Perşembe akşamı, ACI’dan eski bir arkadaşım, gel çıkışta iki tek atalım diye aradı. Kendisi güzel insanlardan, hani senelerce görüşmesen bile, oturunca geyiğin belini kırdığın türden. Dedi bir yer var, Sarıyer’de deniz kenarı salaş biyer, adı da Denizkızı. Fiyat performansı da şahane dedi, manzarası da güzel. Hadi dedim o vakit gidelim. Zira kısa zaman İstanbullusu olduğum için, benim bildiğim yerler az daha sokabilitasyon yapan yerler.
Her neyse, işten 5′te çıkıyormuş, o zaten beni biraz yıktı. Ben de zar zor 6 gibi çıktım ve yola koyulduk. Mekan Sarıyer’de, direk ufak liman gibi yere bakan sıra sıra balıkçılardan bi tanesi. Burger King’in ordan sahile vurdun mu direk yanına falan çıkıyorsun. İki katlı, daracık, belki 7 8 masalık biyer. Gittik, üst kattaki 3 masadan birine yanyana çöküverdik. Karşımızda balıkçı gemileri, direkleri dalgalarla sallanıyor, hava aydınlık, ama güneş artık yönünü tayin etmişçesine inişte. Masmavi gökyüzü, masmavi deniz, karşıda Anadolu Kavağı’nın güzel yeşil sırtları. 35′lik dedik, yarın iş var ne de olsa, ortaya manca dedik patlıcanlı, beyaz peynir söylemeden gelir zaten, köz kırmızı biber de candır, o da geldi peşisıra. Ardından, hani yoğurdun üstüne kupkırı kırmızı biberleri bütün bütün atarlar, atom derler, adamı girişte de çıkışta de oflattırır, o azap mezeden geldi. Kütür kütür yedik tabi, kötüye bişey olmaz diye.
Biz soğuklardan takılırken, yanımızdaki masaya 2 abi çöktü. Kafadengi oldukları belli adamlar, zira sigara içecek müdavimi olduğu cep kadar meyhanede, koca adamlar bizden izin alıyorlar. Afiyet olsun dedik, bal şeker olsun, astımım var ama sen sordun ya adam gibi, masayı yak sorun yok. Kazı kazancı geldi, tam alıcam, o sırada ayakta olan o abilerden biri kaptı 5 tane. 200 lira çıktı adama şaka gibi =) Biraz bozuldum, zira hem 200 lira ilaç gibi gelirdi şahsen, hem de ben kumarda pek kazanamayan tiplerdenim, enteresan olurdu çıksa bana =) 2 lira 1 lira falan biz de oyalandık aldıklarımızla.
Ara sıcaklar kalamarla karides güveç. Artık 35′liğin dibine geliniyo yavaş yavaş, yan masa da 50′liği devirdi. Başladık tabi ufak ufak atışmalar, şakalaşmalar. Bi bakmışız ki, yarım saat sonra paso muhabbet, paso sohbet. İsmi Mesut olan, Eskişehir menşeyli ve 200 liralık kazı kazan sahibi abinin yanında da dizüstü bilgisayar var. Açtı mı ordan keman taksimleri, Dede Efendi’ler falan. Haa, mekanın hakkı yenmesin, devamlı 60′lar öncesi musiki çalıyorlar, insan deniz güneş rakı müzik mest oluyor. Dizüstünün şarjı bitince, iş iphone’la şarkı bulmaya döndü. Onun da sesi az gelince, bi baktık ki Mesut Abi, Üsküdar Musiki Topluluğu üyesiymiş ve bize şarkı söylüyor! Fazla ağdalı, az biraz makamını şaşırarak da söylese, şarkı candır diye dinliyoruz. Karşısında Suat Abi, Konya’lıymış o da, veriyor ayarı inceden. Göksel de katılıyor muhabbete, mekan sahibi kendisi, en son bize koca kafa bi kofana getiriyor, bugün geldi diye, çok da iyi fiyat çekiyor, yanında bi 20′lik ile söylüyoruz kofanayı.
Akşam 10 olmuş saat bu arada. 2 tek diye girip 3 buçuk saattir oturuyoruz. Melikem de okuldan çıkıp bize katılıyor. Onunla beraber, az sonra 70′lerine yakın bir teyze geliyor, Göksel’in çok yakınıymış ve musiki hocasıymış =) Bir başlıyor döktürmeye, sesi kısık sadece, biraz da buzlu rakı vurmuş tellere heralde, yine de tam makamında şarkılar geliyor, menekşelendi sular diyorum gözleri yaşarıyor, ben de annemi hatırlıyorum, keşke olsaydı, bayılırdı bunlara diye.
Bağıra çağıra şarkıların söylendiği, bir ara elektriğin gittiği ve mum ışığıyla İstanbul musiki gecesine dönen gece, 2 tek atılacak akşamüstü buluşması yani, gece 1 buçuğa kadar sürüyor. 7 saatte neler içildi yenildi boşver, edilen muhabbetin haddi hesabı yok. Müdaviminiz Abi diyerek çıkıyoruz. Göksel’iyle, Suat ve Mesut Abi’lerle, masanın rengi teyzemizle, arka masamızda oturan, yeni terkedilmiş genç ve avutucu 2 arkadaşının da bize eşlik ettiği gece son buluyor.
Bu yazıyı yazarken gülümsedim. İleride okurken de gülümseyeceğim. Hatıralar tazeyken yazmak en güzeli, zamanın sisi araya girmeden, insan hayatında geçirdiği en güzel ve en enteresan gecelerden birini not etmeli bence. Siz okurken sıkılırsanız, gözünüzde canlanmazsa kusuruma bakmayın. Ama buyrun gelin, mekan küçük ama sığarız hep beraber =)
Kendinize iyi davranın, hayatın tadını çıkarın, ve senelerdir görmediğiniz arkadaşlarınız 2 tek atalım diyorsa hep evet deyin, iki eliniz kanda olsa da…