09 Nisan 2010

Bahar Yorgunluğu

Benim her sene olur bu, bahar oldu mu taşak kıvamında bir insan haline gelirim. Normalde ışıklı yerde hayatta uyuyamayan ben, güneş yüzüme vurdu mu, üstümden de bahar meltemi esti mi gebeşir de gebeşirim, karpuz gibi yata yata büyürüm. Buralarda bahar da öyle pis geliyormuş ki, sıcacık güneşin altında serin serin öyle bir esiyormuş ki, insanı lımbır lımbır yapıyormuş ki abooooww.

Allah’tan ciddiyet gerektiren bir meşgalem yok şu aralar. Yanımda bi hanımkız var, onunla raklet makinası aldık, raklet yaptık, üstüne bugün Kebapçı Ahmet Abi’mi ve alt kat komşum Fethiye Teyze’yi yemeğe bile aldık. Resmen böyle fasülye pilav, yanında ızgara köfte tavuk falan yaptık. Garip birşey, telfon raklet makinasında köfte yapıcam, yine insan gidiyor o soğanı ikiye bölüyor da ızgaraya bi sürüyor yahu, bereketi kokusu orada.

Ha bi de paskalya davası vardı burada, adamlar İsa’nın çarmıha gerilmesi anısına yumurta boyayıp tavşandan çikolata falan yapıyorlar. Eh, dinde mantık zaten ilk aranan şey değil ama, “heyooo bizim için canını veren peygamberimizin ölüm gününde yımırta çırpıp davşan s.giyoruz öheleee” olayı biraz garip geliyor bana. Neyse, dışarıdan İslam da baya renklidir sanırım, kuzu boğazlamak ve günlerce aç kalmak falan dışarıdan garip gözükebilir. Yine de tavşan lan tavşan?? South Park bir bölümde bu konuyu işlemişti, ben de paskalyada o bölümü izleyerek paskalyamı kutladım.

Bahar gebeşinden, baharda gebeşen benzer ruhlara selamlar!


One Response to “Bahar Yorgunluğu”

  1. Megu Says:

    Orada ne zaman kış bitti de bahar geldi. Burada bile tam gelmedi

Leave a Reply

Filled Under: İsviçre, Serbest Dalış