Evet, kısa bir aradan sonra yine İzmir’deyim. Hayatımı geçirdiğim, biricik şehrim olmasına rağmen, İzmir de diğer her şehir gibi insanı bir haftadan sonra bayıyor yahu. Keşke bu farkındalılığa kavuşmasaydım diyorum, ama ne yazık ki öyle.
Neyse. İnsan buraya gelince arkadaşları, aileyi, köpeğini falan özlüyor da, benim gibi boğazına düşkün biriyseniz hele, yemekleri accaip özlüyor yahu! İster istemez, Çarşamba akşamı bir meyhane yapalım dendi. Gidildi de. Nihat Baba’nın Yeri isimli, eski adıyla Tepecik, yeni adıyla Yenişehir, her zamanki adıyla keranenin orada bir yer burası. Leş bir muhitin içinde pırıl pırıl parlayan, son derece başarılı bir mekan. Biraz tuzlu, yeni adıyla kazık, her zamanki adıyla geçiriyor, ama güzel.
Ancak dikkatimi çeken mekanın taze pişirilen arnavut ciğeri, veya süt kuzu atom kokoreçi olmadı. Arkadaşlarla konuşurken konu önce yemeklere, ordan karıya kıza kaydı. Tam ooh, kral meyhane sohbeti derken, birdenbire sözlükte en gülünen başlıklardan bahsetmeye, baba yeaa senin nik neydilere geldik. Orada çarptı beni bu evrim.. Resmen artık keranenin ordaki ağır abilerin meyhanesinde bile sözlük muhabbeti dönüyor. Devir yeni neslin devri olmaya başladı iyice. Mesela ben rahat rahat bolca yiyeyim diye eşofman altı giyip üstüne gömlek giymiştim (absürt geliyor ama ikisi de siyah olunca bir nebze kurtarıyor loş ortamlarda), ve mekandaki tek eşofmanlı dallama olacağıma emindim. Girdikten yarım saat sonra bir göz gezdirdim ki, benim gibi, hatta benden beter, yani üste de kapşonlu eşofman falan giyen 2 3 dallama daha vardı.
Yeni nesil sadece sözlükte ortalığı bozmuyor aga. Kerane meyhanelerine bile el attık, eli kulağındadır eşofmanlıların meclisten tweet atmaları.

Mart 21st, 2010 at 23:50
baba ben hatırlmamıyorum o muhabbeti
Mart 23rd, 2010 at 08:43
baba kesene bereket, onu hatırlıyosundur inşallah