Uzun bir aradan sonra yine Japon çizgi filmleri olan Anime olayına dönüş yaptım. Ki bu sevda, daha önce dizi üstüne dizi izlemem, sonunda da Japonca’ya ufaktan giriş yapmamla sonuçlanmıştı. Şu anda da bu eski aşk alevlenince, salak salak Japonca cümleler kurarak gezerken buldum kendimi.
Anime dediğimiz olayın başlangıcı, bizdeki Dede Korkut hikayeleri benzeri Japon destanlarının ve masallarının, boş vakti ve yeteneği olan abiler tarafından çizgiye dökülmesi aslında. Ruhlar alemi, özel güçleri olan feodal lordlar, büyü-kılıç kardeşliği gibi konular hemen her animenin temel taşını oluşturuyor.
Daha önceden de söylediğim gibi, Japonlar cidden manyak insanlar. Bizde çizgi film denince akla çocuklara yönelik, Tom’lu Jerry’li şeyler geliyor. Bu arkadaşların aklınaysa, dünyada başı boş kalmış ruhları yiyen canavarlar ve bu canavarlarla savaşan ölüm tanrıları falan geliyor. Hatta ufaktan diziyi açıklamış da oldum. Bleach denen bu güzide dizi, bizim Cennet tabir ettiğimiz yerde yaşayan Shinigami’lerin yani Ölüm Tanrı’larının, yeryüzünden ayrılamamış ruhlara yol göstermesi, bu ruhlara saldıran Hollow isimli canavarlarla kapışmalarını falan anlatıyor. Bu savaşın ortasına düşen turuncu saçlı Kurosaki Ichigo kardeşimiz kendisi bir lise öğrencisiyken kendini birden Substitute Shinigami, yani yedek Ölüm Tanrısı, olarak buluyor, ve olaylar gelişiyor. Ben şu anda 212. bölümünü izledim, ve dizi alenen psikopata bağladı. Yaptıklarımı da sizinle paylaşma zorunluluğu duyduğumdan, aynen burada buldum kendimi.
Çok da uzun uzun yazmak istemiyorum, ama şu yaz vaktinde boş vakti olanlardansanız, ya da enteresan birşey izlemek istiyorsanız, ya da “yea anime olayını duydum da bin tane var, hangisini izlesem” diyorsanız, Bleach ile başlayın. Adamlar hem ciddi, hem komik, hem heyecanlandırıcı bir olaya imza atıyorlar. Tabii ki, 5 dakikada bir Japon sapkınlığını görüyorsunuz. Devasa göğüsleri olan itinayla güzellikle çizilmiş kadınlar dolaşıyor, salak saçma hareketleri olan ebleh yaratıklar fırlıyor falan. Güzel şeyler yani.
Neyse, blog bahanesiyle kendimi kurtardım diziden. Çıkıyorum az biraz hava alayım, oldukça sıcak bir hava alıcam ama kader kısmet diyelim. Şimdilik çüüz.




