Saçma sapan şeyleri yemeyi, içmeyi çok severim. Sıklıkla gittiğim kafelerde, genelde kimsenin içmediği şeyleri içerim. Tabi insanların bazı şeyleri sıklıkla içmemesinin, yememesinin sebepleri var, mesela o ürünlerin ultramegaskindrik olması bu sebeplerin başında gelir. Ben dersimi alır mıyım, asla, güzelleştim yasla. Bu deneme, yeni lezzetlere dimağımı açma sevgim, burada iyice başımı ağrıtıyor zaten. Migros’a giriyorsun, salak [...]
Nereye mi? İsviçre’ye tabii ki. Tez teslimi, diploma töreni vs. derken yine yol gözüktü bana. Yine sevdiğim birçok insanı başka bir zaman diliminde bırakıp, yazın göbeğinden koskoca bir sonbahar tablosuna uçacağım. İnşallah tabi. İtalyan bir arkadaşım uyardı beni bugün, mont falan da al, senin alıştığın yazlardan değil buradaki diye. Bu sefer daha güzel ama. Sonuçta [...]
Şimdi her horozun bir çöplüğü vardır. Ben de, bir horoz olarak, kader ve coğrafya ile el ele vererek İzmir’i çöplüğüm addetmiştim. Şimdi İzmir ufak yer, bir Alsancak tamam bitti. Kalabalık şehir, ama gözüne çarpan tanıdıklar hep aynı. Arkadaşın, mendil satan kız (ki Deniz idi adı, artık büyüdü, inşallah hala sadece mendil satıyordur), Starbucks’taki gözlüklü eleman, [...]
Her telefon açan, her mesaj atan “ehihi kül var mı kül” diyor. Arkadaş volkan patladı da önümdeki parkta patlamadı yani, rööh diye gökten sülfür yağmadı tepeme. Amma velakin hakikaten hava birkaç gün ufak bir boz bulanıklık yaptı, ama kuş karga uçuyor, koca uçak niye uçmasın ki diye düşünmüyor değilim. Hadi geyiği kısa kesip bilgimi paylaşayım, [...]
Benim her sene olur bu, bahar oldu mu taşak kıvamında bir insan haline gelirim. Normalde ışıklı yerde hayatta uyuyamayan ben, güneş yüzüme vurdu mu, üstümden de bahar meltemi esti mi gebeşir de gebeşirim, karpuz gibi yata yata büyürüm. Buralarda bahar da öyle pis geliyormuş ki, sıcacık güneşin altında serin serin öyle bir esiyormuş ki, insanı [...]
Türkiye’ye yılan gibi gidip Türkiye’de ceylan yutmuş yılana dönen bendeniz, son bir aydır çeşitli okazyonlarda (Fatih Terim Türkçesi) pehriz denen illete bulaştım. İlk denemede bağyan arkadaşın gelmesi ile tatile gidildi, kayak yapmanın ve açıkbüfe kahvaltının gazıyla son buldu o. Sonraki denemem, karşımdaki meşhur Türk restoranının son günleri yaşaması sebebiyle beni overzealeus (Diablo 2 Türkçesi) bir [...]
Geldim. Gördüm. Gözlerime inanamadım. Benim çok uzun zamandır gelmek istediğim bir yer olan St. Moritz, gerçekten olağanüstü güzellikte. Ha kayak yapmayı biliyor muyum, hayır. Ama gerçekten bilmeyen insan için bile muhteşem bir tecrübe. Ciddimsi girişten sonra gebeş yorumlara geçeyim. Öncelikle burası oha denecek kadar lüks biryermiş. Yani insan tahmin ediyor, pahalı olacak diyor, ama içine [...]
Beklediğimden uzun bir tatilden sonra İsviçre’ye geri döndüm. 19 Aralık’ta adım attığım şehrim İzmir’den 16 Ocak’ta ayrıldım. İşin geyiğine kaçayım, ehüehei bi senedir İzmir’deyim diyeyim bari. Uzak kalmışım yazmaktan. Eğlenceli birşeyler yazayım istiyorum. Yazayım o halde. Hostesleri seks objesi olarak görüyorum mesela. Anlatılan hikayelerden midir, dar alandaki kısa paslaşmalardan mıdır, madem ki hostes, istemeden vermeli [...]
Burada bayramlar ne kadar alakasız kalıyorsa, noeller ve yılbaşı da o kadar coşkulu kutlanıyor. Geçtiğimiz haftadan beri şehir merkezine ahşap “kiosk” denen, Türkçede stand olarak yer bulan, ki böyle yer buluşa sokayım affınıza sığınarak, birçok satış yeri kuruldu. Bu ufak ahşap yerler salak dekoratif noel heykelciklerinden “Türk Balı”na, bilimum garip malzeme içeren karışık çorbalardan enteresan [...]
Borat izleyenler espirimi anlar. İsviçre’ye gelirken emin olduğum şeyler vardı. Pahalı olduğu, temiz olduğu, devamlı karlı ve soğuk olduğu. Biri hariç diğerleri patladı. Ve patlamasını yürekten istediğim tek şey patlamadı, ister istemez içimde patladı hatta. Burası pahalı lan. Frank doları geçti, evime kadar girdi artık. Sokaklar pis, devamlı sabunla yıkanıyor, yanlış anlaşılmasın, ama gel gör [...]