<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ateşini Yolla Bana &#187; Yemek</title>
	<atom:link href="http://www.atesiniyollabana.com/category/yemek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.atesiniyollabana.com</link>
	<description>Hakan Peker&#039;den değil ama...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Dec 2011 07:05:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Paella Yapıyoruz</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/paella-yapiyoruz-vol-i/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/paella-yapiyoruz-vol-i/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 May 2011 15:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[ispanyol pilavı]]></category>
		<category><![CDATA[paella]]></category>
		<category><![CDATA[pratik paella tarifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=1102</guid>
		<description><![CDATA[Yemek pişirmeyi de yemeyi de seven biri olduğum, beni azıcık tanıyan kimseyi şaşırtmayacaktır heralde. Evde yaptığım enteresan yemekleri ise özellikle seviyorum, çünkü hem kendi ağız tadıma göre ayarlayabiliyorum, hem de birilerinin kirasını ödemek yerine kendi evimde inanılmaz iyi ve bol malzemeli fantastik şeyler üretebiliyorum. Sevdiğim biri veya birileriyle bu coşkuyu paylaşmak da cabası. Geçenlerde Melke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek pişirmeyi de yemeyi de seven biri olduğum, beni azıcık tanıyan kimseyi şaşırtmayacaktır heralde. Evde yaptığım enteresan yemekleri ise özellikle seviyorum, çünkü hem kendi ağız tadıma göre ayarlayabiliyorum, hem de birilerinin kirasını ödemek yerine kendi evimde inanılmaz iyi ve bol malzemeli fantastik şeyler üretebiliyorum. Sevdiğim biri veya birileriyle bu coşkuyu paylaşmak da cabası.</p>
<p>Geçenlerde Melke ile ne yesek ne içsek derken birkaç lafımı birleştirip  bana paella ısmarlamıştı. O an, tam da istediğim şeyi bana sürpriz olarak bulduğu için keyiften delirmiştim birazcık. Ancak ülkemizde paella, gereksiz yere pahalı olan birşey olduğundan, ben bunun daha iyisini yaparım aga diye yola çıktım.</p>
<p>Paella&#8217;nın hikayesi enteresan. Nasıl bizde Aşure vardır, hikaye olarak da Nuh&#8217;un gemisinde son günlerde yemek kalmayınca kalan bilimum hububatın, kuru meyvenin karışımından bir yemek yapıldığı anlatılır ya, Paella da İspanyol soylu evlerinin aşuresi gibi bir hikayesi var. Üst katlardaki büyük salonlarda şatafatlı partiler verilirken, bu partilerden artan yemekler aşağıda hizmetçiler tarafından bir kazanda kaynatılır ve yenirmiş. Artık yukarıda Allah ne verdiyse giriştiklerinden, bu koca kazanlarda et, tavuk, balık, deniz ürünleri, çıldır babam çıldır şeklinde yanyana pişerlermiş. Aslında yemekteki hayvan zenginliğine bakarsak, Nuh ben olsam, son günlerde böyle birşeyler yerdim, artık hangi hayvan butlu yağlı gözükürse gözüme alırdım budundan azıcık.</p>
<p>İlk durağımız Macro market. Eğer abidik gubidik birşey yapacaksanız, adresiniz burası olmalı. Adamlarda herşeyin her çeşidi var: soslar, pirinçler, şarküteri ürünleri, alayı burada. Aldıklarımız, biraz dana but jambon, bir adet çipura, oldukça iri 5 adet karides ve istiridye oldu. Aslında midye istiyordum ama, olmadığı için istiridye kullanabilirim diye düşündüm. Kullandım mı, hayır. Ama düşündüm.</p>
<p>Alışveriş kolay kısım aslında. Git, ettir, buttur al geç, plastik bi kart ver, 5 tuşa bas ve yemekler senin olsun. Pişirmek bi tık daha sıkıntılı, zira ben ömrümde pilav yapmamış biri olarak, enteresan bir pilav yapmaya çalışıyordum. Bundan sonra Emine Beder stayla devam ediyorum:</p>
<p><img class="size-medium wp-image-1103 alignleft" title="Mayısta Çeşme 030" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-030-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><img class="size-medium wp-image-1104 aligncenter" title="Mayısta Çeşme 031" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-031-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Önce zeytinyağını orta ateşte ısıtırken, içine ince doğranmış sarımsakları atıyoruz. Sarımsaklar yanmadı, ama bütün mutfak kebapçı gibi koktu diyene kadar devam ediyoruz çevirmeye. Sonra, kuşbaşı doğranmış tavuk göğsünü atıyoruz tavaya. Tavukları 1 2 dakika çevirsek yeter, amacımız tava sıcakken tavuğu bi sırlamavari çevirip, sonra pişme süresinde kurumamasını sağlamak. Sonrasında da domatesimizi ekliyoruz üzerine. Hem kavurma tavuk sahibi olmaktan kurtarıyor bizi, hem de güzel bir su bırakıyor. Domatesle beraber güzel doğranmış taze kırmızı biberimizi de atıyoruz.</p>
<p><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-029.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1107" title="Mayısta Çeşme 029" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-029-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-033.jpg"></a><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-036.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1106" title="Mayısta Çeşme 036" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-036-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><img class="aligncenter size-medium wp-image-1105" title="Mayısta Çeşme 033" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-033-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sırada diğer malzemeleri hazırlıyoruz. Küp doğramayı seven bir yapım var, herşeyi küp doğrarım diyor, alayına küp küp gidiyorum. Karidesleri de, kafaları kalacak şekilde ayıklıyorum, zira kafasız jumbo beni hüzne boğar. Ancak ne jambonun, ne balığın, ne de karidesin çok pişmeye ihtiyacı olduğundan, kendilerini bekletiyoruz kenarda, genç Semih gibi, her daim lazım, her daim hazır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-034.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1108" title="Mayısta Çeşme 034" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-034-300x225.jpg" alt="" width="189" height="142" /></a><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-035.jpg"></a><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-038.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1110" title="Mayısta Çeşme 038" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-038-300x225.jpg" alt="" width="189" height="142" /></a><img class="aligncenter size-medium wp-image-1109" title="Mayısta Çeşme 035" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-035-300x225.jpg" alt="" width="189" height="142" /></p>
