Yemek pişirmeyi de yemeyi de seven biri olduğum, beni azıcık tanıyan kimseyi şaşırtmayacaktır heralde. Evde yaptığım enteresan yemekleri ise özellikle seviyorum, çünkü hem kendi ağız tadıma göre ayarlayabiliyorum, hem de birilerinin kirasını ödemek yerine kendi evimde inanılmaz iyi ve bol malzemeli fantastik şeyler üretebiliyorum. Sevdiğim biri veya birileriyle bu coşkuyu paylaşmak da cabası. Geçenlerde Melke [...]
Alaçatı, İzmir’liler için biraz efkarlı bir yerdir genelde. Çok değil 10 sene önce bildiğiniz ahır, köy evi falan olan yerler, şu anda milyon avrolar eden birer rustik malikane oldular. Bahçe malzemesi, veya domates biber gibi şeyler almaya pazarına, ya da naylon barakalardan yola çıktığınız rüzgar sörfü yapılan koyuna gidilen enteresan, bakir bir yerdi burası. Artık, [...]
Şimdi sizlere, bu aralar Melkem ile favori kahvaltı yerimizden bahsetmek istiyorum, deminki yazı hiç olmamış, yaşanmamış gibi. Şimdi Sarıyer’e yakın bir yerde yaşıyorum. Denize 200 metre falan, sağı solu orman (ve bir kısım da çingene mahallesi) bir sitedeyim. Takipçilerim ve arkadaşlarım da bilirler ki, yemek yemeyi ve yürümeyi çok seven bir bünyeyim. Melkemi de çok [...]
Çok arada kaldım bu yazıyı yazarken çook.. Yani aklıma birbirinden kötü espiriler, laf cambazlıkları, şakalar komiklikler geldi başlıkla alakalı, ancak içimdeki gazeteci, şok edici başlıktan yana karar kıldı. Alternatif olarak “Masayı Doughnut’tık” kullanacaktım, yazdım da ama son anda kaybettik güzelim başlığı. Hayvan Kuzen ile beraber (güzel isim, zira o da benden bahsederken Hayvan Kuzen diyebilir, [...]
Hazır mekan ve Sapphire demişken. Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle mekan, İstanbul’un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire’in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. [...]
Perşembe akşamı, ACI’dan eski bir arkadaşım, gel çıkışta iki tek atalım diye aradı. Kendisi güzel insanlardan, hani senelerce görüşmesen bile, oturunca geyiğin belini kırdığın türden. Dedi bir yer var, Sarıyer’de deniz kenarı salaş biyer, adı da Denizkızı. Fiyat performansı da şahane dedi, manzarası da güzel. Hadi dedim o vakit gidelim. Zira kısa zaman İstanbullusu olduğum [...]
Günlerdir, bir Lost finali, efendime söyleyeyim bir Seks-i Memnu finali tarzı ilgi çekmiş, kitleleri sürüklemiş, heyecanlar yaşatmış dev yazı dizimin beklenen ikinci ve son bölümüne hoşgeldiniz. İnternetteki forumlarda sansasyonel iddiaları okumuşsunuzdur, yok aslında frenk üzümleri hayatı simgeliyo, yok Yigit K. aslında uyuyomuş hepsi bir rüyaymış, yok çok ekşi olup da yenemeyince hepsini teker teker kıçına [...]
Saçma sapan şeyleri yemeyi, içmeyi çok severim. Sıklıkla gittiğim kafelerde, genelde kimsenin içmediği şeyleri içerim. Tabi insanların bazı şeyleri sıklıkla içmemesinin, yememesinin sebepleri var, mesela o ürünlerin ultramegaskindrik olması bu sebeplerin başında gelir. Ben dersimi alır mıyım, asla, güzelleştim yasla. Bu deneme, yeni lezzetlere dimağımı açma sevgim, burada iyice başımı ağrıtıyor zaten. Migros’a giriyorsun, salak [...]
Türkiye’ye yılan gibi gidip Türkiye’de ceylan yutmuş yılana dönen bendeniz, son bir aydır çeşitli okazyonlarda (Fatih Terim Türkçesi) pehriz denen illete bulaştım. İlk denemede bağyan arkadaşın gelmesi ile tatile gidildi, kayak yapmanın ve açıkbüfe kahvaltının gazıyla son buldu o. Sonraki denemem, karşımdaki meşhur Türk restoranının son günleri yaşaması sebebiyle beni overzealeus (Diablo 2 Türkçesi) bir [...]
Cana can veren blog okuyucuları. Az çok biliyorsunuz, ya da blogu takip ediyorsanız öğrendiniz ki ben yemek yemeyi seven biriyim. Hele bu yemekte et varsa oldukça hastası olan biriyim. Et yemeyi seven biri olarak, artık efsaneleşmiş Koba Sığırı lafını duydukça donut görmüş Homer Simpson gibi gğağağağağa yapıcaktım neredeyse. Dün benim bağyanla yaptığımız, artık resmen klasikleşen [...]