Bütün gece ev baktım. Gerçekten, yani ben vizelere bu kadar çalışmazdım, finallere bu kadar çalışınca bb üzeri not alırdım. Evlere baktım, evler bana baktı, kimi güler yüzlüydü ama 3 metrekareydi, kimi sıcak yuva büyüklüğündeydi, ocağımı söndürecek kira fiyatlarıyla.
Bu sebepten bunalıp, her Türk genci gibi oyunlarda terörist vurdum. Her 23 yaşındaki insan gibi de sıkıldm 20 dakika sonra. Benden geçmiş artık saatlerle bilgisayarda oyun oynamak, çocuklar gibi şen olmak. 20 dakika sonrası bilek acısı sadece. Bileğimi daha az yoran blog okuma aktivitesine geçtim. Bloglara baktım, kısaydılar, okudum güldüm. Bloglara baktım, uzundular, okumadım, altlarına “emeğine sağlık dostum” yazmamak için tuttum kendimi. Blogunu ciddiye alıp şımartmayacaksın, tepene çıkar, yazını almaz sora.
Bu aralar boş vakitlerimde ekseriyetle Bornova’ya gidiyorum. Sebepleri bol: Metro ile gittiğim için pratik, ve ara yollarda yürüyor olduğum için sportik, arkadaşlar yaz okulu muhabbetlerinde olduğu için akademik, normalde hiç gitmediğim bir yer olduğu için egzantrik, bol mağazası sebebiyle asortik bir yer. Enigmatik ve triptronik lafları da geçecekti de zorlayamadım gece gece, siz doldurun o kısmı.
Öncelikle metro. Metronun kliması, İzmir Diskdünya.com Masası Komseri Aliihsan Bey’in de değindiği gibi inanılmaz. Oraya giderken akan terler ve gözyaşları, metronun şefkatli üfürmelerinde buhar olup gidiyor. Bana 90 kuruş verseniz, “yiit bi klimayı aç az bi üflesin he mi” deseniz açmam, çarpıyo beni derim cama abanırım. Ayrıca hızlı ya. Yılan gibi gidiyor, makinist de hakkını veriyor makinanın, yokuşta gazı koklatıyor, rampa aşağı kökletiyor breh breh.
IKEA, dev bir köfteci. Sultanahmet Köftecisi IKEA’nın eline su dökemez. Aynısını Tepe Mobilya yapsa, komidinlere yataklara köfte kokusu siner, şirketi batar, köftesi de o kadar şahane olmaz sanırım. Bir de üzerine Isparta’nın gül reçelinden gezdirirse köftelerin, sağlam bir iğrençlik de yakalar. Köftesi dışında IKEA’dan sadece çekecek alırım. Bir DVD rafı aldım beğenip, kurmam 5 saat sürdü, son 2 vidayı çekiçle çaktım zaten canıma yetti. Ama IKEA’da salata yiyorum. Rejimdeyim, tatsızım, keyfim kaçık.
Forum Bornova hoş bir yer. Elektronik ve çay kahve dükkanı seçeneği acaip iyi. Sir Winston, Gloria Jean’s ve Starbucks yanısıra Özsüt, Tschibo tarzı birsürü yer daha var, her birinde bir kahve içsen 2 hafta uyuyaman! Cirosu da iyiymiş mekanlarının. Ayrıca Sir Winston’a gidin. Mekan tutsun, insanların ayağı alışsın diye Alsancak fiyatlarının neredeyse yarı fiyatına satılan ürünleri var. Çay ve cheesecake 6 lira mıydı neydi, şaka gibi.
Bilgilenin diye bütün gün geziyorum. Hakkımı verin. Ev bulun bana Allahsızlar !!!

Mayıs 14th, 2011 at 19:47
Blogunu yeni keşfettim, ve İzmir hakkında karşıma çıkan bu yazıda beni oldukça güldürdün. Yazılarının devamını diliyorum.
Mayıs 14th, 2011 at 21:38
Öncelikle hoşgeldin =)
En hoşuma giden 2 olayı da yakalattın bana, hem tanımadığım bir insan yazılarımı beğendi, hem de unuttuğum bir yazımı tekrar okutturdun bana. Ne yazık ki artık İstanbul’a taşındım, bu yazı üzerinden de bir başka ülke ve bir başka kıta geçti, ancak yine de beklerim naçizane sanal ortamıma =)
Mayıs 16th, 2011 at 00:46
Evet, yazının üzerinden baya baya geçtiğini bende farkettim
Yine de anılar bazen insanı gülümsetebiliyor.
İstanbul’dan paylaştığın birkaç yazını da gördüm, özellikle şu Denizkızı adlı balıkçıyı merak ettim doğrusu, ilk İstanbul ziyaretimde bende denemeye gideceğim..
Mayıs 17th, 2011 at 07:28
Öyle pek ahım şahım biryer değil, ama ben salaş yerleri ve samimi insanları pek fazla sevdiğimden ötürü kesinlikle tavsiye ederim, şimdiden afiyet olsun, alka seltzer’ini unutma =)