Türkiye’ye yılan gibi gidip Türkiye’de ceylan yutmuş yılana dönen bendeniz, son bir aydır çeşitli okazyonlarda (Fatih Terim Türkçesi) pehriz denen illete bulaştım. İlk denemede bağyan arkadaşın gelmesi ile tatile gidildi, kayak yapmanın ve açıkbüfe kahvaltının gazıyla son buldu o. Sonraki denemem, karşımdaki meşhur Türk restoranının son günleri yaşaması sebebiyle beni overzealeus (Diablo 2 Türkçesi) bir besleme tandansına girmesiyle (sözlük Türkçesi) son buldu. Son çabam ise, karşımdaki restoran da kapandı, kafam rahat eder dememle başladı, bir gece restoranın sahibi Ahmet Abi’nin evinde arap tava, ertesi gün de eşinin teyzesinin evindeki Antakya sofrası ile hüsrana uğradı.
Şanslı adamım aslında. Çok da kastığım söylenemez böyle şeylere, sadece son hayvanımsı kilo vermem sonrası darlaştırdığım gardrobumun bana biraz dar gelmeye başlaması mevzubahis. Büyük giyisi almak ise, büyüme trendini kabul etmek anlamına geliyor. Ee sonuç nedir, her dost meclisine zenci hesabı nike eşofman altı ile katılan bir mal bebe elde edilmesi. Dikkat etmek adına evimdeki çikolata ve peynir stoğunu annemin valizine yükledim, şimdi onlar düşünsün! (İlker Yasin Türkçesi)
Antakya Sofrası, büyük harfle yazıyorum zira burada özel isim oluyor, başka kurulmuyor çünkü, ACCAİP birşeydi. Yapılan yemekler kuru patlıcan ve kırmızı biber dolması, biberli ekmek, peynirli kapalı pide ve keşkek olunca insan sofrada kişniyor. Sofra sonrası da kişniyor tabi. Keşkek, ki benim enişte memleketi Aydın dolayısıyla oldukça haşırneşir olduğum ve pek sevmediğim bir yemektir, Antakya’lı insanların elinden çıkınca mind blowing (Britanya Türkçesi) bir hal alıyor. Bizim beyaz keşkekten farklı olarak içine biber salçası konuyor. Sadece boyun eti kullanıldığından korkunç macun gibi bir kıvamı oluyor, en üste de tereyağ ile ceviz dökünce kalp ve damar düşmanı oluyor. Dolmalar enfes, Antakya’dan gelen kekik özellikle öttürmüş yemeği. Hamur işlerine değmiyorum bile, sönük kalıyorlar zira.
Neyse. Gidip portakal falan yiyeyim. Annemgili uğurlayacağım birazdan uçak ile, uça uça gitsin, uça uça gelsin inşallah.
Mart 3rd, 2010 at 14:46
sen isviçredeydin diymi?
Mart 4th, 2010 at 08:27
iskenderun diyo ama heralde bi kanton adı o da.