Selamlar ey ahali. Son 2 gündür neden yazmadığım konusunda spekülasyonlar var. “Kalemini kırdı artık o.. Marmaris’e izdivaya çekildi” diyenler mi istersiniz, “Öldü o, artık Michael Jackson’ın yanında” diyenler mi… “Erenlere karıştı artık o, gören olmadı daha” diyen kesim de var tabi. Açıklama getirmek istiyorum: Marmaris’e gitmeyeli han oluyor, Rabbime şükür Michael’a daha çok var, Erenler dediğinde de otomotiv var galiba, onlara da karışmam, güzel bir müessese.
Yurtdışına çıkış zor zenaat hacı… Yani bugüne kadar ben hep seyahat firmaları aracılığıyla çıktım, sanırım birçoğunuz da o şekil çıkmışsınızdır. Adamlara veriyordun pasaport kimlik, 2 3 tapu, sora hop Şengen gelmiş. Kendin, hem de uzun süreli çıkmak istiyorsan, adamlar senden pasaport kimlik değil kan alıyorlar kan. İstenen şeylerden bazıları: Diplomalarınınnın, özgeçmişinin, okulunun/işinin sana yolladığı her dökümanın 3er adet nüshası, ki bunlar İsviçre’nin konuşulan dilleri olan Fransızca, Almanca veya İtalyanca’ya çevrilmiş olacaklar, okulunun parasının yatmış olduğuna dair makbuz, ki bu da 3 adet ve İsviçre dillerinden birinde olacak, en az 21.000 CHF bulunan isme ait bir banka hesabı, işin bitince İsviçre’yi terk edeceğine dair el yazısıyla yazılmış imzalı taahhütname… oyh terledim haaa !
Adamlar seni almaya değil almamaya çalışıyorlar. Konsolosluğu arıyorsun, “3e bas” “5i dürt” “masaya 8 kere vur” tarzı cevaplar veren bir robot çıkıyor. Vize randevusu almak için 25 lira civarı para yatırıyorsunuz, Call Center var orayı arıyorsunuz, randevu için yarım saat konuşup neleri götüreceğinizi öğreniyorsunuz, aldığınız randevu 6 ile 8 dakika arasında, bu sürede konsolosluk sizi tartıyor resmen. Ben bayağı bir konuşup, bayağı bir not aldıktan sonra üniversitenin bana yolladığı büyülü bir kağıt parçasını hatırladım, “ya okul bana bi authorization yolladı ama” dedim de, kız bir duruldu, konsolosluğun sitesinde olmayan bir numarayı verdi. Kızın hakkını yemiyeyim, şahane yardımcı bir insandı, ama belli oranda otomatiğe bağlamış tabi napsın.
Konsoloslukta telefonu inanılmaz derecede hoş konuşan, inanılmaz derecede gülen bir hanım açtı telefonu. Hemen baktı, vizemin ve oturma iznimin gelmiş olduğunu söyledi. 26 Ağustos’ta gittiğimi öğrenince niye geç gittiğimi, istersem hemen gidebileceğimi söyledi. Çok teşekkür ettim, adını sordum ve süprizi geldi, adı Suzanna imiş bu billur gibi Türkçe konuşan hanımın.
Sonuçta, inanılmaz ebleh, ömür çürütücü, can sıkıcı bir bürokrasi girdabının ucundan döndüm. Kafam çok rahat. Tabi 5 günlük bir İstanbul gezisini ayarlamış oldum. Neyse, kapı gibi teyzem var, kendisi her daim 5 yıldızlı rezidans konforunda beni ağırlıyor. İnşallah gelsin İsviçre’de iade-i ağırlamanın kralını yapacağım, fondülerle çikolatalarla =)
Yani kısaca burdayım gençler. Beklerim ara ara, tıklarınızı eksik etmeyin, emeğe saygı !!!