Koca bir Aralık ayını bok püsür muhabbetiyle kapattık çok şükür. Bari seneyi böyle kapatmayalım değil mi arkadaşlar.. Şimdi size kilo almanın en hissettirmeyen, keyif veren ve (en azından benim çevremde) popüler yolundan söz edeyim. İnternetiniz var, takip ettiğiniz diziler de var. Diyelim ki sevdiğiniz bir diziyi İnternet’ten indirdiniz (tabii ki ITunes’den parasını vererek indirdiniz, zira [...]

Filled Under: Serbest Dalış

İnsanın hayatı hep aynı hızda akmıyor. Nedense, son 1 ay zarfında, Kenan Doğulu gibi “tutamıyorum zamanııı” diye bağırasım geliyor. Garip bir iş – ev – iş temposunun göbeğine düştüm. Daha da beteri, alışmayan götte don durmaması hesabı, bu rutin beni enerji yönünden baydı ve çok çok mecburiyet olmadı mı, haftasonları bile evden çıkmaz hale geldim. [...]

Filled Under: Serbest Dalış

15 Kasım 2010

Bayramınız Mübarek Olsun

Garip zamanlarda yaşıyoruz. Bizim adetimiz olmadığı halde, birinin yılbaşını, doğumgününü kutlarken çok rahatız. Ancak birinin bayramını kutlarken, bu işin asıl söylenme şekli olan “bayramın mübarek olsun” lafını kullanamıyoruz. Sanki çevreden bunu duyanlar, seni aslında ait olmadığın, hatta tiksindiğin bir gruba dahil edecek gibi düşünüyorsun. Bir de kurban kesiliyor, kan akıyor, garibim çok cici hayvan muhabbetleri [...]

Filled Under: Serbest Dalış

Bizim Dogican, yaklaşık 12 senelik bir cinsel pehriz üzerine (evet arada kaçamaklar yaptı, gerek bacakla, gerek gelen misafirlerle, gerekse de parkta şurada burada kıstırdığı kancıklarla, ki dişi köpek demek, ilk defa sözlük anlamıyla kullandığım için çok heyecanlıyım bu kelimeyi, ha bi de parantez cümleden uzun oldu, şu an sadece spor amaçlı uzatıyorum. DOHOL ve ZOREN [...]

Filled Under: Serbest Dalış

23 Ekim 2010

Yaşar Usta Kriteri

Çevremde yeni tanıştığım, veya çok samimi olmadığım insanlarla konuşurken, “ortak paydamız ne kadar” sorunsalına cevap bulabilmek için yeni bi yöntem kullanıyorum bu aralar. Meşhur bi filmimizde, Münir Özkul tarafından canlandırılan, Yeşilçam tarihine damga vurmuş karakter Yaşar Usta’nın fabrika sahibine çektiği ağır bir racon vardır. Efsanedir. İzlemeyenler izlesindir o derece. Ben de, mesela günlük bir konuşmada, [...]

15 Ekim 2010

Ayağımdaki Garip Hissiyatlar

İnsan alışmış ayak kullanmaya. Yani yürüsün, biyerlere bassın, hiçbişe olmazsa oturduğu yerde dizini zıplatsın birşeyler yapsın. Ancak bilek burkması tarzı, “bak kanka, ayağı bileği kullanma, vallah yer eder haa” biçiminde günlük rutini çökerten hadiseler, insanda garip hislere de yol açıyor. Mesela, normal bi günde, evden çıkmasan dahi yüzlerce kez üzerine bastığın ayak denen mekanizma, aslında [...]

Filled Under: Serbest Dalış

13 Ekim 2010

Bileğim Uf Oldu

Anasını satıyım! Güzel bir akşamda, bir zamandır görmediğim arkadaşlarımla Alsancak’ta oturduktan sonra, Karşıyaka tarafına gidip de arabayı park edip de kaldırımdan inerken tam anlamıyla yan basıp da acıdan gözleri yaşaran bir blog yazarıyım ben. İnsan hep düşünür di mi, o an biraz daha dikkatli olamaz mıydım, bastığım yere bakamaz mıydım, o yağmur oluğunu görüp ona [...]

Filled Under: Serbest Dalış

12 Ekim 2010

Talihsizlik

Bazen, gerçekten de kontrol veya tahmin edemeyeceğiniz ufak (veya büyük) talihsizlikler yaşıyor musunuz siz de? Daha önce bir yazımda bahsettiğim gibi (Bkz: Şans Ve Şanssızlık), hava benimle kafa bulmayı çok seviyor. Günlerdir, yer yer bulutlu hava, “biladeeer İstanbul’u fırtına götürüyomuş duydun mu” tarzı havadislerle birleşerek bana tozlu çamurlu araba kullandırttı. Arkadaşımın beleş yıkamacısında bile “Abi [...]

Filled Under: Serbest Dalış

16 Eylül 2010

Beni Sinir Eden Şeyler

Siyasi içerikli yazımı birkaç gün bırakayım dedim, gözüksün en üstte. Belki birkaç yobaz gelir dadanır da, bolca yorumluca laf atışması yaşarız falan da, peeeh gelen geçen yok anasını satayım. Blog tecrübemden yola çıkarak diyebilirim ki, Yiit K.’nın yazdıklarını bi tarafına sallayan yobaz sayısı, dev kameralı fotocu sayısından çok daha az. İslami kesim beni teğet geçiyor [...]

Filled Under: Serbest Dalış

Biz buna büyümek de diyoruz. Yıllar önce, ilk defa uçağa bindiğimde de aynı anons vardı. Hostes, müthiş etkileyici ve bol sürülmüş parfümüyle, geçerken “kıçıma bak, kıçımı izle, herkes izliyo biliyorum” edasıyla yanından geçer, kokpitin yanındaki servis bölümüne girerdi. Girene kadar aklından dünya silinir zaten, tek düşüncen ve odak noktan, acaba o dar üniformanın altındaki normal [...]