<p><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-035.jpg"></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Önce domatesli tavuğun üzerine risotto pirincini koyuyoruz. Neden risotto pirinci derseniz, Melke hanım öyle istedikleri için öyle oldu, bi de pişiriliş tarzına uyabilir diye benim de aklıma yattı açıkçası. Sonra, sıcak tavuk suyunu üzerini kaplayacak kadar ekliyoruz. Tam bu sırada, köri, kırmızı ve kara biber, ve yakışacağını düşündüğünüz herhangi bir baharatı ekleyebilirsiniz. Resimdekinden biraz daha fazla tavuk suyu koyup, içine de biraz lime, veya limon eklerseniz şahane olur, ben atladım bu 2 detayı. Pirinçler suyu biraz çekince, eti butu, bulduğunuzu atın içine, karidesler hariç. Eğer istiridye gibi tırt birşey almasaydım da midye bulsaydım, onu da tam bu anda atıverirdim bu güzel karışıma ama heyhaat.. Şerefsiz istiridyelerde tarihi eser gibi pis bir kabuk olduğundan, güzelim pilavı çıtır çıtır yapar diye atmadım. Naptım, gittim çöpe attım sonunda, zira 3 gün durdular dolapta, sonra da ben İzmir yolları taştan yaptığımdan, gelince dolabı istiridye kaplı bulmamak için defettim kendilerini.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-040.jpg"><img title="Mayısta Çeşme 040" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-040-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-042.jpg"><img title="Mayısta Çeşme 042" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-042-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En son, artık pilavımız suyunu çekti çekecek derken, karides kardeşleri de bu mutluluk şölenine dahil ediyoruz. Bir süre sonra zaten ocağı kapatın bence, hem pirinçler iyice suyunu çeksin, hem de karidesler ateşle değil de pirinçlerin ısısıyla pişsin. Ve afiyetle yiyin. Yanında atraksiyon olsun diye Sangria falan da yapılabilir, ancak biz gayet kırmızı şarapla götürdük bunu. Tabi götüremedik, zira heyhüla gibi bir miktardı. Bu günden sonraki 3 gün boyunca paella yedim, ve ne yalan söyliyim, şahaneydi.</p>
<p>Tavsiyeler:</p>
<p>1- Balığı benden daha bol koyun. Lezzetli oluyor hakikaten.</p>
<p>2- Midye alın. İstiridyenin adı güzel ama kendisi işlevsiz. Çiğ yemek lazım o meredi, ondan da ben tiskiniyorum.</p>
<p>3- Biraz lime veya limonu kesin atın. Atraksiyonlu, mesela biberiye gibi baharatlarla da deneme yapabilirsiniz.</p>
<p>Afiyet olsun canlar =)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/paella-yapiyoruz-vol-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alaçatı Karina Balık Restaurant</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/izmir/alacati-karina-balik-restaurant/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/izmir/alacati-karina-balik-restaurant/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 May 2011 18:42:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[Alaçatı]]></category>
		<category><![CDATA[Karina Balık Restaurant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=1097</guid>
		<description><![CDATA[Alaçatı, İzmir&#8217;liler için biraz efkarlı bir yerdir genelde. Çok değil 10 sene önce bildiğiniz ahır, köy evi falan olan yerler, şu anda milyon avrolar eden birer rustik malikane oldular. Bahçe malzemesi, veya domates biber gibi şeyler almaya pazarına, ya da naylon barakalardan yola çıktığınız rüzgar sörfü yapılan koyuna gidilen enteresan, bakir bir yerdi burası. Artık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/izmir/alacati-karina-balik-restaurant/attachment/mayista-cesme-053/' title='Mayısta Çeşme 053'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-053-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Mayısta Çeşme 053" title="Mayısta Çeşme 053" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/izmir/alacati-karina-balik-restaurant/attachment/mayista-cesme-054/' title='Mayısta Çeşme 054'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/Mayısta-Çeşme-054-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Mayısta Çeşme 054" title="Mayısta Çeşme 054" /></a>

<p>Alaçatı, İzmir&#8217;liler için biraz efkarlı bir yerdir genelde. Çok değil 10 sene önce bildiğiniz ahır, köy evi falan olan yerler, şu anda milyon avrolar eden birer rustik malikane oldular. Bahçe malzemesi, veya domates biber gibi şeyler almaya pazarına, ya da naylon barakalardan yola çıktığınız rüzgar sörfü yapılan koyuna gidilen enteresan, bakir bir yerdi burası. Artık, İstanbul&#8217;lular da sağolsun, Türkiye&#8217;nin gözde ve kazık yerlerinden biri haline geldi.</p>
<p>Bütün gün denize dalıp bir kısım balık vurduktan sonra bir tanıdığın oğlunun balık lokantasına davet edildik Alaçatı&#8217;ya. Meşhur Tuval Restaurant&#8217;ın yanındaki yerde, Karina diye, fazlasıyla Yunan tavernası havası verilmiş biyer yapmış, zaten evler eski Rum evleri, bembeyaz kireç duvarlara mavi sandalyeleri atınca olmuş kalimera kalispera. Güzel mezeler, hafif hafif arkadan verilen Yunan müzikleri, klasikleşmiş tatlı Ege esintisiyle taze balıklar, bolca kalamar, mezeler, ve tabi ki eski lezzet yeni Rakı. Karşımda ne zamandır görmediğim annem babam da olunca, şahane bir akşam geçirdim.</p>
