Cumartesi gecesi gerçekten hareketli geçti benim için. Yeni ve eski mekanlara gittim, uzun zamandır görmediğim dostlarımı gördüm, göre göre doyamadığım insanlarla birlikte oldum; yani gerçekten güzel zaman geçirdim. Kısaca özetlersek, arkadaşlarla buluşup, birinin evinde üzerimi değiştirip Alaçatı’da yeni açılan bir mekanda yemek yemeye gittik, ki o mekan yazıya adını vermekte. Oradan gece Paparazzi’ye geçtim, oradan da Sole Mare yolu tutuldu. Hepsi de çok süper bir insanın doğumgününün 2. seasnsı için=) Sonrası da gelecek.
Kısacası, son zamanlarda dilime dolanan Haşmetvari tavrımla mekanı incelemeye başlayayım. Alaçatı’nın klasik beyaz, Rum – Köy işi mimarisinde bir Rum meyhanesi tadında bir yer Siga Siga, anlamı da yavaş yavaş olmaktaymış. Tabi içeri girip sırtında Siga Siga yazan birsürü garson görünce korktum, niyeti bozmuş bu adamlar diye. Ki sonradan niyeti bozduklarını da tecrübe ettim. 7 kişi, birkaçı egzantirik olmak üzere birkaç ara sıcak, birkaç meze yedik. Mesela kalamar dolma şahaneydi, bebek ahtapot kolu (evet kulağa egzantirik geliyor, ama biz ufak ufak ahtapotları kiloyla alıp pişiriyoruz demenin kibarcası bu) muhteşemdi, çok hafif suda güveçte haşlanmış kum midyesi gereksizdi. Porsiyonlar çok aşırı az değildi, ancak doyuruculuktan çok uzaktı. 5 şişe şarapla birlikte, hamdolsun 4lü haneleri teğet geçen bir hesapla yüz yüze kaldık. Siga siga ödedik tabi, yavaş yavaş yani, aceleyle kalkmadık sofradan.
Bu tarz yazılarda çok eğlenceli olamadığımın farkındayım aslında. Sıkıcı da olmamaya çalışıyorum, ama sonuçta blog, yani e-günce tutmanın temel taşlarından biri, tecrübelerini ve düşüncelerini aktarmak. Kısaca alayına sallamak. Soktun geçirdin Siga Siga demekten keyif alıyorum. Zannetmiyorum ki bu benim bir daha gitmeme, veya sizlerin orayı denemesine engel olacak. Sonuçta alan razı veren razı, Amarigalıların dediği gibi stating the obvious, yani bariz olanı dile getirmek eylemi bu. Bir de ceryan vermenin dayanılmaz hafifliği tabi.
Gidin görün, ama çok da matah değil. Hala Bodrum’daki bir Gümüşlük, yahut Memedof ayarında yer yok Çeşme’de. Daha da Alaçatı’ya gitmem, önümüzdeki haftasonuna kadar en azından, bu da böyle biline!



Haziran 7th, 2009 at 23:28
siga siga dalgalandı dünya
Haziran 7th, 2009 at 23:33
bora bora şarkısı da güzel oluyo cano
Haziran 8th, 2009 at 09:13
doro doro
Haziran 8th, 2009 at 09:16
mana mana hatta