Evet, kısa bir aradan sonra yine İzmir’deyim. Hayatımı geçirdiğim, biricik şehrim olmasına rağmen, İzmir de diğer her şehir gibi insanı bir haftadan sonra bayıyor yahu. Keşke bu farkındalılığa kavuşmasaydım diyorum, ama ne yazık ki öyle. Neyse. İnsan buraya gelince arkadaşları, aileyi, köpeğini falan özlüyor da, benim gibi boğazına düşkün biriyseniz hele, yemekleri accaip özlüyor yahu! [...]
Cana can veren blog okuyucuları. Az çok biliyorsunuz, ya da blogu takip ediyorsanız öğrendiniz ki ben yemek yemeyi seven biriyim. Hele bu yemekte et varsa oldukça hastası olan biriyim. Et yemeyi seven biri olarak, artık efsaneleşmiş Koba Sığırı lafını duydukça donut görmüş Homer Simpson gibi gğağağağağa yapıcaktım neredeyse. Dün benim bağyanla yaptığımız, artık resmen klasikleşen [...]
İsviçre’ye gelip şokolaaa şokoloooo diye delirip Sprüngli’yi kaçıran insanlardansanız tatsız bir durum mevzubahis demektir. Belçika’nın Godiva’sına İsviçre’nin cevabı olan Sprüngli çok fena truffle lar, çikolatalar, hatta birsürü daha şekerli tuzlu ürün yapan bir pastane. Evet bir pastane, ama biraz fazla lezzetli, biraz da ücretli bir pastane. Yani bizim Karataş’ta profiterol aldığımız yer de pastane, ama [...]
Cumartesi gecesi, artık abartan işlerden kendime 24 saatlik bir fırsat bulup kendimi kanton dışına attım. Gözünüzde büyümesin, kanton dediğin şehir kadar birşey, 50 60 km gidince ekseriyetle kanton terkedecek yol yapmış oluyorsun. Neyse. Öncelikle geldiğimde yanlarında kaldığım, ama bir aydır görüşmeyi bırak telefonla konuşacak zamanı zor bulduğum Atilla Abi’mlerin evine gittim. Bu ev Winterthur denen, [...]
İsviçre’ye geleli bir hafta oldu, ve tabii ki ufak ufak gezmeler başladı. Sankt Gallen ufak bir şehir, ama çok fazla mekan var. 6 sandalyesi 3 masası olan mekan yapmış, elalem de gitmiş oradan bira içmiş. Sonuç şu ki, geleli bir hafta olmasına rağmen anca fondü yiyebildim. Fondü ne diye soracak olanlara Google derdim normalde, ama [...]
Deli Fenerbahçe’li olan ben Yiit kişisinin hayatında keyif almadığı bir gerçek vardı. Gerek bir lig maçı için olsun, gerek Metallica konseri için olsun Ali Sami Yen stadının içine dışına nufüz etmiş, yeri gelmiş çimine dokunmuş, yeri gelmiş koltuğunu kırmış ben, hayatımda Fenerbahçemin mabedi Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’na gitmemiştim. Geçen pazar gününe kadar! Sonunda, 16 Ağustos [...]
Bayıldığım bir başlangıç stili var: “Bilen bilir…”. Lan ayıoğluayı bilen bilir tabi, sana sorup icazet alıp mı öğrenecek insanlar herşeyi? Bilen kuantum fiziğini de biliyor, bilmeyen 3le 2yi çarpamıyor. Bilen bilir olayına esasen gıcığım, başlangıçtaki sanata da ironi diyoruz, bilen bilir. Bilen bilir, benim en sevdiğim, beni en tatmin eden, en güzide yer Friday’s denen [...]
Sabah sabah, ki aslında medeni dünya için öğlen öğlen, insan acıkmış şekilde kalkıyor. Benim gibi acıkan diğer okuyucuların iyice midesini ağrıtmak için size sevdiğim bir yerden bahsedeceğim. İzmir’de büyüyenler bilirler, burada ululardan ulu bir kahvaltıcı vardır. Bol zeytinyağlı, üstüne kırmızı biber-kekik serpilmiş domates biber söğüşüyle, 3 çeşit peyniriyle, inanılmaz masif boyutta, adamı düz duvara tırmandıran [...]
Starbucks, yaz vakti sıcak bünyeleri serinletmek için yeni 2 ürün çıkarmış. Hibiscus Tea ve sanırsam limonlu çakma birşey daha. Hayatta da limondur vesairedir yüzüne bakmam, bana mango sıksınlar, ananas zıplatsınlar, yeri gelsin hibiskus olsun, ne bileyim passion fürüt olsun böyle enteresan şeyler versinler. Neyse. Bilen bilir, bilmeyen de öğrensin işi ne, ben Starfucks olsun Gloria [...]
Bodrum’a gidip şöyle güzel bir beach sefası yapmadan olmaz diyenleri duyar gibiyim. Evet, aslında bal gibi olur, ama bu sefer canımız çekti. Malum Çeşme’de geçirmeye meraklı beachler olmadığı için misafirlerimi bu keyiften mahrum bırakamazdım. O yüzden, cumartesi günü, biraz geç de olsa Göltürkbükü yollarına düştük canlarımla. Göltürkbükü sahte ama eğlenceli biryer. Göltürk ve Türkbükü denen [...]