08 Haziran 2009

Paparazzi Vs. Sole Mare Part I: Paparazzi

Yüzyıllardır insanları düşündüren, hakkında filozofların sayısız kitap yazdığı bu muazzam ikilemi tartışalım istiyorum. Papa mı Sole mi?

Şimdi öncelikle tarzlar. Paparazzi, alternatif ve oldies ağırlıklı çalan güzide bir yer. Neredeyse salaş bile sayılabilecek bir mantıkla işletiliyor, yani müzik sistemi “ya biz kendimiz barda dinliyoruz aslında, hadi siz de duyun diye sesi açıyoruz biraz” tadında. Dizayn? Eh, yani hadi kendi çapında bir konsepti var diyelim, yani Robinson ve Cuma düştükleri adada mekan açsalar heralde bu tarz bir yer ortaya çıkar. Yani, açıkçası bu konularda oldukça zayıf. Ama kazandığı bir nokta var: Paparazzi, sanırım Çeşme’nin en eski yerlerinden biri. Ve Çeşme gibi, mekanların ortalama 2 sene açık kaldığı bir yerde bunu başarmasının sırrı, bir ruhunun olması. En azından bir ruhunun olmasıydı.

Bilenler bilir, bir geyik vardır ki gerçek bile olabilir. Paparazzi’nin bir CD’si var, devamlı onu çalıyorlar. Gerçekten, eğer bu mekana sık gidenlerdenseniz her gece Protection çalacağını bilirsiniz, arkasından ne geleceğini bilir, ya da hissedersiniz. Bu hem sıkıcı, hem de hoş bir olay bence. Yani monotonluk, bir yandan da tanıdıklık hissi. Gidenler de genelde tanıdıktır, girince oturmadan etmeden bir gezer, dostlar görürsünüz. Mesela ben Çeşme’deki sitemizden Murat’ı gördüm, sağolsun görünce “abi blog çok güzel, enteresan yerlerimizle gülüyoruz” tarzı moralimi yükselten bir konuşma yaptı. Murat’ı ve diğer arkadaşları o gecenin devamında çok farklı bir konseptte gördüm, ki sanırım 2 yazı sonra değineceğim ona. Arın kardeşim, telefonunu da aç, iki sesini duyalım diye aradık ohooo hiç oralı değilsin.

Şimdi gelelim bu cumartesi gecesine. Daha sezonun tam da açılmadığı, yani Çeşme’nin patlamasına bir hafta kala denen zaman dilimindeydik. Paparazzi ise, benim görmediğim kadar doluydu. Mekana 300 metre kala araçlardan trafik kitlenmiş, içeride çimlere bistro atılmış vs vs. Daha da ilginci, 18-20 yaş arası abiye giyen rocker bir kesimin çoğunluğa geçmesi olmuş. En ilginci ise…. evet üzülerek söylüyorum, emektar CD yok artık. Yani eskiden de ben sıkılırdım ara ara, ama yeni müzikleri beni benden aldı yani. Neyse ki kurtarıcı melek tabir edeceğim bir muhteşem şahısla oradan Sole Mare’ye kaçtık ki, gece enteresan bir olaylar zincirine dönüştü. Bu kadar melek falan methiyeler düzdüğüm insan burayı okuyor mu tabi tartışılacak bir nokta =)

Neyse uzadı, makale yazmıyoruz. Bu muhteşem efsanevi yazı dizisinin ikinci ve son ayağı da akşama inşallah. Tekrar okuşmak üzere.


2 Responses to “Paparazzi Vs. Sole Mare Part I: Paparazzi”

  1. Megu Says:

    senin anlatacakların var bana anladım ben

  2. Yiit K. Says:

    baba olmaz mı ayıp ettin, her zmn yok mu ztn

Leave a Reply

Filled Under: İzmir, Mekan, Tatil