<p>Kısaca bağlayacağım, çok bitkin bir gün geçirdim zira. Fiyat performans olarak, özellikle Alaçatı ortalamasına bakarsak, ortalığı yıkıp geçiren bir yer olmuş. Soğuk meze 6 lira desem, Tuval&#8217;i yanında Alaçatı&#8217;dasın desem, heralde mesajı alırsınız. Lezzetler çok güzel, babamın senelerdir tanıdığı olan Balıkçı Hasan&#8217;ın eski ustasını getirip ortak yapıp mutfağa sokmuşlar, adam da ahtapotta kalamarda balıkta ne öğrendiyse döktürüyor, öttürüyor. Ben şahsen balık yerken denizi görmek isteyen bi herifim, ama Alaçatı&#8217;ya da balık yakışıyor hakkaten.</p>
<p>Öpüyorum.</p>
<p>Karina Balık Restaurant</p>
<p>Kemalpaşa Cad. Ara Sokak No:6 Alaçatı Çeşme</p>
<p>Tel: 0232 716 9155</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/izmir/alacati-karina-balik-restaurant/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emek Cafe, Vol: II</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/emek-cafe-vol-ii/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/emek-cafe-vol-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 17:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz kenarında kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Cafe]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Kafe]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniköy Emek Kafe]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniköy'de Kahvaltı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi sizlere, bu aralar Melkem ile favori kahvaltı yerimizden bahsetmek istiyorum, deminki yazı hiç olmamış, yaşanmamış gibi. Şimdi Sarıyer&#8217;e yakın bir yerde yaşıyorum. Denize 200 metre falan, sağı solu orman (ve bir kısım da çingene mahallesi) bir sitedeyim. Takipçilerim ve arkadaşlarım da bilirler ki, yemek yemeyi ve yürümeyi çok seven bir bünyeyim. Melkemi de çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/emek-cafe-vol-ii/attachment/23-nisan-2011-003/' title='23 Nisan 2011 003'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/23-Nisan-2011-003-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="23 Nisan 2011 003" title="23 Nisan 2011 003" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/emek-cafe-vol-ii/attachment/23-nisan-2011-005/' title='23 Nisan 2011 005'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/23-Nisan-2011-005-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="23 Nisan 2011 005" title="23 Nisan 2011 005" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/emek-cafe-vol-ii/attachment/23-nisan-2011-006/' title='23 Nisan 2011 006'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/23-Nisan-2011-006-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="23 Nisan 2011 006" title="23 Nisan 2011 006" /></a>

<p>Şimdi sizlere, bu aralar Melkem ile favori kahvaltı yerimizden bahsetmek istiyorum, deminki yazı hiç olmamış, yaşanmamış gibi.</p>
<p>Şimdi Sarıyer&#8217;e yakın bir yerde yaşıyorum. Denize 200 metre falan, sağı solu orman (ve bir kısım da çingene mahallesi) bir sitedeyim. Takipçilerim ve arkadaşlarım da bilirler ki, yemek yemeyi ve yürümeyi çok seven bir bünyeyim. Melkemi de çok seven bi insanım. Bütün bunlar birleşince, bizim haftasonları yürüyerek kahvaltıya gitmemiz kaçınılmaz oluyor tabi.</p>
<p>Bizim evden başlayıp Beşiktaş&#8217;a kadar giden sahil yolu, belki de dünyanın en güzel yollarından biri. Yanından geçen binlerce arabayı saymazsan, Sarıyer&#8217;de 2011 yılında hala denize dökülen kanalizasyonu saymazsan, 29&#8242;lu sevimli gruplar halinde gezen, saçı başı yağ jöle içinde, hepsinin telefonu aynı marşı çalan sikkostar bebeleri saymazsanız aslında dünyanın en güzel yolu bu. Muhteşem saraylar, korular, yalılar geçiyorsun, yanından Boğaz akıyor, aldığın nefes Karadeniz&#8217;in muhteşem oksiyeniyle dolu, dalga sesleri içinde, balıklarla dolu bir yol burası.</p>
<p>İşbu yolu bir saat kadar tempolu yürürsek, Yeniköy denen inanılmaz güzellikteki semte geliyoruz. Bazı hırsız başbakan eskileriyle meşhur olan bu semt, gerçekten hem boğazın dibinde olup, hem de trafiğin falan İstanbul standardına bakarsanız bomboş olduğu bir yerdir aslında. Burada, denizin kenarında, 1950&#8242;lerden kalmış süper şirin bir kahvaltıcı var: Emek Cafe. Geçtiğimiz yıllarda, yandaki yalının davası üzerine kapalı kalan, ama yeniden sevdikleriyle buluşan bu yerin biz hastasıyız resmen. Garsonlarının saçları bile eski stil kalmış, efendi insanlarca çalıştırılan, lezzetli, ve Yeniköy&#8217;de boğazın dibinde olmasına rağmen ekonomik de olan bir yer burası.</p>
<p>Kahvaltısı standart, hatta Altınoluk standardına alışkın İzmir&#8217;li Yiit K. için biraz hafif bile. Ama herşeyi lezzetli, eğer özel gelmiyorsa herşeyi Pınar marka olan bir düzeyi tutturmuşlar gidiyorlar. Temiz havada güzel bir yürüyüşte hararet yapan bünyeler, gölgede kalan Boğaz kenarında serinlerken, bir yandan da tam demli çaylar hüpürdeniyor. Bal kaymak, yanında 2&#8242;şer çeşit peynir ve zeytin, domates hıyar söğüş de derken insan doyuveriyor.</p>
<p>Gidin, görün, yiyin. Emek Kafe candır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/emek-cafe-vol-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Donut G.tü</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/donut-g-tu/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/donut-g-tu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 May 2011 06:25:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[donat götü]]></category>
		<category><![CDATA[donut götü]]></category>
