle kendimi kurtardım diziden. Çıkıyorum az biraz hava alayım, oldukça sıcak bir hava alıcam ama kader kısmet diyelim. Şimdilik çüüz.

Beşir Ne Pis Bir Herifsin Sen

Posted by Yiit K. on Haz-4-2009

besir-denen-ibibikaski-memnu-iliskileri

İçim soğumadan yazmak istiyorum. Beşir denen herif… Yaptıklarını izledim, seni haksız buldum ve sana laflar hazırladım. Yahu sen ne müptezel adamsın, ufacık kız diye kendi ağzınla söyledin, gidip aşık olup elaleme ceryan vermeye ne hakkın var? Yani Allah insanı, bu dizide gösterilen cümle insan tipinden korusun. Kıssadan hisse, Adnan Bey olmaktan korusun. Düşün, karın kahpe, yeğenin puşt, şöförün kızına yazan melodramatik bir astım hastası, hizmetçiler fitne ficur, kaynanan da seninle beraber yaşıyor. Adnan Abi 3 vakte kadar ya katil, ya siroz olur ötesi yok.

Hayır, Türk halkı olarak da çok eğlenceliyiz. Edebiyat tarihimizin en meşhur romanlarından birinin uyarlaması diziyi, “sonu ne olacak, acaba haftaya ne olur” diye merakla izleyen bir kitle var. Yahu kitap nerdeyse 100 senedir orda duruyor, aç bir bak. Sabırsızsan son 10 sayfayı oku pis pis.

Neyse. Beşir gitsin askere, almazsın hiç tezkere diyorum. Ve evet, Aşk-ı Memnu izliyorum. Hayır bayan değilim.