06 Ekim 2009

Pouletburg

Cumartesi gecesi, artık abartan işlerden kendime 24 saatlik bir fırsat bulup kendimi kanton dışına attım. Gözünüzde büyümesin, kanton dediğin şehir kadar birşey, 50 60 km gidince ekseriyetle kanton terkedecek yol yapmış oluyorsun. Neyse. Öncelikle geldiğimde yanlarında kaldığım, ama bir aydır görüşmeyi bırak telefonla konuşacak zamanı zor bulduğum Atilla Abi’mlerin evine gittim. Bu ev Winterthur denen, Zürih kantonunun Zürih şehrinden sonraki en büyük şehri olmakta. Da kanton küçük şehirler büyük olunca, bu şehir Zürih’in banliyösü gibi kalmış vaziyette. St. Gallen’den Zürih’e giderken tren de yol da Winterthur içinden geçmekte zaten. Neyse, güzel bir kucaklaşma, çok güzel bir yemek ve sonrası güzel bir uzanma keyfi yaptık. Hakikaten özlemişim onları. Köpekleri Rocky’yi de özlemişim. Şerefsiz her gördüğünde ayağıma işiyor yahu!

Uzanma sonrası St. Gallen’deki arkadaşım aradı ve Zürih’e geçeceğimizi, orda onun arkadaşlarıyla buluşacağımızı söyledi. Tamam diyip herkesle vedalaştım, ve tren yolları taştan diyerekten Zürih’in yolunu tuttum. Zürih HB’de inip buluşma yerine gidildi. 15 16 kişilik bir Türk grupla buluştuk, ki ben burada o kadar İsviçreliyle tanışmadım arkadaş! Sonra da yemek yenecek restorana doğru yola çıkıldı. Tabi benim bilmediğim, bu restoranın neredeyse İtalya sınırında bir tavuk restoranı olduğuydu. Abartı yol yapılıp 4 kanton geçtikten sonra Uri kantonundaki Pouletburn adlı restorana geldik, bildiğin Tavuk Kalesi. Pek bir sipariş olayı da yok, yarım kızarmış tavuk, üzerine özel sos döküyorlar, sanırsam peynir, tereyağ ve bir kısım baharat var. Seçme şansı olarak normal, acı ve süper acı arasında seçim yapılıyor. Süper acı söylememe rağmen gelen sosun normal sostan farkı olmaması ise sadece üzücü.

Grup daha sonra Zürih’te Sıla konserine gittiler. Ben ise Ali ile St. Gallen’e döndüm, zira eşşek gibi yorgun olduğumuza kanaat getirdik. Günün güzel tarafı, gerçekten accaip manzaralı yerlerden geçmemdi. Bazı manzaralara inanamadım, resmen bugüne kadar çözülen bütün 3000 parçalık manzara puzzle ları bu ülkenin etrafında çekilmiş…

Cumartesi geceki hurmalar salı götünü tırmalar tadını yaşıyorum ama. Cumartesi gezince pazar ve pazartesi günü komple çalışarak geçti. 2 saat uykuyla duruyorum, ebem şey oldu affınıza sığınarak söylüyorum. Ama bir saat içinde vurup kafayı yatacağım diye avutuyorum kendimi. Sözüm ona saat 7′de trainer ile randevu vardı, arıyım da beklemesin adamcağız ya.

Sevgiler saygılar. Türk İsviçrelilerin söylediği gibi “Tschütschüss!”, okunuş olarak da çüçüüzz =)

Hadi çüçüüz!


7 Responses to “Pouletburg”

  1. Megu Says:

    Hacım Yigit,

    Treni taksi gibi mi kullanıyorsun? Gerçi hatırladığım kadarıyla aldığın bilet günlük oluyor indi bindi yapabiliyorsun değil mi?

    Ayrıca 15 Türk mü gezdiniz? Yok muydu Çinli arkadaş?

    Sıla konserine gitmemiş olmanı takdir ediyorum. İsmail YK olursa kaçırma ama.

    Buradaki İsviçrelilerin tabiriyle “Arbayte”

  2. bro Says:

    isviçrenin tavukları da cücük kadarmış arkadaş
    resimden görüldüğü kadarıyla turşuyla aynı boyda aşşaa yukarı
    ilk gördüğümde sadece but getirmişler zannettim

  3. Yiit K. Says:

    Sorma ya, kemiklerin bile bi kısmını yedim. Sosu güzel hakkaten ama. Sosa ekmek banınca tavuk kadar lezzetli olması da bi ikilem, niye hayvanın canını aldın o halde be adam di mi.

  4. Megu Says:

    baba bişi sorcam, sana dediğim gibi yemekten önce dressingli salata koyuyorlar mı önüne?

  5. Yiit K. Says:

    baba salata olayı baya yaygın dediğin gibi, ama bu mekanda gelmedi. zaten mekan şahane sokuyo, yarım tavuk 20 frank, salata da istesen heralde çevirip seni yağlamaya başlarlar.

  6. Megu Says:

    Oha burada yarım tavuk 5 lira, bol kimyon ve kırmızı biberli…

  7. Yiit K. Says:

    Abi sosu da plaza patatesinin sosu gibi, acaip güzel olmş sos da 20 frank ve 300 kmden sora beğenmem için içinden altın çıkması lzm.

Leave a Reply

Filled Under: Mekan, Yemek, İsviçre