		<category><![CDATA[Doughnut götü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Çok arada kaldım bu yazıyı yazarken çook.. Yani aklıma birbirinden kötü espiriler, laf cambazlıkları, şakalar komiklikler geldi başlıkla alakalı, ancak içimdeki gazeteci, şok edici başlıktan yana karar kıldı. Alternatif olarak &#8220;Masayı Doughnut&#8217;tık&#8221; kullanacaktım, yazdım da ama son anda kaybettik güzelim başlığı. Hayvan Kuzen ile beraber (güzel isim, zira o da benden bahsederken Hayvan  Kuzen diyebilir, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/23-Nisan-2011-0071.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1073" title="23 Nisan 2011 007" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/05/23-Nisan-2011-0071-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Çok arada kaldım bu yazıyı yazarken çook.. Yani aklıma birbirinden kötü espiriler, laf cambazlıkları, şakalar komiklikler geldi başlıkla alakalı, ancak içimdeki gazeteci, şok edici başlıktan yana karar kıldı. Alternatif olarak &#8220;Masayı Doughnut&#8217;tık&#8221; kullanacaktım, yazdım da ama son anda kaybettik güzelim başlığı.</p>
<p>Hayvan Kuzen ile beraber (güzel isim, zira o da benden bahsederken Hayvan  Kuzen diyebilir, resmen böyle markalaşabiliriz) bir haftasonu klasiği geliştiriyoruz. Hava güzelse, biz de boş beleşsek, İstanbul&#8217;da 5 6 saatten az olmamak kaydıyla yürüyüş turları yapıyoruz. Kah başlıyoruz Kadıköy&#8217;den, Bağdat Caddesi&#8217;ni 3 4 kere turlayıp ordan Kalamış&#8217;a yürüyoruz (Ah Kalamıııııış&#8217;taaaağğ diye bağırmayan bizden değildir), ordan kaptırıp Fenerbahçe Parkı, Moda falan çıldırıveriyoruz, kah gidiyoruz Karaköy&#8217;de başlayıp İstiklal gezisi üstüne Beşiktaş, Ortaköy, Bebek hattında çıldırıyoruz. Gezilerde insan gibi yürümediğimizden, insan gibi yemiyoruz da. Ya da tam tersi. Bilmiyorum. Zaten kuzenle genelde insanlıkla çok alakalı işler de yapmıyoruz, o konuda bi değişiklik yok yani.</p>
<p>Son gezilerden bi tanesinde, ayaküstü bişeyler atıştıralım diye 12&#8242;li Krispy Kreme söyledik, yanında da kahvesiyle. Bu kalori cümbüşünü tüketirken, hiç beklemediğimiz bir anda, hiç beklemediğimiz bir şey gerçekleşti, ve biz doughnut&#8217;ın götünü gördük arkadaş! Bi an şaşırsak da, doughnut ile aramızdaki bu muazzam benzerlik, gözlerimizi yaşartmadı değil&#8230;</p>
<p>Kendime şaşırdım kaldım lan&#8230; Şu punchline için ne paragraf falan yazmışım. Neyse, yarı yolda zaten fikir değiştirdim, komple geziyi yazmaya karar verdim. Bi soraki yazıda okursunuz artık. Öper.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/donut-g-tu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miss Crazzzy Sushhhi</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 08:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Miss Crazy Sushi]]></category>
		<category><![CDATA[MISS CRAZZZY SUSHHHI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=1056</guid>
		<description><![CDATA[Hazır mekan ve Sapphire demişken. Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle mekan, İstanbul&#8217;un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire&#8217;in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/attachment/16-nisan-2010-020/' title='16 Nisan 2010 020'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/16-Nisan-2010-020-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="16 Nisan 2010 020" title="16 Nisan 2010 020" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/attachment/16-nisan-2010-021/' title='16 Nisan 2010 021'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/16-Nisan-2010-021-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="16 Nisan 2010 021" title="16 Nisan 2010 021" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/attachment/16-nisan-2010-023/' title='16 Nisan 2010 023'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/16-Nisan-2010-023-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="16 Nisan 2010 023" title="16 Nisan 2010 023" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/attachment/16-nisan-2010-024/' title='16 Nisan 2010 024'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/16-Nisan-2010-024-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="16 Nisan 2010 024" title="16 Nisan 2010 024" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/attachment/16-nisan-2010-025/' title='16 Nisan 2010 025'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/16-Nisan-2010-025-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="16 Nisan 2010 025" title="16 Nisan 2010 025" /></a>

<p>Hazır mekan ve Sapphire demişken.</p>
<p>Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Öncelikle mekan, İstanbul&#8217;un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire&#8217;in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. Bunun güzel yanları da var, kötü yanları da tabi. Güzel, çünkü çok şov bir binanın köşesini komple tutmuşlar, çok ferah bir mekan, oturma düzeni, barı, ufak da olsa restoranın kendi içi gibi duran kısmı çok şık. Kötü yanı ise, öncelikle manzara bok gibi, direk iğrenç Levent trafiğine çok yakın bir mesafeden bakıyorsun. Diğer bir kötü yan ise, en nihayetinde food court&#8217;tasın abi, yani sushi ye sake iç 200 lira hesap ver ama karşında Subway falan yiyolar insanlar? (ki yer yer bi tık daha lezzetli bile gelebilir insana, lan soğuk balık kıçına bu parayı verene kadar karşıda bi ekstra hindi göğüslü subway melt mi kayaydım diye&#8230; Subway Melt&#8230;. gğağağağağaaaa). Ayrıca yine bu sebepten, kendi ambiyansını kuramıyorsun, ne müzik, ne çevre tasarımı, ne gürültü seviyesi ve alakalı alakasız anonslar hakkında bir tasarrufun yok mekan olarak.</p>
<p>Neyse, mekan düzeni ve yeri 10 üzerinden 4 alsa iyidir yani. Eğer AVM&#8217;de şampanya içmek bana göre diyorsanız, 6 da verilebilir.</p>
