Çok can bir arkadaşımla klasik bir salı akşamı yaşayıp Sir Winston adlı çay evine çöktük bu akşam. Efendime söyleyeyim, vaktiyle ABZ Konseyi’nde İcra Kurulu üyeliği yaptığımız bir arkadaş kendisi. Laf nerden döndü dolaştıysa İzmir’deki romantik hayata geldi, ki adetimiz değildir öyle bayan kız muhabbetleri falan.
İşin ana mevzuu şuydu. İzmir, sözde büyükşehir. 3 milyon nüfus var ama bunlardan 2 milyon 800 binini falan kesinlikle görmüyoruz hayatlarımızda. Kalan 200 bin de çeşitli sosyal çevrelere dağılıyor. Ve bu güzide şehrimizde herkes yaklaşık 5 bin kişilik çevrelere bölünmüş şekilde, tabur tabur yaşıyor. O sebepten de, özellikle bizim çevremize dahil olan hanımlarda bir çekingenlik var. Yapılan her şey, en ufak dedikodu, kapalı odadaki osuruk misali yayılıyor, kalıyor ve herkesin ilgi odağı haline geliyor. Mesela ünlü bir 34 plakalı otomobil deneyimiz var ki anlatılmaz yaşanır. İnsan bir yerde de hak veriyor. Yaptığını afişe etme manyağı dostlarımızın da etkisi var kızların bazı bazı çekingenliklerinde. Evet, adaletli bir konseyiz.
Bu yazı bir yere varmayacak o belli oldu. Ama şunu diyeyim, İzmir’in denizi tuzlu kızı nazlı arkadaş. Hepsine selam ederim yine de.
Yiit out!