Hazır mekan ve Sapphire demişken.
Melkem bana sürpriz yapmış, hem adı enteresan, hem bu aralar obez bir fok performansından sushi yediğimi gözlemlediği için, şehirfırsatıvari bir atraksiyondan böyle bir hediye almış bana. Gidek yiyek dedi, piki dedim. Kısaca da gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle mekan, İstanbul’un yeni sansasyonu olmaya aday Sapphire’in alttaki AVM kısmında 2. katta köşede. Bunun güzel yanları da var, kötü yanları da tabi. Güzel, çünkü çok şov bir binanın köşesini komple tutmuşlar, çok ferah bir mekan, oturma düzeni, barı, ufak da olsa restoranın kendi içi gibi duran kısmı çok şık. Kötü yanı ise, öncelikle manzara bok gibi, direk iğrenç Levent trafiğine çok yakın bir mesafeden bakıyorsun. Diğer bir kötü yan ise, en nihayetinde food court’tasın abi, yani sushi ye sake iç 200 lira hesap ver ama karşında Subway falan yiyolar insanlar? (ki yer yer bi tık daha lezzetli bile gelebilir insana, lan soğuk balık kıçına bu parayı verene kadar karşıda bi ekstra hindi göğüslü subway melt mi kayaydım diye… Subway Melt…. gğağağağağaaaa). Ayrıca yine bu sebepten, kendi ambiyansını kuramıyorsun, ne müzik, ne çevre tasarımı, ne gürültü seviyesi ve alakalı alakasız anonslar hakkında bir tasarrufun yok mekan olarak.
Neyse, mekan düzeni ve yeri 10 üzerinden 4 alsa iyidir yani. Eğer AVM’de şampanya içmek bana göre diyorsanız, 6 da verilebilir.
Gelelim yemeklere. Bizim aldığımız set menüde Yosun Çorbası, salata ve California Roll olsun, toro falan olsun 14 parça sushi vardı. Yetmeyeceği için de menüden de biraz ekleme yaptık. Ortaya Somon Tartar, sushilere de ek olarak bir Rainbow Roll söyledik. İçecek olarak da, Melkehaanım’ın çok sevdiği Bellini’de karar kıldık.
Yosun çorbası bir rezaletti. Yani hani Kordon’da gezersin, arada çok yoğun bir yosun kokusu suratına çarpar ya… İşte o kokuyu sıcak sıcak içtiğini düşün. Yani ilk yudumda biraz et suyu tadı alır gibi olurken hooppp Kordonboyu ağzından içeri. Yani ömrüm Çin restoranlarında geçti (orası Japon falan demeyin ağzınıza vururum), hatta bir ara babam ortak bir restoran bile açtı, ancak ben, o beleş olduğu zamanlarda dahi gidip de yosun çorbası falan salak saçma şeyler içmedim, o yüzden itiraf ediyorum, nasıl olması gerektiği hakkında bir fikrim yok. Belki de çok nizami yosun çorbasıdır, ama benim midemi bulandırdı, ve 2 kişi bi tas çorbayı bitiremeyip geri yolladık. Somon tartar, adından da anlayabileceğiniz gibi, Fransa’nın nice genci kusturmuş rezil çiğ kıyma yemeği tartarın somonya yapılanı. Ben, hayatımda 2 3 kere tartar yemeye çalıştım, hepsinde mide bulantısıyla attım. Bu farklıydı. Zaten somon çiğ yenebilen bir nesne olduğundan mütevellit, üzeri çıtır soğancıklarla kaplı, bolca şeker yedirilmiş balzamik sosla servis edilen bu ara sıcağa (soğuğa?) hayran kaldım. Çok ağız dolusu yenmeyen bir sunum olduğundan, porsiyonu da çokça geldiğinden az biraz arttı ama gerçekten her lokmasında keyif aldım, cennetten çıkma bir lezzet: somon tartar diye yemekteyiz ebleğinin sesini duyar gibi oldum.
Sushilere kısaca değineyim, enteresan birşey yok zira. Güzel, Sushico’dan bi tık güzel ama. Yani Sushico 7* ise, burası 7.5*. Fiyat farkı da zaten o civarlarda, bi tık daha pahalı Sushico’dan. Yani artan performansa artan fiyat veririm diyenler için, güzel bir sushi tecrübesi sunuyorlar. Yanında gelen Bellini ise, heralde somon tartardan sonra en beğendiğim şey oldu, hatta yarısını içip anca foto çekebildik. Kötü de bir şampanya kullanmadıklarından, koyulan şeftali püresi de gerçekten güzel kıvamda olduğundan, görüntü olarak az biraz çoban olsa da lezzet olarak 10 numaraydı. Tavsiye edilir, gidip de içmeyen kınanabilir bile.
Eğer hem Sapphire’i gezerim, hem de meşhur bir şefin Uzakdoğu yorumunu denerim diyenler için gidilesi biryer. Gidip de beğenmeyen çıkmaz sanırım, ancak yosun çorbasından kaçın agalar bacılar. Öptüm sizi.
MISS CRAZZZY SUSHHHI
Kategori: Uzakdoğu Mutfağı
Adres: Büyükdere Cad. 4. Levent / İstanbul
Tel: (212) 268 83 33-34-35-36-37
Email:
misscrazysushi@gmail.com