<p>Gelelim yemeklere. Bizim aldığımız set menüde Yosun Çorbası, salata ve California Roll olsun, toro falan olsun 14 parça sushi vardı. Yetmeyeceği için de menüden de biraz ekleme yaptık. Ortaya Somon Tartar, sushilere de ek olarak bir Rainbow Roll söyledik. İçecek olarak da, Melkehaanım&#8217;ın çok sevdiği Bellini&#8217;de karar kıldık.</p>
<p>Yosun çorbası bir rezaletti. Yani hani Kordon&#8217;da gezersin, arada çok yoğun bir yosun kokusu suratına çarpar ya&#8230; İşte o kokuyu sıcak sıcak içtiğini düşün. Yani ilk yudumda biraz et suyu tadı alır gibi olurken hooppp Kordonboyu ağzından içeri. Yani ömrüm Çin restoranlarında geçti (orası Japon falan demeyin ağzınıza vururum), hatta bir ara babam ortak bir restoran bile açtı, ancak ben, o beleş olduğu zamanlarda dahi gidip de yosun çorbası falan salak saçma şeyler içmedim, o yüzden itiraf ediyorum, nasıl olması gerektiği hakkında bir fikrim yok. Belki de çok nizami yosun çorbasıdır, ama benim midemi bulandırdı, ve 2 kişi bi tas çorbayı bitiremeyip geri yolladık. Somon tartar, adından da anlayabileceğiniz gibi, Fransa&#8217;nın nice genci kusturmuş rezil çiğ kıyma yemeği tartarın somonya yapılanı. Ben, hayatımda 2 3 kere tartar yemeye çalıştım, hepsinde mide bulantısıyla attım. Bu farklıydı. Zaten somon çiğ yenebilen bir nesne olduğundan mütevellit, üzeri çıtır soğancıklarla kaplı, bolca şeker yedirilmiş balzamik sosla servis edilen bu ara sıcağa (soğuğa?) hayran kaldım. Çok ağız dolusu yenmeyen bir sunum olduğundan, porsiyonu da çokça geldiğinden az biraz arttı ama gerçekten her lokmasında keyif aldım, cennetten çıkma bir lezzet: somon tartar diye yemekteyiz ebleğinin sesini duyar gibi oldum.</p>
<p>Sushilere kısaca değineyim, enteresan birşey yok zira. Güzel, Sushico&#8217;dan bi tık güzel ama. Yani Sushico 7* ise, burası 7.5*. Fiyat farkı da zaten o civarlarda, bi tık daha pahalı Sushico&#8217;dan. Yani artan performansa artan fiyat veririm diyenler için, güzel bir sushi tecrübesi sunuyorlar. Yanında gelen Bellini ise, heralde somon tartardan sonra en beğendiğim şey oldu, hatta yarısını içip anca foto çekebildik. Kötü de bir şampanya kullanmadıklarından, koyulan şeftali püresi de gerçekten güzel kıvamda olduğundan, görüntü olarak az biraz çoban olsa da lezzet olarak 10 numaraydı. Tavsiye edilir, gidip de içmeyen kınanabilir bile.</p>
<p>Eğer hem Sapphire&#8217;i gezerim, hem de meşhur bir şefin Uzakdoğu yorumunu denerim diyenler için gidilesi biryer. Gidip de beğenmeyen çıkmaz sanırım, ancak yosun çorbasından kaçın agalar bacılar. Öptüm sizi.</p>
<div>MISS CRAZZZY SUSHHHI</div>
<div>Kategori: Uzakdoğu Mutfağı<br />
Adres: Büyükdere Cad. 4. Levent / İstanbul<br />
Tel: (212) 268 83 33-34-35-36-37<br />
Email: <a id="body_hlMail" href="mailto:misscrazysushi@gmail.com" target="_blank">misscrazysushi@gmail.com</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/miss-crazzzy-sushhhi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok Acaip Bir Gece</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/cok-acaip-bir-gece/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/cok-acaip-bir-gece/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2011 12:20:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[meyhane]]></category>
		<category><![CDATA[sarıyer denizkızı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=1028</guid>
		<description><![CDATA[Perşembe akşamı, ACI&#8217;dan eski bir arkadaşım, gel çıkışta iki tek atalım diye aradı. Kendisi güzel insanlardan, hani senelerce görüşmesen bile, oturunca geyiğin belini kırdığın türden. Dedi bir yer var, Sarıyer&#8217;de deniz kenarı salaş biyer, adı da Denizkızı. Fiyat performansı da şahane dedi, manzarası da güzel. Hadi dedim o vakit gidelim. Zira kısa zaman İstanbullusu olduğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/cok-acaip-bir-gece/attachment/23-nisan-2011-015/' title='23 Nisan 2011 015'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/23-Nisan-2011-015-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="23 Nisan 2011 015" title="23 Nisan 2011 015" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/cok-acaip-bir-gece/attachment/23-nisan-2011-016/' title='23 Nisan 2011 016'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/23-Nisan-2011-016-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="23 Nisan 2011 016" title="23 Nisan 2011 016" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/cok-acaip-bir-gece/attachment/23-nisan-2011-017/' title='23 Nisan 2011 017'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2011/04/23-Nisan-2011-017-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="23 Nisan 2011 017" title="23 Nisan 2011 017" /></a>

<p>Perşembe akşamı, ACI&#8217;dan eski bir arkadaşım, gel çıkışta iki tek atalım diye aradı. Kendisi güzel insanlardan, hani senelerce görüşmesen bile, oturunca geyiğin belini kırdığın türden. Dedi bir yer var, Sarıyer&#8217;de deniz kenarı salaş biyer, adı da Denizkızı. Fiyat performansı da şahane dedi, manzarası da güzel. Hadi dedim o vakit gidelim. Zira kısa zaman İstanbullusu olduğum için, benim bildiğim yerler az daha sokabilitasyon yapan yerler.</p>
