22 Ağustos 2010

Az Evvel Doğdum

Daha doğrusu az önce doğumgünüm bitti. Doğduğu gün girip de lilili yazan değil, ertesi günü girip de görüşlerini yazan yazar olmak istedim. İyi ettim mi?

Şimdi, açıkçası doğumgünü kutlayan bi insan değilim. Küçükken de kutlamazdım, zaten yazın son günlerinde doğan biriyseniz, doğumgününüz arafta kalır. Yani, ya yazlıktasınızdır ve insanlar artık okul vs için dönüyordur, ya kışlıktasınızdır ve insanlar henüz yaz tatilindedirler. Her halükarda kutlamak isteyen kutlar tabi, yalnız kalacak değilsin, ama hiç o kışın perşembeye denk gelen, ama haftasonu olsun diye cuma kutlanan düzenli doğumgünlerinden değildir yaz sonu doğumgünleri.

İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba ben böyle araf bir tarihte doğduğumdan ve doğumgünlerinde asla arzu edilen kalabalık olamayacağından mı doğumgünü kutlama alışkanlığı edinmedim, yoksa gerçekten oldum olası sallamadım da hala da trendimi mi devam ettiriyorum? Geçmiş doğumgünlerimi düşününce, hiç de öyle arkadaş eksikliğinden üzüldüğümü hatırlamıyorum, ya da kışın kalabalık doğumgünlerinde özendiğimi, demek ki pek kasmamışım. Ama az hediye aldığımı hatırlıyorum, az hediye alıyosan zaten doğumgünü ne sikko bişey, doğdum da ne oldu, yerkürenin ekseni mi kaydı mınkü diye düşünüp sıtkım sıyrılmış olabilir ince ince.

Fakat yaş kemale erince, zaten hediye olayı da önemini kaybedince, hatırlanma ön plana çıkıyor. Özellikle yurtdışında, gerçekten yalnız kalabildiğin durumlarda baya ön plana çıkıyor hem de. Benim için aslında bu çok da özel olmayan günü, bana verdikleri değer (ve facebook’un yadsınamaz desteğiyle tabii ki) ile önemli hale getiren arkadaşlarıma teşekkür ederim. Gerçekten hatırlanmak güzel, uzaklarda bir yerlerde, bir müştereği paylaştığın birinin, seni ansızın birkaç saniyeliğine bile olsa hatırlaması güzel. İyi ki doğdum, dünyanın ekseni kaymadı ama ben olmasaydım bana nolurdu düşünsenize?

Seviyorum sizleri. Bir sene sonra, aptal bir doğumgünü yazısında daha görüşmek üzere.


Leave a Reply