03 Ağustos 2009

Ölüyordum …

Şaka değil. Acemi ve gerçekten yeteneksiz bir arkadaşın arabasına bindim, sağolsun 2. kere beni aldı. İlkinde şehir içinde anayola durmadan dalmak tarzı hareketlerle ölümden döndürmüştü bizi, ama şehir içinde trafik kazasından ölüme inancım olmadığından pek korkmamıştım. Bu sefer, Bornova’dan Gaziemir’e otobandan geçerken inanılmaz işlere imza attı kendisi.

Orta şeritten 80 ile falan giderken 500 metre ileride falan bir tır sola sinyal verdi. Sinyalin 1 2 saniye ardından da şerit değiştirdi. Arkadaş “lan lan abooo” falan diyerek deli gibi yaklaştı buna. Son ana kadar da fren falan yapmadı. Son anda da direksiyonu ful sola kırıp frene abandı. Sonuç: Kontrolden çıkan bir araç, sağ sol sağ sol yapıp bariyere giren araç içinde bizler. Bariyere çarpınca araçtan çıktık ne oluyor diye. Hemen akabinde de, biz bariyer ve araç arasında “lan of fena girdik ha” derken, mal başka bir şöför de hızını alamadı ve SOL ŞERİTTE bize çarptı ALLAH ARTIK. O an hala kafamda, düşünüyorum, ileri kaçsam araç bana girer öldürür, geri kaçsam bizim araçla bariyer arasında kalırım falan diye… Elim ayağım titredi, bu kadar korkmadım ömrümde.

Daha sonra, sırf rutine bağlamak açısından, o sırada kaza yaptığımız araçta bulunan Diskdünya Ege bölge satış sorumlusu Aliihsan bey ile Üçyol’dan Agora’ya kadar yürüdük. Mümkün mertebe kazadan bahsetmedik. Gittik, ayı gibi de yemek yedik. Hani ben yiyorum ara ara da, bu aralar iyice eşcinsele bağlamış, salatadan peyniri çıkartan kalori düşmanı Aliihsan bile “sandviç 30 cm olsn, kuki de verin, la Yiit kukileri shake e mi bansak” şeklinde dünyaya verdi kendini.

Yani hayat bir anlık ya… Çok çok ucuz atlattık bu kazayı ayrıca. Yani burnumuzun bile kanamamış olması inanılmaz. Yazayım mı diye düşünüyorum 3 gündür…  İsviçre’ye 20 gün kala, herşeyin baharında böyle mal mal ölsem hortlar tebelleş olurdum biryerlere ama. Büyük konuşmuyorum, fena hortlarım arkadaş.

PS (Power Struggle yani): Adı süper kendi gebeş kupayı alan takımımı kutluyorum. En az 12 senedir günde çift antreman yapıp da, hala her ortayı önündeki pergellemiş adama çarptıran Gökhan Gönül’ü de kutluyorum. Alex, sana lafım yok. Ama karın çirkin ya. Rüştü o sarışını, Alpay Cansel’i nikahına alıyorsa, sen gözümüzde Anna Kornikovalara, Aysun Kayacılara layıksın kaptan.


2 Responses to “Ölüyordum …”

  1. ihsan Says:

    abi Alex’in eşi, Türk futbolunun kanayan yarası. İnan bu yüzden Türk kulüpleri Avrupa’da kayda değer başarılara imza atamıyor.

    Dışarda bakıyorsun Ferrari gibi 5. sınıf bir defans oyuncusunun bile akıllara durgunluk, başka organlara coşkunluk veren güzellikle eşleri, sevgilileri var. Anlamadım ben bu işten birşey.

    Aşkın gözü kör demek ki hakikaten; Alex karşime bu konuşan basküllerden almak lazım ahahah “hanım içerden 75 diye bi ses geldi, hayırdır?” ahaha

    bu arada 75 dedim bak. bir seferde dedim. daha da birşey demiyorum.

  2. Yiit K. Says:

    abi inanılmaz yani, bak biraz daha kondisyon yapıp düzenli halı saha yapmaya başlasam, inan o an Alex’in karıyı boşarım yani.
    bırak gol asist kralı olmayı, Türkiye’nin en büyük takımının kaptanı olmayı falan.

Leave a Reply

Filled Under: Serbest Dalış