Oldum olası toplu taşımadan haz almadım. Zannımca toplu taşıma da benden haz almadı, zira ne vaktinde otobüsüm geldi, ne bindiğim otobüs 5000 kişinin altında insanla kalktı. Vapurla gideyim dedim o bile rötar yaptı. Metroyu bile istisnasız 12 dakika bekleyen bir adamım ben yahu. Tiskiniyor insan bazı bazı.
O sebepten ya arabayla giderim, ya da yürürüm gideceğim yerlere. Ancak ara sıra otobüsün kullanışlı olacağı anlar olabiliyor. Mesela Talatpaşa üzerinde bir yere gidiyorsanız, arabanızı ancak katlayıp poponuza sokabilirsiniz, felaket park derdi var. Bugün de, bu sebepten otobüs ile yolculuk ettim.
Dönüşte ise acıların büyüğü beni bekliyormuş… Güzelim bir 169, tam da ben yol alırken yanaştı. Daha da beteri, yolcu indirmediği, sadece de bir kişi bindiği için durmadı… Ben ona doğru tüm çabamla giderken, o gelin gibi uzaklaştı… Ardından bakakaldım yaşlı gözlerle… Hemen ardından gelen eski sikko klimasız leş adi bir otobüse mahkum kaldım… Gözüm öndeki nazlı 169′da, eve kadar geldim. O kahpe otobüs ise dönüp bana bir kere olsun bakmadı…
Ah ne acıymış sevdiğini böylesine kaçırmak arkadaş… Yüreğim pare pare, kentkart kan ağlıyor… Kentkart taşımayan bir adamdım, normal binişi 3 lira yaptılar. Sözümona CHP di mi bu, halkçı parti yani. Cesetçi parti olmuşlar, ölü seviyorlar, herkesin haberi olsun. İlçe vermedik ampule, yaptıklarına bak. Bi de halkçı parti olmasalar, otobüse biniş 50 lira olur, içerde de bistroda dururduk heralde. Pis adamlar sizi.
Peace. Pis yani.
Temmuz 29th, 2009 at 08:42
Ahah,toplu taşımaya aşina biri olarak sana sadece şunu söyleyebilirim.
If you can find cheaper transportation anywhere…
Use iiiiittttt.
İzmir’de kentkart,Ankara’da (sikkoların sikkosu) Ego,İstanbul’da ise Aqbil kullanmış (yani iyice kaşarlanmış) biri olarak söyleyebilirim ki İzmirinki gibi güzel otobüs,güzel insan yok kıymetini bil şehrin. Ankara’nın metro ağı aralarında en iyi çalışanı ama olsun,adamlar mal,adamlar bebe,bunu sen de biliyorsun.
Temmuz 29th, 2009 at 17:35
Babacım ben sana Alsancak’ta sote park yerlerini göstereyim sen arabayla git bundan sonra. YA da gitme eşşoleşşek halka karış…
Temmuz 29th, 2009 at 23:51
did he drop any kentkart? hahah
Temmuz 30th, 2009 at 00:11
erenlere karışacam arkadaş, klimasız otobüs dertbüs.
Temmuz 30th, 2009 at 02:18
daslebenderanderenlere karışma da ahahahah alalh kahresin ya of.
Temmuz 30th, 2009 at 09:15
güzelyalı tarafında oturup haftasonu arkadaslarıyla alsancakta buluşan gençlik için 169 fenomendir arkadas. uzaktan tabeladaki 1′in yanında tam seçemediğin yuvarlak hatlı rakam öbeğini görünce “aha!” dersin “galiba geliyo”. yaklaşıpta rakamlar kesinleşince içini bir huzur kaplar. eve varış kesinleşmiştir. biraz ileride bekleyen taksiye içinden “hadi lennnn!” çekip binersin bebek gibi 169′a…
tabii bu dediğim hissi yaşamak için 80 sonu veya 90 başı gibi beklemek lazım sevinç’in ilerisindeki durakta. saat 12:00. son otobüs 12:00′de geçiyor. 12′ye 10 kala arkadaşın evinden veya oturulan mekandan aceleyle fırlanır. durağa geldiğinde 12′ye 1 veya 2 vardır. 5 olmaz o. ortalıkta otobüs felan yoktur. kritik bir noktadasındır. hesaplar başlar. eğer 169 geçtiyse ilerideki taksiyle gündüz tarifesi muhabbeti yapmak için 1 dakikan vardır (o zamanlar taksimetre otomatik olarak geçmiyodu geceye, ne açarsa o) ama daha geçmediyse sen taksinin arka koltuğuna kurulmuş ve şöför daha kontağı çevirmemişken, 169′un yanından nazlı nazlı süzülmesi ihtimali de kabus gibidir. gözün sınırlarını zorlayarak en uzağı görmeye çalışır, kafan saniyede 20 hesap yapar, zaman tükenmektedir. ve 169 görünür uzaktan, pavyon gibi yakmış ışıklarını. taksiye hadi len zamanı gelmiştir.
yıllar sonra sabaha kadar saat başı otobüs ve vapur seferleri başlamıştı da bozulmuştu bu haftasonu ritüeli. fakat o da hafta sonu alsancakta içen vatandaşının eve nasıl döneceği konusunda kafa yoran bir belediyeye sahip olmanın gururunu yaşatmıştı.
Temmuz 30th, 2009 at 10:10
Eren olacam derken veren olacaksın sonunda tek korkum bu…
Temmuz 30th, 2009 at 12:25
yahu bak yine yaptın bro, inan yazımı bırakıp bunu okusunlar, daha güzel yaw ahahahahah
hakkaten o anı yaşadım ya, Talatpaşa’nın başından o ışıklı otobüs gelirken ohh çekersin, herşey bi anda belli olur, aynen ya bu kadar güzel anlatılır ahahah hasta oldum, sana biyat edeyim, klavyene yüz süreyim istedim.