<p>Her neyse, işten 5&#8242;te çıkıyormuş, o zaten beni biraz yıktı. Ben de zar zor 6 gibi çıktım ve yola koyulduk. Mekan Sarıyer&#8217;de, direk ufak liman gibi yere bakan sıra sıra balıkçılardan bi tanesi. Burger King&#8217;in ordan sahile vurdun mu direk yanına falan çıkıyorsun. İki katlı, daracık, belki 7 8 masalık biyer. Gittik, üst kattaki 3 masadan birine yanyana çöküverdik. Karşımızda balıkçı gemileri, direkleri dalgalarla sallanıyor, hava aydınlık, ama güneş artık yönünü tayin etmişçesine inişte. Masmavi gökyüzü, masmavi deniz, karşıda Anadolu Kavağı&#8217;nın güzel yeşil sırtları. 35&#8242;lik dedik, yarın iş var ne de olsa, ortaya manca dedik patlıcanlı, beyaz peynir söylemeden gelir zaten, köz kırmızı biber de candır, o da geldi peşisıra. Ardından, hani yoğurdun üstüne kupkırı kırmızı biberleri bütün bütün atarlar, atom derler, adamı girişte de çıkışta de oflattırır, o azap mezeden geldi. Kütür kütür yedik tabi, kötüye bişey olmaz diye.</p>
<p>Biz soğuklardan takılırken, yanımızdaki masaya 2 abi çöktü. Kafadengi oldukları belli adamlar, zira sigara içecek müdavimi olduğu cep kadar meyhanede, koca adamlar bizden izin alıyorlar. Afiyet olsun dedik, bal şeker olsun, astımım var ama sen sordun ya adam gibi, masayı yak sorun yok. Kazı kazancı geldi, tam alıcam, o sırada ayakta olan o abilerden biri kaptı 5 tane. 200 lira çıktı adama şaka gibi =) Biraz bozuldum, zira hem 200 lira ilaç gibi gelirdi şahsen, hem de ben kumarda pek kazanamayan tiplerdenim, enteresan olurdu çıksa bana =) 2 lira 1 lira falan biz de oyalandık aldıklarımızla.</p>
<p>Ara sıcaklar kalamarla karides güveç. Artık 35&#8242;liğin dibine geliniyo yavaş yavaş, yan masa da 50&#8242;liği devirdi. Başladık tabi ufak ufak atışmalar, şakalaşmalar. Bi bakmışız ki, yarım saat sonra paso muhabbet, paso sohbet. İsmi Mesut olan, Eskişehir menşeyli ve 200 liralık kazı kazan sahibi abinin yanında da dizüstü bilgisayar var. Açtı mı ordan keman taksimleri, Dede Efendi&#8217;ler falan. Haa, mekanın hakkı yenmesin, devamlı 60&#8242;lar öncesi musiki çalıyorlar, insan deniz güneş rakı müzik mest oluyor. Dizüstünün şarjı bitince, iş iphone&#8217;la şarkı bulmaya döndü. Onun da sesi az gelince, bi baktık ki Mesut Abi, Üsküdar Musiki Topluluğu üyesiymiş ve bize şarkı söylüyor! Fazla ağdalı, az biraz makamını şaşırarak da söylese, şarkı candır diye dinliyoruz. Karşısında Suat Abi, Konya&#8217;lıymış o da, veriyor ayarı inceden. Göksel de katılıyor muhabbete, mekan sahibi kendisi, en son bize koca kafa bi kofana getiriyor, bugün geldi diye, çok da iyi fiyat çekiyor, yanında bi 20&#8242;lik ile söylüyoruz kofanayı.</p>
<p>Akşam 10 olmuş saat bu arada. 2 tek diye girip 3 buçuk saattir oturuyoruz. Melikem de okuldan çıkıp bize katılıyor. Onunla beraber, az sonra 70&#8242;lerine yakın bir teyze geliyor, Göksel&#8217;in çok yakınıymış ve musiki hocasıymış =) Bir başlıyor döktürmeye, sesi kısık sadece, biraz da buzlu rakı vurmuş tellere heralde, yine de tam makamında şarkılar geliyor, menekşelendi sular diyorum gözleri yaşarıyor, ben de annemi hatırlıyorum, keşke olsaydı, bayılırdı bunlara diye.</p>
<p>Bağıra çağıra şarkıların söylendiği, bir ara elektriğin gittiği ve mum ışığıyla İstanbul musiki gecesine dönen gece, 2 tek atılacak akşamüstü buluşması yani, gece 1 buçuğa kadar sürüyor. 7 saatte neler içildi yenildi boşver, edilen muhabbetin haddi hesabı yok. Müdaviminiz Abi diyerek çıkıyoruz. Göksel&#8217;iyle, Suat ve Mesut Abi&#8217;lerle, masanın rengi teyzemizle, arka masamızda oturan, yeni terkedilmiş genç ve avutucu 2 arkadaşının da bize eşlik ettiği gece son buluyor.</p>
<p>Bu yazıyı yazarken gülümsedim. İleride okurken de gülümseyeceğim. Hatıralar tazeyken yazmak en güzeli, zamanın sisi araya girmeden, insan hayatında geçirdiği en güzel ve en enteresan gecelerden birini not etmeli bence. Siz okurken sıkılırsanız, gözünüzde canlanmazsa kusuruma bakmayın. Ama buyrun gelin, mekan küçük ama sığarız hep beraber =)</p>
<p>Kendinize iyi davranın, hayatın tadını çıkarın, ve senelerdir görmediğiniz arkadaşlarınız 2 tek atalım diyorsa hep evet deyin, iki eliniz kanda olsa da&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/cok-acaip-bir-gece/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Johannisbeeren: Bölüm 2</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/johannisbeeren-bolum-2/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/johannisbeeren-bolum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 22:05:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Johannisbeeren: Bölüm 2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[Günlerdir, bir Lost finali, efendime söyleyeyim bir Seks-i Memnu finali tarzı ilgi çekmiş, kitleleri sürüklemiş, heyecanlar yaşatmış dev yazı dizimin beklenen ikinci ve son bölümüne hoşgeldiniz. İnternetteki forumlarda sansasyonel iddiaları okumuşsunuzdur, yok aslında frenk üzümleri hayatı simgeliyo, yok Yigit K. aslında uyuyomuş hepsi bir rüyaymış, yok çok ekşi olup da yenemeyince hepsini teker teker kıçına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/johannisbeeren-bolum-2/attachment/img_0723/' title='IMG_0723'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2010/08/IMG_0723-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_0723" title="IMG_0723" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/yemek/johannisbeeren-bolum-2/attachment/img_0741/' title='IMG_0741'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2010/08/IMG_0741-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="IMG_0741" title="IMG_0741" /></a>

<p>Günlerdir, bir Lost finali, efendime söyleyeyim bir Seks-i Memnu finali tarzı ilgi çekmiş, kitleleri sürüklemiş, heyecanlar yaşatmış dev yazı dizimin beklenen ikinci ve son bölümüne hoşgeldiniz. İnternetteki forumlarda sansasyonel iddiaları okumuşsunuzdur, yok aslında frenk üzümleri hayatı simgeliyo, yok Yigit K. aslında uyuyomuş hepsi bir rüyaymış, yok çok ekşi olup da yenemeyince hepsini teker teker kıçına sokmuş tarzı iddialar ortalığı kasıp kavurdu.</p>
