Şimdi, benim zihnimin derin köşelerinden birinde bu adam yatıyor nedense. Ara sıra da yüzüstüne çıkıyor, ve ben alakasız bile olsa bu adam üzerinden espiri yapmaya başlıyorum. Bunu buraya yazmama sebebiyet veren de sevdicekle yapılan sohbette adının geçmesi ve beni 10 dakika süren bir stand upa iten bir fikir silsilesi oldu.
Şimdi kimdir Suavi? Çok fena kıl sorunu olduğuna inandığım, dini inancı veya fobileri yüzünden berbere küsmüş bir insandır. Hayata memur bir baba ve ev hanımı bir annenin 4 çocuğundan biri olarak dünyaya gelmesi zaten hayata baya handikaplarla başladığına dair kuvvetli bir kanıt benim gözümde. Bence gençlik yıllarında kirli sakal olarak başlayan bir sevdanın fetişe dönmesi, bize ve müzik dünyasına Suavi’yi kazandırdı. Ha bu adamın bir şarkısını bilir miyim, zannetmiyorum. Benim gözümdeki yeri, Kız Kulesi’ne siyah trençkotla bakan, ama asla atkı giymeyen, hatta atkıya ihtiyacı olmayan bir insan profili.
Bugün beni düşündüren kısmı ise kendisinin aslında bahçe hoperlörü konseptinde bir adam olması oldu. Hani bir “Garden Party” verilir, böyle hoperlörler vardır, çalılıkların arasında gizli, sesi gelir ama kendi gözükmez. Aha Suavi işte. Adam karşında arya söyleye ağız hareketini göremezsin. Adam karşında ana avrat düz gitse “KİM LAN O ORTAYA ÇIK DA SÖYLE LALE” diye ortaya bağırırsın. Şarkıcı olmasa da ventrilog olurdu bence, Tanrı vergisi bir yeteneği var zira dediğim gibi.
Ya bir adam böyle bir konsepti nasıl seçer hala anlamıyorum aslında. Kızın olsa vermezsin, oğlun olsa arkadaşlık etmek istemezsin, saati sormak için yanaşsa daha ağzını açar açmaz (ha nasıl görcez ağzını açtığını ayrı mesele) “para veriyim de git şarap al o parayla di mi hııı” der yürür gidersin. Suavi’nin sosyal düzende yeri bence çok niş bir yer. Kız Kulesi manzaralı bir yerde doğru rüzgarda prim yapabilir, ya da şarap paralarını biriktirir bir pipo falan alırsa çok kalifiye sosyalist sohbetlerin aranılan ismi olabilir. Ama düğünümde Suavi çıksa sahneye, gerdeğe babamla girerim. Ünlü biri diye Suavi’nin resmini çekip koyacak dönerci falan da yoktur sanırım, hoş berberlerde kafasına ödül bile konmuş olabilir, birşey diyemem.
Son sözüm sana Suavi: Traş da bir spordur!
Yıllar sonra gelen edit: Yazı değiştirmeyi sevmem. İyisiyle kötüsüyle kalmalı söylenenler, gerçek hayatta sözleri nasıl silemezsen, internette de bir kısım gerçeklik lazım. Sadece eğlence için yazılan boş yazılar bunlar, okuyanlar da farkındadır. Ancak bu yazıda, kimi insanlar için haksız hatta ağır bile gelecek bölümler var. Ben hala, zevzek bir yazıdan öteye geçmediğini düşünüyorum, ki zevzekliği stil olarak benimserim, severim. O sebepten, size göre de yanlış, saçma ve ağır yerler varsa, zevzek deyin geçin, o kadar da ciddiye almayın herşeyi =)



Aralık 15th, 2010 at 00:43
yaptığın bu eleştirinin çok yersiz ve saçma olduğunu düşünüyorum.sen bu yazdıklarında ne anlatmak istiyorsun??eleştirininde bi adabı vardır.senin gibiler yüzünden bu eğerli insanlar gün yüzüne çıkamıyo zaten ayrıca senin dinlediğin bir çok şarkının altında suavinin imzası vardır.bunu araştırıp öğrenseydin bu saçma yazını yazmadan önce bir kez daha düşünürdün.benimde sana son sözüm parayla imanın kimde olduğunu bilemezsin.dış görünüşe göre o kadar çok yargılama yapılıyorki bu insanlar ne yapsın??başını kapatsa gerici,dar düşünceli;başka bi tarz yapsa-suavi,murat yılmazyıldırım-dinsiz,ateist,aman ne modern olmuş şu tipe bak denir.böyle bi durumda bu insanlar ne yapsın??çok yanlış bi açıdan düşünüyorsun.tekrar düşünmeni tavsiye ederim…ne kadar geçerli olu ama…
Aralık 15th, 2010 at 07:43
Yersiz ve saçma olduğu konusunda hemfikiriz. Sana diyebileceğim tek şey, de ve ki edatlarını ayrı yazman.
Aralık 21st, 2010 at 12:06
Google ‘dan yapılmış kısa bir araştırmayla hakkında hiç bir şey bilmediğiniz birisi için yazılabilecek en saçma yazıyı yazmış ve bu yazıda, ömrünün yarısını müziğe vermiş bir sanatçı için söylenebilecek en saygısızca kelimeleri kullanmışsınız.
Siz yazıyı yazan beyefendi, daha siz doğmadığınız günlerde Suavi, ülkemizi temsil etmekteydi uluslararası yarışmalarda.
Ama sizin gibi zihniyeti bozuk politikacılarımız onu, o uluslararası platformda yalnız bıraktılar.
Sırf sakalı var diye.
Ya da sizin dediğiniz gibi, sırf kıl sorunu var diye.
Ama anladık ve anlıyoruz ki, asıl kıl sorunu olanlar sizlersiniz.
Keşke sizler de hayata bir memurun dört çocuğundan biri olarak başlayıp, büyük handikaplarla dünyaya adım atsaydınız da bu küstahlığınız birazcık törpülenseydi.
Neyse siz muhatap alınmaya ve eleştirilmeye bile değmezsiniz aslında. Saygısızlığa saygısızlıkla karşılık vereyim ki sizin dilinizden konuşabilmiş olayım.
Bakın -de ve -ki bağlaçlarını da ayırdım. Yani bu nota, notla alakalı bir yanıt verirsiniz umarım.
Ayrıca tıraş öyle yazılmaz. Tıraş diye yazılır.
…
Aralık 21st, 2010 at 12:13
Arkadaşlar arasında gülünmek için açılmış, size veya bilgi arayan herhangi birine hitap etmeyen bir sitede Don Kişot kesildiğinize göre enteresan bir insansınız. O yazıyı yazdığım sıralar aramızda bir Suavi espirisi vardı, ona binayen yazılmış bir yazıyı, sanki adamın mezar taşına kazımışım gibi bir çıldırmalar, bir Suaviperverlik. Adam kendisi rahatsız olur da bana birşey derse özürlerimle beraber silerim de, bence siz kendiniz bir hayat edinin, bir gencin üniversite yıllarında yazdığı espiri amaçlı şeylere bu kadar kafa yormayın.
Haydi hayırlı traşlar.