Bir Ramazan bayramını daha geride bıraktık. Birçoğunuz için normal geçmiştir diye düşünüyorum. Güzelce uyku, canavar kahvaltı, aileyle hoşbeş, belki sülale gezisi, eğer yaş uygunsa bolca harçlık toplama, akşam da, inan veya inanma, ara vermiş ol veya verme, canavar bir içki sofrası. Genelde böyle geçerdi benim bayramlarım. Çok da severdim. Hele pazartesi olsun, tatil olsun, o leş pazartesi günü okula gitmeyeyim, benden mutlusu olmazdı. Ha bir de kendimce inandığımdan dolayı, bayram sabahı kalkar babamla namaza giderdim. Ramazanda da genelde niyetli olduğumdan, 30 günden sonra güzel bir kahvaltı etmenin tadına doyum olmazdı. Bizim aile de üzerinize afiyet yemek olayına bayılır, ayıptır söylemesi çok fena kahvaltı ederiz böyle özel günlerde.
Gavur ellerde bu böyle olmuyormuş.
Böyle diyip ağlamaklı birşey yazmam lazım aslında. Ancak takip edenleriniz, veya 3 kuruşuna kıyıp da beni arayanlarınız biliyor ki, ben acaip bir Türk toplumunun göbeğine düştüm burada. Sanki Sankt Gallen’e gelmedim de Kastamonu’ya geldim, güzel bir dağ kasabasında yaşıyorum. Karşıdaki Zemzem Restaurant’ın sahibi Ahmet abi ve ailesi, resmen bana burada 2. aile oldular. Şöyle diyim, bayram günü Ahmet Abi’yle namaza gittik. Burada Eyüp Sultan Camii, Sankt Gallen diye bir binadan bozma yerde namaz kıldık. Türk Diyanet Vakfı cami yapamayınca binayı satın almış, bildiğin hücre evi tadı yakaladım ama. Bizdeki namazlardan daha farklı. Herkes en şık kıyafetleriyle gelmiş. Bildiğin bayramlık kıyafet tadını yakalamışlar. Ve ayakkabım çalınır mı derdi yok =) Bir de, özellikle ufak çocuklar falan olaya yabancı olduğundan, imam oda oda dolaşıp bakın böyle kılıyoruz şeklinde Namaz 101 dersi verdi. Kıkırdadım ince ince. Yanımda taşkınlık yapan 3lü çocuk grubuna da gözdağı verdim namaz süresince.
Hayatımda ilk defa bayramda para veren insan oldum ayrıca. Ahmet Abi’nin 2 adet çocuğuna bayram harçlığı verdim. İnşallah Türkiye’de de kendi yeğenlerime bol bol harçlık verdiğim, sevilen amca pozisyonunu doldurduğum günler de gelecek. Gebeşlerim benim ya. Özlüyor insan…
Sonrasında dev bir kahvaltı yapıldı. Akşam da resmen kuru fasülye pilav yedim. Böyle bir İsviçre tecrübesi ediniyorum. Alamancı Türkçe’siyle, sarı mersedesime atlayıp evime döneceğim bir sene sonra. Anneme de mikser götürücem.
Eylül 22nd, 2009 at 00:16
anlaşılmıştır=))anneye mıkser gelejek,,bende yeni nesil transformers ıstıorm o zmn=))bole kucuklgmden berı hep bekledım bırı bıgun benı hatrlar bı transformers getrr bana dıe=))sana kısmetmıs babyboy=))smdı dıejeksn blıorm transformers ne alaka dıe cevaplıorm barbi bebek yaşım geçtide yaratıcı olsun ıstedım=))
Eylül 22nd, 2009 at 17:32
son paragraf çalıntı
ama duygular saf ve temiz
Eylül 22nd, 2009 at 23:45
Bana da harçlık ver hacı..
Eylül 23rd, 2009 at 11:45
yok transformers flnn, ama robot kılığına girebilirimmm =))
Eylül 23rd, 2009 at 11:45
hipodrom
Eylül 23rd, 2009 at 20:29
Megamen yiit kocagozoglu;)))