<p>Şimdi gelelim üzümlerin akıbetine: Hoşaf. Hayatımda ilk defa hoşaf yaptım. Anamgilin tarifine uyarak, hatta onun koyduğunun yarısı şeker koyarak bir hoşaf yaptım bu üzümlerden. Zaten vişnemsi mayhoş bir tatları olduğundan, şahane de oldu. 3 bardak kadar su katıp, 3 çorba kaşığı şekeri de koyup, yaklaşık 20 dakika kaynatınca güzel, kırmızı renkli bir şerbet sahibi oldum. Kütür kütür de içiyorum, ne bereketli şeyse hala bitmedi.</p>
<p>Buyrun gelin beklerim. Frenk üzümü şerbetli iftar sofram, herşey dahil 35 CHF.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/johannisbeeren-bolum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Johannisbeeren: Bölüm 1</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/johannisbeeren-bolum-1/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/johannisbeeren-bolum-1/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 11:34:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[frenk üzümü]]></category>
		<category><![CDATA[Johannisbeeren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[Saçma sapan şeyleri yemeyi, içmeyi çok severim. Sıklıkla gittiğim kafelerde, genelde kimsenin içmediği şeyleri içerim. Tabi insanların bazı şeyleri sıklıkla içmemesinin, yememesinin sebepleri var, mesela o ürünlerin ultramegaskindrik olması bu sebeplerin başında gelir. Ben dersimi alır mıyım, asla, güzelleştim yasla. Bu deneme, yeni lezzetlere dimağımı açma sevgim, burada iyice başımı ağrıtıyor zaten. Migros&#8217;a giriyorsun, salak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/johannisbeeren-bolum-1/attachment/2010-agustos-11-006/' title='2010, Agustos 11 006'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2010/08/2010-Agustos-11-006-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="2010, Agustos 11 006" title="2010, Agustos 11 006" /></a>
<a href='http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/johannisbeeren-bolum-1/attachment/2010-agustos-11-007/' title='2010, Agustos 11 007'><img width="150" height="150" src="http://www.atesiniyollabana.com/wp-content/uploads/2010/08/2010-Agustos-11-007-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="2010, Agustos 11 007" title="2010, Agustos 11 007" /></a>

<p style="text-align: justify;">Saçma sapan şeyleri yemeyi, içmeyi çok severim. Sıklıkla gittiğim kafelerde, genelde kimsenin içmediği şeyleri içerim. Tabi insanların bazı şeyleri sıklıkla içmemesinin, yememesinin sebepleri var, mesela o ürünlerin ultramegaskindrik olması bu sebeplerin başında gelir. Ben dersimi alır mıyım, asla, güzelleştim yasla. Bu deneme, yeni lezzetlere dimağımı açma sevgim, burada iyice başımı ağrıtıyor zaten. Migros&#8217;a giriyorsun, salak saçma ebleh ebleh meyveler mi ararsın, zübük soslar, gerizekalı balıklar mı ararsın, herşey var. Et bölümü desen, domuzun 92 jambonundan aptal aptal at etlerine kadar herşey var.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: line-through;"> </span></p>
<p>Son denemem bu Johannisbeeren oldu. Atalarımızın frenk üzümü de dediği bu arkadaş, accaip güzel, kıpkırmızı, parlak, minik minik bir yemiş. Çok kısa zaman ve çok az miktarda arz edilen bu niş ürün, eşşek gibi de pahalı. Aldığım bu 250 gramlık paket 4.60 CHF, yani kilosu 27 lira falan bu ebleh ürünün. Bu kadar güzel bir görünüş, güzel bir sunum ve eşşek fiyat sonrası insan doğal olarak ağzında bir şekerli cennet tadı patlaması bekliyor. Çok beklersin ama. Tabii ki ebleh ürün tadımcıbaşısı Yiit K. görevini aksatmıyor ve alıyor. Sonuç: deliler gibi ekşi, yenmesi neredeyse mümkün olmayan bir meyve. Aslında mümkün, yani çok sağlık küpü bir ürün olduğundan bir salkımını, yani 25 gramını falan yarım saatte yedim. Baktım, antioksidan ve afrodizyak etkisi varmış. Ramazan ramazan çok lazım zaten afrodizyak, iyice bi damardan alayım ki iftar saati hiç gelmesin artık.</p>
<p>Bölüm bir tanışmamdı. Bölüm ikiyi heyecanla bekleyin. Acaba Yiit K. bu sikko üzümü ne yapacak? Az sonra!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/johannisbeeren-bolum-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gavur Eller, Dost Sofraları ve Rejim</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/gavur-eller-dost-sofralari-ve-rejim/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/gavur-eller-dost-sofralari-ve-rejim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 08:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya Keşkek]]></category>
		<category><![CDATA[biberi ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=833</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;ye yılan gibi gidip Türkiye&#8217;de ceylan yutmuş yılana dönen bendeniz, son bir aydır çeşitli okazyonlarda (Fatih Terim Türkçesi) pehriz denen illete bulaştım. İlk denemede bağyan arkadaşın gelmesi ile tatile gidildi, kayak yapmanın ve açıkbüfe kahvaltının gazıyla son buldu o. Sonraki denemem, karşımdaki meşhur Türk restoranının son günleri yaşaması sebebiyle beni overzealeus (Diablo 2 Türkçesi) bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;ye yılan gibi gidip Türkiye&#8217;de ceylan yutmuş yılana dönen bendeniz, son bir aydır çeşitli okazyonlarda (Fatih Terim Türkçesi) pehriz denen illete bulaştım. İlk denemede bağyan arkadaşın gelmesi ile tatile gidildi, kayak yapmanın ve açıkbüfe kahvaltının gazıyla son buldu o. Sonraki denemem, karşımdaki meşhur Türk restoranının son günleri yaşaması sebebiyle beni overzealeus (Diablo 2 Türkçesi) bir besleme tandansına girmesiyle (sözlük Türkçesi) son buldu. Son çabam ise, karşımdaki restoran da kapandı, kafam rahat eder dememle başladı, bir gece restoranın sahibi Ahmet Abi&#8217;nin evinde arap tava, ertesi gün de eşinin teyzesinin evindeki Antakya sofrası ile hüsrana uğradı.</p>
