Saçma sapan şeyleri yemeyi, içmeyi çok severim. Sıklıkla gittiğim kafelerde, genelde kimsenin içmediği şeyleri içerim. Tabi insanların bazı şeyleri sıklıkla içmemesinin, yememesinin sebepleri var, mesela o ürünlerin ultramegaskindrik olması bu sebeplerin başında gelir. Ben dersimi alır mıyım, asla, güzelleştim yasla. Bu deneme, yeni lezzetlere dimağımı açma sevgim, burada iyice başımı ağrıtıyor zaten. Migros’a giriyorsun, salak saçma ebleh ebleh meyveler mi ararsın, zübük soslar, gerizekalı balıklar mı ararsın, herşey var. Et bölümü desen, domuzun 92 jambonundan aptal aptal at etlerine kadar herşey var.
Son denemem bu Johannisbeeren oldu. Atalarımızın frenk üzümü de dediği bu arkadaş, accaip güzel, kıpkırmızı, parlak, minik minik bir yemiş. Çok kısa zaman ve çok az miktarda arz edilen bu niş ürün, eşşek gibi de pahalı. Aldığım bu 250 gramlık paket 4.60 CHF, yani kilosu 27 lira falan bu ebleh ürünün. Bu kadar güzel bir görünüş, güzel bir sunum ve eşşek fiyat sonrası insan doğal olarak ağzında bir şekerli cennet tadı patlaması bekliyor. Çok beklersin ama. Tabii ki ebleh ürün tadımcıbaşısı Yiit K. görevini aksatmıyor ve alıyor. Sonuç: deliler gibi ekşi, yenmesi neredeyse mümkün olmayan bir meyve. Aslında mümkün, yani çok sağlık küpü bir ürün olduğundan bir salkımını, yani 25 gramını falan yarım saatte yedim. Baktım, antioksidan ve afrodizyak etkisi varmış. Ramazan ramazan çok lazım zaten afrodizyak, iyice bi damardan alayım ki iftar saati hiç gelmesin artık.
Bölüm bir tanışmamdı. Bölüm ikiyi heyecanla bekleyin. Acaba Yiit K. bu sikko üzümü ne yapacak? Az sonra!

