Alaçatı, İzmir’liler için biraz efkarlı bir yerdir genelde. Çok değil 10 sene önce bildiğiniz ahır, köy evi falan olan yerler, şu anda milyon avrolar eden birer rustik malikane oldular. Bahçe malzemesi, veya domates biber gibi şeyler almaya pazarına, ya da naylon barakalardan yola çıktığınız rüzgar sörfü yapılan koyuna gidilen enteresan, bakir bir yerdi burası. Artık, [...]
Şimdi sizlere, bu aralar Melkem ile favori kahvaltı yerimizden bahsetmek istiyorum, deminki yazı hiç olmamış, yaşanmamış gibi. Şimdi Sarıyer’e yakın bir yerde yaşıyorum. Denize 200 metre falan, sağı solu orman (ve bir kısım da çingene mahallesi) bir sitedeyim. Takipçilerim ve arkadaşlarım da bilirler ki, yemek yemeyi ve yürümeyi çok seven bir bünyeyim. Melkemi de çok [...]
Türkiye’desin. Dükkan açacak paran var. E ama hiç mi bi düşünebiliten yok? Hiç mi bi can arkadaşın panpan yok uyarmıyolar mı seni, Türkiye genco buralar, bu nası okunur biliyo musun sen demediler mi sana? Yani mesela vitamin barı açacaksın, diyosun portakal suyu falan satarım, C vitaminine boğarım insanları, e dükkanın adı “C-Kick” olsun mesela diye [...]
Hazır mekan ve Sapphire demişken. Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle mekan, İstanbul’un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire’in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. [...]
Ne zamandır mekan anlatmıyordum, canım çekti. Duymuş, hatta görmüşsünüzdür. Avrupa’nın en yüksek gökdeleni artık İstanbul Levent’te bizlere el sallıyor. 56 (yer altıyla beraber 66) katlı ve 261 metre yükseklikteki 250 milyon dolar maliyetli bu bina, klasik dikdörtgen gökdelen görüntüsünden uzakta olduğundan mıdır bilmiyorum, aslında o kadar da büyük gelmiyor insana, ta ki yanına gidene kadar. Terasında [...]
Perşembe akşamı, ACI’dan eski bir arkadaşım, gel çıkışta iki tek atalım diye aradı. Kendisi güzel insanlardan, hani senelerce görüşmesen bile, oturunca geyiğin belini kırdığın türden. Dedi bir yer var, Sarıyer’de deniz kenarı salaş biyer, adı da Denizkızı. Fiyat performansı da şahane dedi, manzarası da güzel. Hadi dedim o vakit gidelim. Zira kısa zaman İstanbullusu olduğum [...]
Evet, kısa bir aradan sonra yine İzmir’deyim. Hayatımı geçirdiğim, biricik şehrim olmasına rağmen, İzmir de diğer her şehir gibi insanı bir haftadan sonra bayıyor yahu. Keşke bu farkındalılığa kavuşmasaydım diyorum, ama ne yazık ki öyle. Neyse. İnsan buraya gelince arkadaşları, aileyi, köpeğini falan özlüyor da, benim gibi boğazına düşkün biriyseniz hele, yemekleri accaip özlüyor yahu! [...]
Cana can veren blog okuyucuları. Az çok biliyorsunuz, ya da blogu takip ediyorsanız öğrendiniz ki ben yemek yemeyi seven biriyim. Hele bu yemekte et varsa oldukça hastası olan biriyim. Et yemeyi seven biri olarak, artık efsaneleşmiş Koba Sığırı lafını duydukça donut görmüş Homer Simpson gibi gğağağağağa yapıcaktım neredeyse. Dün benim bağyanla yaptığımız, artık resmen klasikleşen [...]
İsviçre’ye gelip şokolaaa şokoloooo diye delirip Sprüngli’yi kaçıran insanlardansanız tatsız bir durum mevzubahis demektir. Belçika’nın Godiva’sına İsviçre’nin cevabı olan Sprüngli çok fena truffle lar, çikolatalar, hatta birsürü daha şekerli tuzlu ürün yapan bir pastane. Evet bir pastane, ama biraz fazla lezzetli, biraz da ücretli bir pastane. Yani bizim Karataş’ta profiterol aldığımız yer de pastane, ama [...]
Cumartesi gecesi, artık abartan işlerden kendime 24 saatlik bir fırsat bulup kendimi kanton dışına attım. Gözünüzde büyümesin, kanton dediğin şehir kadar birşey, 50 60 km gidince ekseriyetle kanton terkedecek yol yapmış oluyorsun. Neyse. Öncelikle geldiğimde yanlarında kaldığım, ama bir aydır görüşmeyi bırak telefonla konuşacak zamanı zor bulduğum Atilla Abi’mlerin evine gittim. Bu ev Winterthur denen, [...]