<p>Şanslı adamım aslında. Çok da kastığım söylenemez böyle şeylere, sadece son hayvanımsı kilo vermem sonrası darlaştırdığım gardrobumun bana biraz dar gelmeye başlaması mevzubahis. Büyük giyisi almak ise, büyüme trendini kabul etmek anlamına geliyor. Ee sonuç nedir, her dost meclisine zenci hesabı nike eşofman altı ile katılan bir mal bebe elde edilmesi. Dikkat etmek adına evimdeki çikolata ve peynir stoğunu annemin valizine yükledim, şimdi onlar düşünsün! (İlker Yasin Türkçesi)</p>
<p>Antakya Sofrası, büyük harfle yazıyorum zira burada özel isim oluyor, başka kurulmuyor çünkü, ACCAİP birşeydi. Yapılan yemekler kuru patlıcan ve kırmızı biber dolması, biberli ekmek, peynirli kapalı pide ve keşkek olunca insan sofrada kişniyor. Sofra sonrası da kişniyor tabi. Keşkek, ki benim enişte memleketi Aydın dolayısıyla oldukça haşırneşir olduğum ve pek sevmediğim bir yemektir, Antakya&#8217;lı insanların elinden çıkınca mind blowing (Britanya Türkçesi) bir hal alıyor. Bizim beyaz keşkekten farklı olarak içine biber salçası konuyor. Sadece boyun eti kullanıldığından korkunç macun gibi bir kıvamı oluyor, en üste de tereyağ ile ceviz dökünce kalp ve damar düşmanı oluyor. Dolmalar enfes, Antakya&#8217;dan gelen kekik özellikle öttürmüş yemeği. Hamur işlerine değmiyorum bile, sönük kalıyorlar zira.</p>
<p>Neyse. Gidip portakal falan yiyeyim. Annemgili uğurlayacağım birazdan uçak ile, uça uça gitsin, uça uça gelsin inşallah.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/isvicre/gavur-eller-dost-sofralari-ve-rejim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kobe Sığırı Yedim</title>
		<link>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/kobe-sigiri-yedim/</link>
		<comments>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/kobe-sigiri-yedim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 07:50:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yiit K.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Kobe beef burger]]></category>
		<category><![CDATA[Kobe sığırı]]></category>
		<category><![CDATA[Mövenpick Cafe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.atesiniyollabana.com/?p=788</guid>
		<description><![CDATA[Cana can veren blog okuyucuları. Az çok biliyorsunuz, ya da blogu takip ediyorsanız öğrendiniz ki ben yemek yemeyi seven biriyim. Hele bu yemekte et varsa oldukça hastası olan biriyim. Et yemeyi seven biri olarak, artık efsaneleşmiş Koba Sığırı lafını duydukça donut görmüş Homer Simpson gibi gğağağağağa yapıcaktım neredeyse. Dün benim bağyanla yaptığımız, artık resmen klasikleşen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cana can veren blog okuyucuları. Az çok biliyorsunuz, ya da blogu takip ediyorsanız öğrendiniz ki ben yemek yemeyi seven biriyim. Hele bu yemekte et varsa oldukça hastası olan biriyim. Et yemeyi seven biri olarak, artık efsaneleşmiş Koba Sığırı lafını duydukça donut görmüş Homer Simpson gibi gğağağağağa yapıcaktım neredeyse. Dün benim bağyanla yaptığımız, artık resmen klasikleşen (evet klasikleşen, ukalalık olarak değil, trenden in, Bahnhofstrasse&#8217;den aşağı yürü, Sprünglilerden ufak birşeyler al, Swarovski&#8217;deki kristal gergedana bak vs vs tarzı, pek de değişmeyen bir rotamız bile var) turlarımızdan birinde, Mövenpick Cafe&#8217;ye oturduk. Genelde dondurma, bilemedin somonlu şeylerinden haz aldığım bir marka ve cafe Mövenpick. Bir dakika, fren. La çok ukala geliyorum kulağa di mi? Yani bunu okuyan yabancılar &#8220;pff ukala&#8221; der, tanıyanlar ise &#8220;pff ukala pezzevenk&#8221; der o derece. Ama amacım hakikaten bu değil. De amma açıklama yaptım, sanki sosyal sorumluluk projesiyle kurduk bu blogu daayt!</p>
<p>Neyse. Az önce tren istasyonunda inanılmaz birşeyler atıştırdığımız için, ki yazısı ayrı gelicek, ki bence hayatımda yediğim en lezzetli kompakt şey idi (merak uyandırırım acımam), bir şey söyleyip paylaşma arzusuyla oturduk. Menüye bakarken de Kobe lafını duyunca ya Kobe sığırı yiyoruz ya da Kobe Tai masamızda oynayacak diye düşünüp şen şakrak oldum. İlk seçenekmiş meğer, ki sığırın şanı o kadar yürümüş ki ben hayal kırıklığı yaşamadım öyle diyim.</p>
<p>Sadede gelelim, zira kafamdaki yazı uzunluğunu geçecek yoksa. Kobe Beef Burger söyledik, zira direk biftek olarak ellerinde olmadığını söylediler, ya da klasik Mövenpick aptal garsonuna düştük. Böyle bir sorun var Paradeplatz&#8217;taki Mövenpick Cafe&#8217;de, bahşiş alana kadar öküz gibi davranan, bahşiş alınca kapıya kadar gülümseyen, genelde etnik azınlıklardan, lan zenci işte, çalışanlar oluyor. Ya da bana paso eblehler düşüyor, ama 5 ay zarfında 4te 4 yapmam enteresan o halde.</p>
<p>Eti güzel pişirmişler, ama mükemmel değil. İnsani hataların yanında, hayvani bir mükemmellik olduğunu söyleyebilirim. Kestiğin hamburger etinde, ki kıyma olduğu için kompozisyonu biraz daha farklı oluyor takdir edersiniz ki, acaip bir yağ dağılımı var. Tadı efsane güzel, ama efsane. Yani, hani ete et yedirmişler de, ekstra et tadı alıyorsun gibi. Ağzın yağla kaplanıyor ve bütün tadı alıyorsun, ama yağlı bir yemek yemiyorsun aslında. Ayrıca kayıtlara geçsin ki, hayatımda yediğim en pahalı hamburgerdi, bi süre de öyle kalır bence. 225 gram Kobe sığırı eti olan bir burgere 39,5 CHF verdim, yani paylaşmamış olsak, aç falan gitsem mazallah, burger yiyip popoyu bırakıcaz dükkanda. Haa yanında da kola içtik, kola cam şişede geldi, ama 350 ml idi, yani bizim içtiğimiz ufak camlardan değil.</p>
<p>Resimleri de bir süre içinde ekleyeceğim, o vakit daha enteresan olacak. Sizleri bir St. Gallen sabahından daha selamlar, esenlikler dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.atesiniyollabana.com/yemek/kobe-sigiri-yedim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

