Haftasonumu Çeşme’de geçirdim. 2 gün içinde de Bodrum’a yola çıkıyorum.
Kulağa şahane gelse de, bunları yaparken kafam o kadar dolu ki, gerçekten alabileceğim zevkin çok azını alabiliyorum ne yazık ki. Ya yemek yerken, ya da dostlarla sevgiliyle çok az bir zaman diliminde gerçekten yaptığım şeylerin hakkını verdiğimi düşünüyorum. Tez yazmam lazım, tez elden hem de, amma velakin kendimde o konsantrasyonu bulamıyorum. Ha derler adama “lan it, dünyayı sırtına mı yüklediler, derdin ne”, birşey diyemem. Derim aslında da, insanların dertleri yanında pek dert kalmayan kişisel dertlerimin beni bu kadar hayata karşı serinletmesini anlamıyorum bu aralar.
Hayat zaten enteresan. İsviçre’ye gideli bir sene olacak, sanki 10 sene olmuş gibi hissediyorum, yani hayat yavaş ve tadında geçiyo aslında. Kemal Sunal öleli 10 sene olmuş, bir sene gibi hissediyorum, hayat ellerimizin arasından son sürat kayıyor yani. Zaman göreceli, dertler göreceli, ama görecemizi tam kavrayamayınca hayatı yakalayamıyoruz ki. Suya dışarıdan atılan zıpkın gibiyiz, balık her seferinde kaçıyor, biz de her seferinde şaşırıp tüh diyoruz sanki.
Pozitif bir son yapayım, ne de olsa bunalımda da değilim. Bazen de bizim sudaki balık olmamız mümkün bence. Yani kavrayamadığımız bakış açımız, bazen bizi de başkalarının zıpkınlarından koruyordur belki de. Biraz kaderci olmak lazım sanırım, biraz olana da olmayana da şükür etmek lazım. İyi şeyler de oluyor, ama sağ kalma içgüdümüzle hep kötülere odaklanıyoruz, çünkü iyilik değil kötülük öldürür, iyiliği hatırlamanın bir faydası yoktur sonuç olarak.
Güzel yaz günleri geçirin arkadaşlar, dostlar, akrabalar ve yabancılar. Görüşmek üzere.
Temmuz 14th, 2010 at 12:44
özet geç piç
Temmuz 23rd, 2010 at 13:35
özet: anan !